[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

#uyumsuzyorumluyor

41 posts

TOP POSTS

#uyumsuzyorumluyor
Cadı Avcısı
Seelam. Ben Cadı Avcısı'nı tekrar okudum. Yorumum da çok aşağılarda var ama tekrar sizlere yazmak istiyorum. 💫
Elizabeth, veba salgınında ailesini kaybettikten sonra tanıştığı ve yanında kalan tek kişi olan Caleb'tan ayrılmamak için onunla beraber Cadı avcısı sınavlarına katılıp krallığın en yetenekli askerlerinden biri olur. Cadı avcılarının tek bir görevi vardır: Büyüyle ilgili her şeyi yok etmek. Krallıkta büyü kullanımı yasaktır. Buna karşı gelenler idam/yakılma cezasına çarptırılmaktadır.
Elizabeth, bir gün büyü kullanımını engellemek için gittiği bir evde görev sırasında büyük bir sorunla karşılaşır ve büyü kullanmakla suçlanarak idam cezasına çarptırılır. Tüm bu zamana kadar ona öğretilen, inandığı değerler bir bir değişmeye başlayacaktır.

Kitap ef-sa-ne. Fantastik kurgu içerisinde en sevdiğimdir kendileri. Yazarın dili açık ve anlaşılır. Olaylar sürükleyici. Kurgu zaten obaa. Karakterler de ayrı bir sevilesi. Öneriyor muyum? Evet! Şimdi Kral Katili ile devam ediyorum. Çok yakında onun da yorumu gelecek. Şimdilik, mühür sizi korusun🌌.

"Birileri demiş öldü, efsane geri döndü" klişesiyle ben geldim! Hikayede biraz yere vurmuştum bu kitabı, şimdi de yorumuyla geldim.
||Jessica Clare - Milyoner ||
#uyumsuzyorumluyor
Eskiden yaşadığı bir olay nedeniyle yüzü yaralanan ve bu yüzden hep insanların iğrenmiş bakışları altında ezilen, milyoner Hunter Buchanan. Hayalet yazar olan ve özgüvenli kızımız Gretchen Petty. Kitap bu iki karakterimizin aşkını anlatıyor. Hunter Gretchen'i gördüğü anda tutuluyor ve ona ulaşmaya çalışıyor. Hayalet yazar olduğunu öğrenince de bir kitap yazdırmaya karar veriyor. Lakin şartlar Gretchen için zor bir karar. Bir ay hiç bilmediği bir malikanede, tanımadığı insanlarla yaşayacak. Ama kabul ediyor ve ikilimizin evde cok yanlış bir şekilde karşılaşmasıyla olaylar başlıyor.

Konumuz özetle bu. Gel gelelim şimdi benim düşüncelerime.
- Kitabın giriş bölümünden başlıyor kadın bir cinsel obje olarak görülmeye. Hunter kızı gördüğünde cinsel anlamda düşünüyor. Rahatsız oldum bu durumdan.
- Kitap akıcı ve basit bir dili var. Okuduğunuzda zorlanmıyorsunuz. Yazar olayların işlenişini ilk kitapla benzetmiş. İkinci kitap diye bambaşka bir kurguyla beklentiye girmeyin.
- Hunter kıza çok afedersiniz ama sürtük damgası yapıştırıyor. Hem de birbirlerini sevdikleri aşamada. Demediğini bırakmıyor, hatta parayla daha fazla kalmasını istiyor. Ama bir müddet sonra pişman oluyor ve telafi etmeye çalışıyor. Bizim çok gururlu (!) kızımız da affetmeye başlıyor. Ama şu var ki adam hala haklı görüyor kendisini. Hala diyor ki ben ne yaptım(😂😂). Hadi ama yanlış anlaşılma oldu evet ama Hunter sana güvenmedi bile. Neler neler dedi.Sen ne çabuk affettin Gretchen! Elimde olsa sarsacağım onu. Ama okuyoruz işte...
Bu kitapla ilgili olumsuz düşüncelerim bir tık fazla. Size aman aman öneremiyorum. Ama ilk kitabını okuyup o zaman karar verebilirsiniz kitaba. İlk kitabı daha cok sevmiştim buna göre. İyi günler efenim!

Merhaba! Bir haftadır post atmıyorum farkındayım. Bu hafta da bazı sebeplerden aktif olamadım. Fotoğraf çekemiyorum, yorum girerken düşüncelerimi toparlayamıyorum... O yüzden anlayacağınızı düşünüyorum. Bana bir müddet daha zaman tanıyın. Şimdi bir kitap yorumu yapıp gideceğim. || GÖLÜN DİBİNDEKİ EV ||
#uyumsuzyorumluyor

Kitap Amelia ve James'in flörtleşmesiyle başlıyor. Beraber ilk randevuları için kanoya binmek üzere sözleşiyorlar. Birinci ve ikinci gölden geçiyorlar ve gizli bir üçüncü göl buluyorlar. Biraz ilerledikten sonra aşağıda bir şey dikkatlerini çekiyor. Bir ev. Gölün dibindeki ev. İkisi sırayla dalarak eve bakıyorlar. İlk dikkat çeken şey eşyaların suda süzülmesi gerekirken normal durmaları, herşey yerli yerinde. Ev o kadar ilgilerini çekiyor ki bir müddet sonra devamlı gelip keşfe çıkıyorlar. Ama aralarında bir kural var: "Nasıl ve neden diye sormak yok!" Bir gün eve geldiklerinde ayak sesi ve kahkaha duyuyorlar. İste o zaman evin gizeminden gerçekten korkuyorlar. Bu iki genç evin gizemini çözebilecek mi?

Konu çok heyecanlı duruyor değil mi? Ama kitap tam bir hayal kırıklığı! Kitabın ilk 40-50 sayfasında çok sıkıldım. Ortalara geldiğimde (evi bulduklarında) kitap benim için birazdaha aktı. Ama yine de "cok heyecanlı! Aman Tanrım! Aww!" tepkilerine bürünmedim. Sadece az bir merak duygusu başladı. Evdeki ayak sesleri ve devamındaki olaylar (spoi olmasın diye yazmıyorum) beklenti uyandırıyor. Ama o beklentiyi sonu veremiyor maalesef. Yazar öyle bir son ile bırakmış ki ne sorularınızın cevabını alabiliyorsunuz ne de tatmin oluyorsunuz. Sonu acaba bizde "neden ya da nasıl diye sormak yok" diyelim diye mi öyle bitirdi dedim ama... Ah cidden o kadar güzel konuyu nasıl isleyemedin be! Çok olumsuz konustum öyle değil mi? Kinimi yeteri kadar kustum galiba. İyi günler dilerim sizlere!

#uyumsuzyorumluyor
#sahtekar
#parodiyayinlari

"Bu tuhaf; fakat gerçek, gerçek daima tuhaftır. Kurgudan daha tuhaf."

