[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

#nahiv

MOST RECENT

Li’nin ‘için’ manasına geldiğini hatırlatalım. Rabbike ise senin Rabbin demektir. Türkçe’de bu kelimeden türeyen Rab, erbab kelimeleri vardır. Bir görüşe göre terbiye, mürebbiye de bu kelimeden gelmiştir. Diğer bir görüşe göre ise terbiye ‘arttı’ manasına gelen ربو kökünden türemiştir ki ribâ (faiz) ile aynı köktür.
Her ne kadar Fatiha suresinde bu kelimeyi görmüş olsak da Rab kelimesini hatırlayalım. Rab bir şeyi kemale ulaştırmak ve noksanlıklarını temizleyerek ve güzelleştirerek gidermek demektir. Rab kelimesinin Kur’an’da çeşitli manalari vardir. Yaratici, kendini Rabbine adamis kişi, üvey kız, sahip/efendi manalarına gelmektedir.
Rab masdarı terbiye etmek demektir (terbiye kelimesinin bu kökten geliyor olması da kuvvetle muhtemeldir). Rabbul veled çocuk terbiye eden kişi demektir. Rabab yağmur bulutunun ismidir. Toprağı terbiye etmesi bakımından bu isim verilmiştir. Rabbetül beyt ev kadını demektir, evi terbiye eden manasında... Peki Rab kelimesinin Allah kelimesinden farkı ne?

Kuran’ın ilk muhatapları Allah için Rab kelimesini de kullanıyorlar, fakat bu kelimeyi taptıkları putlar için de kullanıyorlardı. Allah’ı mefhum olarak bilmekle birlikte O’nu terk etmislerdi. Bu sebepledir ki Kur’an’in ilk nazil olan 30 suresinde Rab kelimesi 80 kez Allah kelimesi ise sadece 20 kez gecmistir. Halbuki tüm Kur’an’da Rab kelimesi 980 kez, Allah kelimesi ise 2697 kez gecmistir. Yani ilk sureler insanlarin Rab olarak tanıdığının Allah olduğunu vurgulamıştır. Bir diğer husus ise Kur’an’da Allah kelimesi hiç izafet olarak gelmemiştir veya belli başka bir kalıba girmemiştir. Rabbiniz seklinde çokça geçmiş olmasına rağmen Allah kelimesi hep tek başına gelmiştir. Çünkü Allah kelimesi ismi azamdir.

Nahiv Bilgisi —> Li harfi cer olup muteallakı salli (namaz kıl) dir. Rab, ismi mecrur ve muzaf, ke (كَ) ise muzafun ileyh ve muttasıl zamir olup cer mahallindedir.

Fe atıf harfi olup derhal, hemen, o halde demektir. Daha önceden belirttiğimiz gibi iki cümle birbirine fe harfiyle bağlanmış ise mutlaka önce zikredilen sonra zikredilenden önce gerçekleşmiş demektir. Bir önceki ayette ‘Sana Kevseri verdik.’ demiş bu ayette de ‘o halde namaz kıl’ demiştir. Fe harfi kullanıldığı için Kevserin verilmesinin namaz kılma emrinden önce gerçekleştiğini anlamaktayız.
Salli kelimesinin kökü salâ’dır. Maun suresindeki musalliyn kelimesini anlatırken de değindiğimiz gibi salâ kelimesinin asıl anlamı ateşle tutuşturmaktır. Dilbilimcilere göre salah dua, tebrik ve yüceltmedir. Türkçe’de salat getirmek olarak kullanırız. Salatta kendini doğrultma manası da vardır. Hatta Arapça’da salve (صَلْوَة) leğen kemiğine verilen isimdir (vücudu doğrulttuğu için). Nahiv bilgisi —> Fe atıf harfi olup salli emir fiildir. Sondaki illet harfi olan ى harfi düşerek meczum olmuştur.

Collar 💓 #Nahiv

Kevser sayıca çokluk veya mertebe olarak yükseklik ifade eder. Tekâsür malın ve kuvvetin getirdiği çokluk duygusuyla karşılıklı yarışma içine girmektir (Tekâsür suresinin konusu). Arapça’da miksar (مِكْثَار) geveze (çok konuşan) anlamına gelir. Ayette geçen Kevser’in ise cennette tüm ırmakların kendisinden beslendiği nehir olduğu söylenmektedir. Türkçe’de kesir kelimesi bölünüp çoğaldığından bu ismi almış olsa gerek.
Nahiv Bilgisi —> Kevser ikinci mefulun bih olarak gelmiştir. ‘Muhakkak ki biz sana (birinci mefulun bih) Kevser’i (ikinci mefulun bih) verdik.’ Bu nedenle fethalı gelmiştir.

Aretes #Nahiv 💕 Gracias @moarr1094 #NuevaColección

Kelimenin kökü عَطَى olup ‘aldı’ demektir. إعْطَاء ise vermek demektir. E’taynâ (أَعْطَيْنَا) ‘biz verdik’ demek olup sonundaki كَ ‘sana’ anlamındadır.
Nahiv Bilgisi —> İnnâ’daki nâ ismi inne idi. E’taynâ da inne’nin haberi olup fiil cümlesi olarak gelmiştir. Sondaki كَ mefulun bihtir. Zamir olduğu için mebni ve nasb makamındadır.

İnnâ kelimesinin aslı innenâ olup inne muhakkak demek, nâ ise biz demektir. Yani ‘muhakkak biz’. Nahiv Bilgisi —> İnne kendisinden sonra gelen ismi nasb eden edatlardandır. Nâ inne’nin ismi olarak gelmiştir. Ancak