İyi akşamlar efenim! Başımıza gelenler en çok yakınımızdan gelir öyle değil mi? Bazen farkına varırız, bazense yıkıma uğrarız. Ama direniriz, ayakta kalmaya özen gösteririz - ne kadar zor olsa da- . Kitaba geçmeden önce birkaç şey söylemek istiyorum. Gittiğim fuarlarda birçok şey gözlemledim. Çoğu yayınevi sizinle ilgilenmezken @parodikitap
görevlileri sizinle sohbet ediyor. Bu kitabı da oradaki abla sayesinde aldım ve asla pişman olmadım. Bu ayrıntıyı da verdiğime göre kitaba geçebiliriz.


Sahtekar birçok olay barındırıyor içinde, birçok cinayet. Bir antika reprodüksiyon şirketi patlar. O sırada oranın sahibinin kızı ve şirketin eski çalışanı oradadır. Neden oradalardı? Neden patlama oldu? Kim yaptı? Peki ya bu olayın, New York'a iş için giden ve kaybolan Tracey Sloane, evini terk eden Clyde Hotchkiss, sokakta yaşayan insanlarla ilgili yazı yazan üniversiteli Jamie Gordon ile ne ilgisi vardı? İşte bu karmaşayı çözüyoruz kitapta.
Yazar dilini açık ve anlaşılır tutmuş. Olaylar merak ettiriyor ve sürüklüyor. Konunun işlenişi benim hoşuma gitti. Ben kitabı severek okudum. Polisiye tarzı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim!

|| Malala Yusufzay - BEN MALALA ||
#uyumsuzyorumluyor
#epsilonyayınları
#benmalala

"Ben Malala'yım. Dünyam değişti ama ben değişmedim." Merhabalar efenim! Alıntılarını her yerde kullandığım ama yorumunu bir türlü yazamadığım bir kitapla geldim. Malala Taliban'da yaşayan orta halli bir kızıdır. Bir gün Taliban, din menfaatçilerinin kurbanı olur. Dini öne sürerek, din üzerinden menfaat sağlayan Fazlullah ve yandaşları, eğitim hakkını kısıtlar, kızların okula gitmesini, kadınların tek başına çarşıya çıkmasını kötü bir şey gibi gösterir. Ona kulak asmayanları öldürürler. Okullar, meydanlar bombalanır. Malala eğitim hakkı kısıtlanan öğrencilerdendir. Eğitime bu denli bağlı olup bu hakkın elinden alınmasına göz yummaz. Babası da bu konuda savaşırken neden kendisi de yapamasın? Taliban için gelen gazatecilere röportaj verecek öğrenci aranmaktadır. Ama kız çocukları korktuğundan çıkamaz. Malala gönüllü olur ve o günden sonra yaptığı konuşmalar radyolarda yayınlanır, blogda yazdığı yazılar birçok kitleye ulaşır. Malala çok iyi bir konuşmacı olup, haklarını savunurken büyük siyasetçileri etkilemeyi başarır. Genç yaşında bunları başarırken, zorluklar yaşasa da eğitim hakkını savunmaya devam eder.

Kitabı alın! Okuyun! O kadar çok etkilendim ki... 16 yaşında bir kız ülkesindeki haksızlığa direniyor. Susmuyor. Ve birçok destekçi buluyor kendine. Kitapta özellikle toplumun kadına verdiği değer çok iyi işlenmiş. Ayrıca Taliban'ın bu hale düşmesi, ülkede yaşananlar, o yerin kültürü gibi birçok bilgi kazanıyorsunuz. Bence kitaplığınızda yer edinsin. İyi günler dilerim!

|| Nancy Pickard - Cinayetin Şifresi || #uyumsuzyorumluyor
#ephesusyayinlari
#cinayetinsifresi
Size göre katil mi daha ilginç yoksa kuban mı? (Yorumlarda cevaplayalım)

Yüzen evlerinde yaşayan bir çift torunlarının vaftiz törenine gitmek için evden çıkmış, göl yolundan sandallarını yüzüdürüyorlardı. Yaşlı Williamslar sandalla giderken suda bir oltaya denk gelirler. Gayet sık olan bu olta, herkesin sahip olabileceği türden değildi. Bradley oltaya uzanıp çekti ama aşağıdan ağır bir şey onu oraya sabitlemişti. Suya daha dikkatli bakan Brad oltanın ucunda, misina boynuna dolanmış 6 yaşındaki sağır Natalie'nin cesedini görecekti...
Polis, Natalie'nin katilini bulmuş, duruşmaya çıkarmıştı. Pek delil bulamasalar da, jüri bu küçük kızın katilinin suçlu olduğu yargısına varmıştı bile. Ama Ray bir yolunu bulup kaçmış, sivil ve askeriyeyi peşine takmıştı.
Marie Lightfoot, cinayet kitaplarını gerçek katiller üzerinden yazan bir yazardı. Yeni kitabı için Ray Raintree'yi seçmiş ve dava hakkında bilgiler bulmaya başlamıştı. Bir gün eski emekli polisten gelen telefon ile davayı aydınlatmayı başarmıştı. Ray gerçekte kimdi ve bunu neden yapmıştı?
°
Kitap genel olarak akıcı ve basit bir dili var. Hem dava zamanını hem de davaya kadar gelen süreci bölümler halinde okuyoruz. Ben sıkılmadan ve severek okudum. Siz de bu tür seviyor iseniz kitaba bir şans vermelisiniz. " Acı olan gerçek bariz şekilde şu ki kurbanlar, tanımları itibariyle de olduğu gibi, katilleri gibi enteresan değiller."

|| Shaun David Hutchinson - ÇÜNKÜ BİZ KARINCAYIZ ||
5/5

#uyumsuzyorumluyor
#cunkubizkarincayiz
#yabancıyayınları

Merhaba, merhaba, merhaba! Nasılsınız? Size, uzun zamandır girilmeyi bekleyen yorum ile geldim. Fotoğrafın kalitesi düştü ama HD gibi davranalım 😂😂.

Size dünyayı kurtarma şansı verseler butona basar mıydınız? (Yorumlarda cevaplayın) Uzaylılar tarafından kaçırıldığını abisine söylemesi çok büyük bir hataydı. Ama abisinin bu durumu bütün okula yayacağını nereden bilebilirdi ki? Dalga geçildi, aşağılandı ve okul hayatını mahveden bir lakapla damgalandı, 'Uzay Bebesi'. Henry Denton, 13 yaşında iken uzaylılar tarafından kaçırıldı. Uzaylılar onun yapısını mı inceliyorlardı, yoksa onun parçalarını mı alıyorlardı? Onu dünyaya gönderirken üstünü almalarının sebebi, arkasından gülmeleri, alay etmeleri miydi? Ona işkence yaparken eğleniyorlar mıydı? Bunlara olumlu cevap verebilirdi. Ama kendisinden dünyayı kurtarmalarını beklemek? Ah, hayır! Bunu çözdüğünde ondan ne beklenildiğini anlamamıştı. Bir buton ile dünyayı kurtarmak neden ona kalsın ki? Eğer butona basarsa dünya kurtulacak, basmazsa yok olacaktı. Peki Henry ne yapacaktı? Ailesi yıkılma eşiğindeyken, abisinin hamile sevgilisi varken, anneannesi alzheimer iken, eski sevgilisi intihar etmisken -ki bu kendisinim sucu olabilirken- neden düğmeye bassın ki? Peki aniden kendisini arkadaş olarak bulduğu Diego Vega, Henry'nin kararını etkileyebilecek mi? •
Ben kitaba ba-yıl-dım. Öncelikle başlar başlamaz kitaba girdim, ki bu benim için artı puan. Kitap akıcı ve basit bir dilde. Aralarda bilimsel yazılarla kitabı desteklemiş ve zenginleştirmiş yazar. Henry ve sevgilisinin (intihar eden) yerlerini okurken ağlayan bir ben olamam değil mi? Nedense Henry'nin, onun hakkındaki psikolojisi beni çok etkiledi. Ve ayrıca Diego ile olan kısımlar (gözlerinden kalp çıkıyordu). Spoi vermemeye çalışırken atlayarak yazdım son kısımları. Biraz da toparlayamadım sanırım, kitap hakkındada, böyle dağınık ve güzel hissediyorum. Öneriyorum, bence bir şans verin! Ayrıca dipnot ekleyeceğim; LGBTİ barındıran bir kitap. Sorun edecekseniz usulca bırakın😂😂 O zaman Diego❤Henry der yazımı bitiririm🎡

#uyumsuzyorumluyor
Yasemin Kokulu Hikayeler
#kitapyorumu
Evveet size çerezlik bir kitapla geldim. Eğer kitap okuyamıyorsanız, dikkatinizi veremiyorsanız bu tür kitaplar okuyabilirsiniz. Kitapta birçok hikâyenin derlemesi var. Aralarda ve konu başlıklarının altında çok çok güzel ve anlamlı sözler var. Aşağıya sevdiklerimi bırakacağım. •
"Sevmek mutluluğumuzu bir başkasının mutluluğu içine yerleştirmek demektir." Wilheim Van Lubreitz
🎡
"Yeter, aklından çıkar artık onu diyor kimileri. Siz de aklınızla değil de, yüreğinizle sevseydiniz anlardınız beni." Cemal Süreyya
🎡
"Toprak, sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar?" Turgut Uyar
🎡
"Batan güneş için ağlamayın, yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin." Dale Carnegie
🎡
"Ah bir sarılsam şimdi, kırılsa yalnızlığımın kemikleri." Özdemir Asaf
🎡
"İnsan zeka karşısında eğilir ama şefkat karşısında diz çöker." Voltaire

ÖLM3K İÇİN ON ÜÇ S3B3P
#uyumsuzyorumluyor
#ölmekiçin13sebep ~
Ne yazacağımı inanın bilemiyorum. Eğer toparlayamaz, dağınık yazarsam affedin. Uzun zamandır bir kitaptan bu denli hoşnut olmamıştım. Kitap çok, çok güzeldi. Hannah'ın yaşadıkları çok çarpıcıydı, "insanlık" duygusundan bir kez daha nefret ettim. Clay ağladıgında ben de ağladım. Hannah ile beraber ben de yolun sonuna geldim. Ona bunları yaşatanlardan nefret ettim, iğrendim. Sadece sonu anlamsızdı galiba. Clay'ın eski sevgilisine seslenişi, anlam veremedim. Ama onun dısında heyecan ile okudum. Öneriyor muyum? Kessinlikle! Kitabı muhakkak alıp kitaplığıma koyacağım.
Şimdi isterseniz #arkakapak yazayım;

Geleceği stop tuşu ile durduramazsınız.
Geçmişi geri saramazsınız.
Sırrı öğrenmenin tek yolu ... play'e basmak.

Hannah Baker ölmeden önce birkaç kaset doldurmuştu. İntiharının nedeni olarak gördüğü kişilerin adları bu kasetlerde gizliydi. ClayJensen, Hannah'nın doldurduğu kasetlerle ilgili hiçbir şeye karışmak istemiyordu. Hannah ölmüştü. Sırları da onunla birlikte gömülmeliydi. Ancak Hannah'nın sesi, Clay'e kasetlerde onun da adının geçtiğini söyledi. Clay gece boyunca kasetleri dinledi... Öğrendiği şey, hayatını sonsuza dek değiştirecekti. ClayJensen'ın ilk aşkının son sözleri.

MOST RECENT

|| Nancy Pickard - Cinayetin Şifresi || #uyumsuzyorumluyor
#ephesusyayinlari
#cinayetinsifresi
Size göre katil mi daha ilginç yoksa kuban mı? (Yorumlarda cevaplayalım)

Yüzen evlerinde yaşayan bir çift torunlarının vaftiz törenine gitmek için evden çıkmış, göl yolundan sandallarını yüzüdürüyorlardı. Yaşlı Williamslar sandalla giderken suda bir oltaya denk gelirler. Gayet sık olan bu olta, herkesin sahip olabileceği türden değildi. Bradley oltaya uzanıp çekti ama aşağıdan ağır bir şey onu oraya sabitlemişti. Suya daha dikkatli bakan Brad oltanın ucunda, misina boynuna dolanmış 6 yaşındaki sağır Natalie'nin cesedini görecekti...
Polis, Natalie'nin katilini bulmuş, duruşmaya çıkarmıştı. Pek delil bulamasalar da, jüri bu küçük kızın katilinin suçlu olduğu yargısına varmıştı bile. Ama Ray bir yolunu bulup kaçmış, sivil ve askeriyeyi peşine takmıştı.
Marie Lightfoot, cinayet kitaplarını gerçek katiller üzerinden yazan bir yazardı. Yeni kitabı için Ray Raintree'yi seçmiş ve dava hakkında bilgiler bulmaya başlamıştı. Bir gün eski emekli polisten gelen telefon ile davayı aydınlatmayı başarmıştı. Ray gerçekte kimdi ve bunu neden yapmıştı?
°
Kitap genel olarak akıcı ve basit bir dili var. Hem dava zamanını hem de davaya kadar gelen süreci bölümler halinde okuyoruz. Ben sıkılmadan ve severek okudum. Siz de bu tür seviyor iseniz kitaba bir şans vermelisiniz. " Acı olan gerçek bariz şekilde şu ki kurbanlar, tanımları itibariyle de olduğu gibi, katilleri gibi enteresan değiller."

|| Malala Yusufzay - BEN MALALA ||
#uyumsuzyorumluyor
#epsilonyayınları
#benmalala

"Ben Malala'yım. Dünyam değişti ama ben değişmedim." Merhabalar efenim! Alıntılarını her yerde kullandığım ama yorumunu bir türlü yazamadığım bir kitapla geldim. Malala Taliban'da yaşayan orta halli bir kızıdır. Bir gün Taliban, din menfaatçilerinin kurbanı olur. Dini öne sürerek, din üzerinden menfaat sağlayan Fazlullah ve yandaşları, eğitim hakkını kısıtlar, kızların okula gitmesini, kadınların tek başına çarşıya çıkmasını kötü bir şey gibi gösterir. Ona kulak asmayanları öldürürler. Okullar, meydanlar bombalanır. Malala eğitim hakkı kısıtlanan öğrencilerdendir. Eğitime bu denli bağlı olup bu hakkın elinden alınmasına göz yummaz. Babası da bu konuda savaşırken neden kendisi de yapamasın? Taliban için gelen gazatecilere röportaj verecek öğrenci aranmaktadır. Ama kız çocukları korktuğundan çıkamaz. Malala gönüllü olur ve o günden sonra yaptığı konuşmalar radyolarda yayınlanır, blogda yazdığı yazılar birçok kitleye ulaşır. Malala çok iyi bir konuşmacı olup, haklarını savunurken büyük siyasetçileri etkilemeyi başarır. Genç yaşında bunları başarırken, zorluklar yaşasa da eğitim hakkını savunmaya devam eder.

Kitabı alın! Okuyun! O kadar çok etkilendim ki... 16 yaşında bir kız ülkesindeki haksızlığa direniyor. Susmuyor. Ve birçok destekçi buluyor kendine. Kitapta özellikle toplumun kadına verdiği değer çok iyi işlenmiş. Ayrıca Taliban'ın bu hale düşmesi, ülkede yaşananlar, o yerin kültürü gibi birçok bilgi kazanıyorsunuz. Bence kitaplığınızda yer edinsin. İyi günler dilerim!

|| Shaun David Hutchinson - ÇÜNKÜ BİZ KARINCAYIZ ||
5/5

#uyumsuzyorumluyor
#cunkubizkarincayiz
#yabancıyayınları

Merhaba, merhaba, merhaba! Nasılsınız? Size, uzun zamandır girilmeyi bekleyen yorum ile geldim. Fotoğrafın kalitesi düştü ama HD gibi davranalım 😂😂.

Size dünyayı kurtarma şansı verseler butona basar mıydınız? (Yorumlarda cevaplayın) Uzaylılar tarafından kaçırıldığını abisine söylemesi çok büyük bir hataydı. Ama abisinin bu durumu bütün okula yayacağını nereden bilebilirdi ki? Dalga geçildi, aşağılandı ve okul hayatını mahveden bir lakapla damgalandı, 'Uzay Bebesi'. Henry Denton, 13 yaşında iken uzaylılar tarafından kaçırıldı. Uzaylılar onun yapısını mı inceliyorlardı, yoksa onun parçalarını mı alıyorlardı? Onu dünyaya gönderirken üstünü almalarının sebebi, arkasından gülmeleri, alay etmeleri miydi? Ona işkence yaparken eğleniyorlar mıydı? Bunlara olumlu cevap verebilirdi. Ama kendisinden dünyayı kurtarmalarını beklemek? Ah, hayır! Bunu çözdüğünde ondan ne beklenildiğini anlamamıştı. Bir buton ile dünyayı kurtarmak neden ona kalsın ki? Eğer butona basarsa dünya kurtulacak, basmazsa yok olacaktı. Peki Henry ne yapacaktı? Ailesi yıkılma eşiğindeyken, abisinin hamile sevgilisi varken, anneannesi alzheimer iken, eski sevgilisi intihar etmisken -ki bu kendisinim sucu olabilirken- neden düğmeye bassın ki? Peki aniden kendisini arkadaş olarak bulduğu Diego Vega, Henry'nin kararını etkileyebilecek mi? •
Ben kitaba ba-yıl-dım. Öncelikle başlar başlamaz kitaba girdim, ki bu benim için artı puan. Kitap akıcı ve basit bir dilde. Aralarda bilimsel yazılarla kitabı desteklemiş ve zenginleştirmiş yazar. Henry ve sevgilisinin (intihar eden) yerlerini okurken ağlayan bir ben olamam değil mi? Nedense Henry'nin, onun hakkındaki psikolojisi beni çok etkiledi. Ve ayrıca Diego ile olan kısımlar (gözlerinden kalp çıkıyordu). Spoi vermemeye çalışırken atlayarak yazdım son kısımları. Biraz da toparlayamadım sanırım, kitap hakkındada, böyle dağınık ve güzel hissediyorum. Öneriyorum, bence bir şans verin! Ayrıca dipnot ekleyeceğim; LGBTİ barındıran bir kitap. Sorun edecekseniz usulca bırakın😂😂 O zaman Diego❤Henry der yazımı bitiririm🎡

|| Ashley Elston - BU BİZİM HİKAYEMİZ ||
#uyumsuzyorumluyor
Kitap, beş arkadaş içinden birinin öldürülmesini konu alıyor.İçlerinden birinin evinde, her hafta sonu buluşup mülkte avlanırlardı.O hafta sonu verilen partide yaşanan sorunlara ve kullanılan alkol ve uyuşturucuya rağmen ava çıktılar. Ama o gün herkesi sarsacak bir av vuruldu. Arkadaşları. Dört kişi, ölen arladaşlarının etrafında toplanmış ve ne yapacaklarını bilemeden cesede bakıyorlardı. Sadece bir tane olan av tüfeğiyle vurulmuştu. Ama herkes o tüfeğe dokunmuştu. Ayrıca hepsinde alkol ve uyuşturucu vardı. Kimse kendini suçlu olarak göstermek istemiyordu. Herkes kendisinin olmadıgını söylüyordu. O gün kendileri için her şeyi göze aldılar ve ifadelerini bir ağızdan verdiler. Ama hepsinin aklındaki şey aynıydı. Bu kaza mıydı? Biri onu av zannedip yanlışlıkla mı vurmuştu? Ya da bilerek?
Bu sırada büroda stajyer olan Kate, bu oğlanların nakil oldugu okulda öğrencidir. Bu davaya büroları atanınca Kate'de davaya bakmaya başlar. Grant (ölen kişi) ve Kate'nin arasındaki ilişki Kate'in davaya daha da ilgili olmasını sağlar. Ama ya Kate'in tanıdığı Grant başka biri çıkarsa?
Kate olayların onu bu şekilde etkileyeceğini bilemezdi.
Peki ya Grant'ın vurulması ihmâlkarlık değil de cinayetse? •
Kitap olaya girişi ve anlatım şekli ile beni sürükledi. Yazarın dili açık ve zorlanmadan okuyorsunuz. Verilen ifadelerin kitapta yer alması, tarih ve saat ile bölüm başlarında verilen mesajlaşmalar, suçlunun ara geçitle düşüncelerini verilmesi kitaba artı puan kazandırdı. Benim için bu senenin favorilerine girdi. Ayrıca kitabın cildi ve iç kapağı da bana göre başarılıydı. Okuyun,okuyun,okuyun. En azından bir şans verin. - 5/5

|| BENJAMIN ALIRE SÁENZ - ARİSTO VE DANTE EVRENİN SIRLARINI KEŞFEDİYOR ||
5/5

#uyumsuzyorumluyor
Aristo ailesini çözmeye çalışan, yalnız, kapalı kutu gibi bir çocuk.
Dante ise ortama hemen uyum sağlayan, pozitif bir çocuk.
Aristo bir gün havuz başında otururken Dante yanına gelir ve ona yüzme öğretmeyi teklif eder. Aristo şaşırsa da kabul eder. O günden sonra birbirlerinin en yakın arkadaşı, hatta daha ötesi olacaklarını nereden bilebilirlerdi? •
Kitabı Aristo'nun ağzından okuyoruz. Gördüğüm yorumlara göre Aristo pek sevilmemiş. Ama ben iki karaktere de bayıldım! Kitap cidden çok ama çok mükemmeldi. İki gencin verdiği savaş, Aristo ve Dante'nin arkadaşlığı... Defalarca okuyabileceğim bir kitaptı. Hele Aristo ve Dante'nin ailelerinin anlayışlılığı beni çok mutlu etti. Kitap bitsin istemedim. Hatta 2.kitap çıksın evlensinler ahahaha. Alın okuyun. Bir şans verin. Senenin enlerine girdi benim için. Ama şunu direk söyleyeyim ki cinsiyetçi yaklaşacaksanız okumayın! Bırakın aşkı bizlere kalsın. Ah ne güzel bir kitasın seen! O zaman alıntılar!

#alıntı -
•" Neden gülümseriz? Neden kahkaha atarız? Neden yapayalnız hissederiz? Neden üzülürüz, niye aklımız karışır? Neden şiir okuruz? Neden bir tablo gördüğümüzde ağlarız? Neden sevince yüreğimizde isyan baş gösterir? Neden utanırız? Midemizin ta dibinde hissettiğimiz tutku denen şey nedir?" -
•" Dante. Ondan çok hoşlanıyordum. Ondan çok ama çok hoşlanıyordum." -
•" Yalnız hissediyordum ama kötü bir şekilde değil. Yalnız olmaktan çok hoşlanıyordum." -
•" "Tutamadıklarımızdan yaratılmıştır yıldızlar."" -
•" Evrenin bir başka sırrı. Bazen acı nereden geldiği belli olmayan bir fırtına gibiydi. Berrak bir yaz sabahı sağanakla bitebiliyordu. Şimşekler ve gök gürültüleriyle."

"Birileri demiş öldü, efsane geri döndü" klişesiyle ben geldim! Hikayede biraz yere vurmuştum bu kitabı, şimdi de yorumuyla geldim.
||Jessica Clare - Milyoner ||
#uyumsuzyorumluyor
Eskiden yaşadığı bir olay nedeniyle yüzü yaralanan ve bu yüzden hep insanların iğrenmiş bakışları altında ezilen, milyoner Hunter Buchanan. Hayalet yazar olan ve özgüvenli kızımız Gretchen Petty. Kitap bu iki karakterimizin aşkını anlatıyor. Hunter Gretchen'i gördüğü anda tutuluyor ve ona ulaşmaya çalışıyor. Hayalet yazar olduğunu öğrenince de bir kitap yazdırmaya karar veriyor. Lakin şartlar Gretchen için zor bir karar. Bir ay hiç bilmediği bir malikanede, tanımadığı insanlarla yaşayacak. Ama kabul ediyor ve ikilimizin evde cok yanlış bir şekilde karşılaşmasıyla olaylar başlıyor.

Konumuz özetle bu. Gel gelelim şimdi benim düşüncelerime.
- Kitabın giriş bölümünden başlıyor kadın bir cinsel obje olarak görülmeye. Hunter kızı gördüğünde cinsel anlamda düşünüyor. Rahatsız oldum bu durumdan.
- Kitap akıcı ve basit bir dili var. Okuduğunuzda zorlanmıyorsunuz. Yazar olayların işlenişini ilk kitapla benzetmiş. İkinci kitap diye bambaşka bir kurguyla beklentiye girmeyin.
- Hunter kıza çok afedersiniz ama sürtük damgası yapıştırıyor. Hem de birbirlerini sevdikleri aşamada. Demediğini bırakmıyor, hatta parayla daha fazla kalmasını istiyor. Ama bir müddet sonra pişman oluyor ve telafi etmeye çalışıyor. Bizim çok gururlu (!) kızımız da affetmeye başlıyor. Ama şu var ki adam hala haklı görüyor kendisini. Hala diyor ki ben ne yaptım(😂😂). Hadi ama yanlış anlaşılma oldu evet ama Hunter sana güvenmedi bile. Neler neler dedi.Sen ne çabuk affettin Gretchen! Elimde olsa sarsacağım onu. Ama okuyoruz işte...
Bu kitapla ilgili olumsuz düşüncelerim bir tık fazla. Size aman aman öneremiyorum. Ama ilk kitabını okuyup o zaman karar verebilirsiniz kitaba. İlk kitabı daha cok sevmiştim buna göre. İyi günler efenim!

Merhaba! Bir haftadır post atmıyorum farkındayım. Bu hafta da bazı sebeplerden aktif olamadım. Fotoğraf çekemiyorum, yorum girerken düşüncelerimi toparlayamıyorum... O yüzden anlayacağınızı düşünüyorum. Bana bir müddet daha zaman tanıyın. Şimdi bir kitap yorumu yapıp gideceğim. || GÖLÜN DİBİNDEKİ EV ||
#uyumsuzyorumluyor

Kitap Amelia ve James'in flörtleşmesiyle başlıyor. Beraber ilk randevuları için kanoya binmek üzere sözleşiyorlar. Birinci ve ikinci gölden geçiyorlar ve gizli bir üçüncü göl buluyorlar. Biraz ilerledikten sonra aşağıda bir şey dikkatlerini çekiyor. Bir ev. Gölün dibindeki ev. İkisi sırayla dalarak eve bakıyorlar. İlk dikkat çeken şey eşyaların suda süzülmesi gerekirken normal durmaları, herşey yerli yerinde. Ev o kadar ilgilerini çekiyor ki bir müddet sonra devamlı gelip keşfe çıkıyorlar. Ama aralarında bir kural var: "Nasıl ve neden diye sormak yok!" Bir gün eve geldiklerinde ayak sesi ve kahkaha duyuyorlar. İste o zaman evin gizeminden gerçekten korkuyorlar. Bu iki genç evin gizemini çözebilecek mi?

Konu çok heyecanlı duruyor değil mi? Ama kitap tam bir hayal kırıklığı! Kitabın ilk 40-50 sayfasında çok sıkıldım. Ortalara geldiğimde (evi bulduklarında) kitap benim için birazdaha aktı. Ama yine de "cok heyecanlı! Aman Tanrım! Aww!" tepkilerine bürünmedim. Sadece az bir merak duygusu başladı. Evdeki ayak sesleri ve devamındaki olaylar (spoi olmasın diye yazmıyorum) beklenti uyandırıyor. Ama o beklentiyi sonu veremiyor maalesef. Yazar öyle bir son ile bırakmış ki ne sorularınızın cevabını alabiliyorsunuz ne de tatmin oluyorsunuz. Sonu acaba bizde "neden ya da nasıl diye sormak yok" diyelim diye mi öyle bitirdi dedim ama... Ah cidden o kadar güzel konuyu nasıl isleyemedin be! Çok olumsuz konustum öyle değil mi? Kinimi yeteri kadar kustum galiba. İyi günler dilerim sizlere!

#uyumsuzyorumluyor
#sahtekar
#parodiyayinlari

"Bu tuhaf; fakat gerçek, gerçek daima tuhaftır. Kurgudan daha tuhaf."

İyi akşamlar efenim! Başımıza gelenler en çok yakınımızdan gelir öyle değil mi? Bazen farkına varırız, bazense yıkıma uğrarız. Ama direniriz, ayakta kalmaya özen gösteririz - ne kadar zor olsa da- . Kitaba geçmeden önce birkaç şey söylemek istiyorum. Gittiğim fuarlarda birçok şey gözlemledim. Çoğu yayınevi sizinle ilgilenmezken @parodikitap
görevlileri sizinle sohbet ediyor. Bu kitabı da oradaki abla sayesinde aldım ve asla pişman olmadım. Bu ayrıntıyı da verdiğime göre kitaba geçebiliriz.


Sahtekar birçok olay barındırıyor içinde, birçok cinayet. Bir antika reprodüksiyon şirketi patlar. O sırada oranın sahibinin kızı ve şirketin eski çalışanı oradadır. Neden oradalardı? Neden patlama oldu? Kim yaptı? Peki ya bu olayın, New York'a iş için giden ve kaybolan Tracey Sloane, evini terk eden Clyde Hotchkiss, sokakta yaşayan insanlarla ilgili yazı yazan üniversiteli Jamie Gordon ile ne ilgisi vardı? İşte bu karmaşayı çözüyoruz kitapta.
Yazar dilini açık ve anlaşılır tutmuş. Olaylar merak ettiriyor ve sürüklüyor. Konunun işlenişi benim hoşuma gitti. Ben kitabı severek okudum. Polisiye tarzı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim!

Stefan Zweig-Clarissa
#uyumsuzyorumluyor

" Goethe'nin dediği gibi: 'Milyonlarca lüleli peruk da taksan, arşınlarca yüksekteki kaideye de çıksan, neysen osundur.' "

Ah ah, ilk defa bir Zweig kitabını nasıl yorumlayacağımı bilemiyorum. O zaman pat diye giriyorum. Zweig kalemini o kadar çok övdüm ki artık sevgimi biliyorsunuz. Şu ana dek sevmediğim kitabı, karakterleri vs. olmadı. Ama bu kitapta sevmedim... Clarissa bana çok itici bir karakter olarak geldi. Ayrıca neden bilmiyorum ama kitap akmadı. Bir Zweig eseri olduğu için beklentimi fazla üst tutmuştum. Konu, işleyiş ve ele alış 'yine' mükemmel ama genel olarak beni sarmadı.
Bu kitap ile de Klasik Avcılığımın ilk kitabını bitirdim! ( #klasikavcilariokuyor )

#uyumsuzyorumluyor
Kral Katili
Dün Kral Katili'ni bitirdim. Size bu kitapla olan küçük maceramı anlatacağım. Kral Katili'nin çıkmasını aylarca bekledim. Çıktı ama hiçbir yerde bulamadım... Hayır ciddiyim! Ne zaman kitapçıya gitsem "Stokta kalmamış." cümlesi ile karşılaştım. O kadar aradım ki... Sonra da başka kitaplara yöneldim. Lakin fuarda buldum 😂😂. Bu arada @yabanciyayinlari standındaki abla çok tatlıydı. Bunu söylemeden geçemeyeceğim. Lafı çok uzatmadan kitaba geçeyim.
Bir post öncesinde Cadı Avcısı'nın (serinin ilk kitabı) konusundan bahsetmiştim. Bu kitapta da olayların devamını görüyoruz. Elizabeth bir cadı avcısıydı. Geldiği zamana kadar büyülerden nefret ederek, onlara karşı savaşarak yaşamıştı. Ama asıl nefret etmesi gerekenin kendi tarafı olduğunu, hizmet ettiği herkesin yalanlarla o yere geldiğini öğrenince savaşını başka yöne çevirdi. Bu da ona 'hain' damgasını verdi. Elizabeth girdiği savaşta inancını değiştirdi. Ne tarafta olması gerektiği ile ilgili boşluğa düştü. Elizabeth mührünü John'a verdikten sonra beklediğinden daha büyük sonuçlar oldu. Ayrıca John mührünün ağırlığı ve büyüsüyle başa çıkamamaya başladı. Blackwell ortaya çıktı ve saldırıya başladı. İstediği şeyin ne olduğu ise beni ilginç tepkilere soktu. Mühürün gizemli sırrı ne? Reklamlardan sonra😂😂.
Kral Katili tam da beklediğim gibi bir dönüş yaptı. Olaylar, karakterler cidden beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yazar yine dilini açık tutmuş, olaylar sürüklüyor ve karakterler de layığını buluyor. Okuyun ayol!

#uyumsuzyorumluyor
Yasemin Kokulu Hikayeler
#kitapyorumu
Evveet size çerezlik bir kitapla geldim. Eğer kitap okuyamıyorsanız, dikkatinizi veremiyorsanız bu tür kitaplar okuyabilirsiniz. Kitapta birçok hikâyenin derlemesi var. Aralarda ve konu başlıklarının altında çok çok güzel ve anlamlı sözler var. Aşağıya sevdiklerimi bırakacağım. •
"Sevmek mutluluğumuzu bir başkasının mutluluğu içine yerleştirmek demektir." Wilheim Van Lubreitz
🎡
"Yeter, aklından çıkar artık onu diyor kimileri. Siz de aklınızla değil de, yüreğinizle sevseydiniz anlardınız beni." Cemal Süreyya
🎡
"Toprak, sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar?" Turgut Uyar
🎡
"Batan güneş için ağlamayın, yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin." Dale Carnegie
🎡
"Ah bir sarılsam şimdi, kırılsa yalnızlığımın kemikleri." Özdemir Asaf
🎡
"İnsan zeka karşısında eğilir ama şefkat karşısında diz çöker." Voltaire

#uyumsuzyorumluyor

Seelam. Karneleri aldik mı? İyi ya da kötü bir seneyi daha atlattık, geçmiş olsun. Bende suan minibüste size bu postu yazıyorum ncncnc.
O zaman kıtaba gecelim. Jane Casey yine dokturmus. Yazarın dili açık ve anlaşılır. Olaylar akıcı ve merak uyandırıcı. Konu ele güzel alınmış, bu da sizi kitaba çekiyor. Lakin, üzülerek belirtiyorum ki kitaplarda çokca yazım yanlışı var. Serinin başından beri yazım hataları ile karşılaşıyorum. Bunu belirtmek istedim.

#arkakapak
Genç kız ilk kurbandı... Boğazı kemiğe kadar kesikti, karşı koyma şansı bulamadı. İkinci kurban annesiydi... Kadın, karşı koymak için en azından bir süre mücadele etti. Kimsenin görmediği bir katil nasıl yakalanır... Güney Londra'da suç mahalline çağırılan Maeve Kerrigan'ın ilk aklına gelen, bunun sonu kötü biten aile içi bir kavga olduğuydu. Ancak üst kattaki odalardan birinde kanlar içinde ve bilincini yitirmiş bulunan kocası, katil değil üçüncü kurban olduğu konusunda ısrarlıydı. Durum böyleyken, tek tanık onun genç kızıydı ve konuşmuyordu…

#uyumsuzyorumluyor
Uzun zaman önce okudum lakin yorumunu ancak girebiliyorum. Ben kitabı sevdim. Yazarın dili, olay akışı, karakterler ve aralarındaki ilişkilerin gelişim süreci açısından kaleme gayet güzel alınmış. Başta nedense sıkılsamda sonradan toparladı. Sürüklüyor mu? Tabiki. Önerir miyim? Romantik ve birazda gizem seviyor iseniz öneriyorum. "Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat."

#uyumsuzyorumluyor
#milyoner
#jessicaclare
Merhabalar, Milyoner'in yorumuyla karşınızdayım.
Milyoner'e başlarken birden çok klişe bir şey okuyacakmış gibi hissettim. Ama düne kadar da beklentim yüksekti. (Evet ani geçisler yasıyorum.) Klişe yok muydu? Elbette ki vardı. Zaten olaylara başlarken Logan ve Bronte'in nasıl tanışacağını, nasıl aşık olacağını zorlanmadan çözebilirsiniz bence. Amma kötü ve zengin çocuk, saf ve savunmasız kadın konusundan çok uzak, klişeleri bile batmayan bir kitaptı. Karakterler ve konusu beni kendine sardı. Karakterler ile ayrı bir aşk yaşıyorum. Kitaptaki duygular tam kıvamındaydı. Bronte'nin Logan'a tepkileri tam yerindeydi, Logan'a da bir yer hariç cok sinirlenemedim, empati kurdum. Kitap dili olsun, kurgusu olsun çok akıcıydı. Bronte'nin yaptığı alıntılar çok güzeldi. Oralarda bir gülümsemeyle okudum alıntıları. Elimde bir fotoğraf daha var, alıntıları birkaç gün sonra ek bir şekilde paylaşacağım. İkinci kitapta Kardeşlik'in bir diğer üyesinin aşk hayatını okuyacağız. Sanırım seri böyle devam edecek... Ah konusundan bahsetmedim değil mi? Arka kapağını bırakıyorum alt paragrafa. Bu arada @herabooks seveceğime emindi. Onun kadar bayılmasamda, severek okudum. Beklentimi zirveye çıkarıp beni teşvik ettiği için teşekkür ediyorum.😂 #arkakapak
Milyoner Erkekler Kulübü

Masa kuruldu, kartlar dağıtıldı, içkiler dolduruldu. Sıra geldi alınacak ihaleleri, borsa hisselerini, otelleri konuşmaya. Masanın etrafında beş milyoner oturuyor. Bu akşamın konusu ise bir adadaki geleceği parlak bir otel. Logan Hawking gecenin şanslı çıkanı olacak gibi, zaten şu bir gerçek ki Milyoner Erkekler Kulübü üyelerinin lügatinde kaybetmek yok. - Milyoner Logan Hawking, Bahamalar’da yeni satın aldığı otelini teftişe gider. - Brontë Dawson, küçük bir lokanta garsonudur ve radyodan bir haftalık Bahamalar tatili kazanır. - Kasırga adayı talan eder, herkes tahliye edilir; asansörde kalan Logan ve Brontë dışında.

Kasırganın yıkıp döktüğü otelde kalan bu milyoner,

Hazırcevap garson Brontë’ye karşı poker masasından daha zorlu ve tutku dolu bir mücadeleye yelken açacaktır çünkü “Aşkın deliliği, cennetin lütuflarının en büyüğüdür.”

#uyumsuzyorumluyor
#stefanzweig
#korku
Stefan Zweig, kalemini çok ustaca kullanan yazarlardan biri benim gözümde. Çok az sayfaya inanılmaz betimlemeler sığdırabiliyor. En çarpıcı özelliği de kadınların duygularını, yazışında çok iyi dile getirebilmesi. Korku, eşini aldatan bir kadının, bir gün âşığından çıkarken bir kadınla (şantajcısıyla) karşılaşması ile başlıyor. Daha sonra maruz kaldığı şantajlar üzerine girdiği ruhsal değisimle, ailesinden bu zamana kadar çok uzak kaldığını, kocasıyla bağının sandığından daha güçlü olduğunu anlıyor. Ama âşığı ve şantajcısının üzerinde hissettiği baskıyla her günü korku ve diken üzerinde yaşıyor. Artık dayanamayan kadının psikolojisini ve olaylarını okuyoruz. Çok çok kısa bir kitap olmasına rağmen birkaç yüz sayfaya eşdeğer içerikte!

Sizler neler okuyor, neler yapıyorsunuz? Sınav haftam ve ruhsal çöküşteyim. Evet bir aydır sınava giriyorum ve evet hala bitmedi... Hayır kitap okuyamıyorum. (Haftanın 3.kitabında) Ve şimdi bu postumu atıp ders çalışmaya gidiyorum... Nelveda!

#yediölümcülgünah
#uyumsuzyorumluyor
Yine aynı hazla okudum. Sanırım mangalarin sevmediğim bir yönü çıktı! Çabuk bitmesi... Onun dışında bayağı sevdim ben mangalari. Şimdi ne yapiyoruz? Serinin diğer kitapları için para biriktiriyoruuz.
#arkakapak

Krallığı kurtarmak için son umudunu, efsanevi hainler olan "Yedi Ölümcül Günah"a bağlayan Prenses Elizabeth'in bu arzusunu kabul eden "Ejder Günahı" Meliodas, bir zamanlar yoldaşı olan arkadaşlarını bulmak için yolculuğa çıkmıştır. Ormanın derinliklerinde uyumakta olan arkadaşı Diane ile tekrar karşılaşır. Ancak bu mutlu an Kutsal Şövalye Gilthunder'ın ortaya çıkmasıyla uzun sürmez! 
Çarpışma! "Yedi Ölümcül Günah" Kutsal Şövalye'ye karşı!! Aşırı vahşi olan üçüncü "Yedi Ölümcül Günah" da ortaya çıkar. Duyulmamış kahramanlık fantezisi birden hız kazanıyor!!

#uyumsuzyorumluyor
#georgeorwell
#hayvanciftligi

Bu kitap ağır anlam içerir arkadaşlar! Ne kadar hayvanlar üzerinden gözükse de insanlık sınırlarını zorlayan bir kitap. En tehlikeli varlığın değişen "insan" olduğunu anlıyoruz. Nasıl degişen insan? İyiyken, baş kaldıranken; bencil, kendini düşünen kişilere dönüşenler. Ya da en başından öyle olanlar. İnsanoğlu bencildir, bu evrenseldir. Peki neden? Neden dönüşüyoruz? Niçin benciliz? Keşke olmasak ama öyleyiz. Hayvan Çiftliği'nde de, isyankâr hayvanların sonradan nasıl "insana" (bencil yaratıklara) dönüştügü anlatılıyor. Bence okumanız gerekli. Bir şeyler katması için, okunmalı!
O zaman , alıntılar ;
💫
Bütün kitaplar eşittir,
Ama bazı kitaplar
Öbürlerinden daha eşittir.
💫
"(...) Ulkemiz, topraklarında yaşayanlara düzgün bir hayat sunamayacak kadar yoksul mudur? Hayır, yoldaslar, asla! Ingiltere toprakları bereketlidir; havası suyu iyidir yurdumuzun ; bugün bu ülkede yaşayan hayvanlardan çok daha fazlasına bol bol yiyecek sağlayabilir. Yalnızca şu bizim çiftlik bile bir düzine atı, yirmi inegi, yuzlerce koyunu besleyebilir; besleyebilir ne demek , onlara bugün bizim hayal bile edemeyeceğimiz kadar rahat ve onurlu bir hayat yaşatabilir. Öyleyse, bu sefillige neden boyun eğelim? İnsanlar, emeğimizle ürettiklerimizin neredeyse tümünü bizden çalıyorlar. Işte, yoldaslar, tüm sorunlarımızın yanıtı burada. Tek bir sözcükte özetlenebilir: İnsan. Tek gerçek düşmanımız insandır. İnsanı ortadan kaldırın , açlığın ve köle gibi çalışmanın temelindeki neden de sonsuza den silinecektir yeryüzünden."
💫
İnsanın bütün alışkanlıkları kötüdür. Ve en önemlisi, hiçbir hayvanlardan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvanlardan hiçbir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar esittir.

#uyumsuzyorumluyor
#janecasey
#acımasız
#olimposyayinlari
"Polis cinayet dedi. O adalet diyor..." Türü içinde en sevdiğim yazar olan Jane Casey 'den yine beklentimi karşılayan bir kitap. Diğer iki kitabında olmasa da bu kitapta gerilim yaşadım. Ayrıca bu sefer katilleri de tahmin edememistim. Katillerimiz gerçekten de acımasız bir pislik.
Ben Skinner karakterini çok sevdim aslında, Maeve ve Rob'u da en basindan yakıştırdıgımdan sonunda bir tebessüm oluştu yüzümde. Ama cinayetler gelirsek... önce arka kapağını yazayım sizlere;
-
Halk için o bir kahraman: mahkum edilmiş pedofilleri hedef alan bir katil. İki adam çoktan öldü. Ölene dek işkenceye maruz kaldılar.
Polis bile bu vakalara öncelik vermiyor. Çoğu iki ölü pedofilin doğru yönde atılmış bir bir adım olduğunu düşünüyor.
Fakat DC Maeve Kerrigan'a göre kimsenin adaleti kendi elleriyle uygulamasına izin verilmemeli. Genç ve deneyimsiz olan Kerrigan, kurban ne suç işlerse işlesin cinayetin cinayet olduğuna inanmak istemektedir. Katilin vahşeti şiddetlendikçe, Kerrigan da adaletin sağlandığından emin olmak için ne kadar ileri gidebileceğiyle yüzleşmek zorundadır... -
Buraya kadar kitap pedofilleri öldüren(ler) üzerinde gibi görünse de aslında çok çok farklı bir olay var. Pedofilleri öldürülmesi aslında bir yardım çağrısı, kendini ele veriş. Asıl olay Skinner'in kızının da dahil olduğu birçok kızın ortaya çıkmaması. (Burada bir kopukluk gibi görünebilir ama okuyunca anlayabilirsiniz) Skinner'in kızının kaybolmasiyla başlayan yeni dava, aslında birçok kızın kaybına bağlanıyor. Dedektif Maeve yine zeka ve duyularıyla büyük ilerleme kaydediyor. Zevkleri için birçok kızı kaçıran ve işkence eden, bunları yayınlayan sadist katillerimiz ve Maeve'nin ortaya çıkan sapigiyla olaylar karışıyor, gerilim ve heyecanla okunuyor. Kitap çok akıcı ve olayları okurken sayfaların sayısına bile dikkat edemedim. Bu tür seviyorsanız şahsen kesinlikle öneriyorum...

Bu arada fotoğrafı nasıl buldunuz? Yaparken ve çekerken her tarafı batirsam da değdi bence :)))

#zulfulivaneli
#huzursuzluk
#uyumsuzyorumluyor

Bir yazar düşünün, 154 sayfalık bir kitaba zalimliği tek bir olaya sığdırmış. Bir kitap düşünün, karakterlerinin içi de dışı da öyle bir yanmış ki, gözyaşlarınızın damlalarıyla söndürmeye çalışıyorsunuz. Bir olay düşünün, dünya bir kaç Ezidi'yi sığdıramamış içine, insanların insanlığını oluşmamış. Bir karakter düşünün, bir Ezidi'yi sevdi diye başına gelmeyen kalmasın, tek suçu tertemiz sevmekti oysaki. Sonra bir Ezidi kızı düşünün, kurtarıcısı kendini bile kurtaramamış, kız zulme ugramış, şeref yoksunları yüzünden kendininkinden olmuş. Bir topluluk düşünün, yanlış bildikleri bir dine nefret duyan, inançları hiçe sayan ama "Müslümanım", diye geçinen. Şimdi bunları bir araya getirin. O zaman verdiği his ile aynı isme sahip olan kitabın adı ortaya çıkıyor, HUZURSUZLUK. "BEN İNSANDIM." diyor. İNSANIM,İNSANDIM! Ama kimse onu öyle görmüyor, onlar insan, ama bu zulmü gösterenler...
Bir Müslüman ile Ezidi bir kızın aşkını konu alan bu kitapta, yine olayla kurgulanmış gerçeklikler var. Kalemine ve vurgularına hayranlık duyduğum yazardan beklentimi karşılayan bir eser. Gerçekler için, IŞİD'in zulmünü, sessizliği, asıl mağdurları görmek için okuyun!
Ve unutmayın, hepimiz insanız. Yaptığımız seçimler ve inançlarımız sadece kişiyi ilgilendirir. Saygı duy! İncitme! Öldürme!

Most Popular Instagram Hashtags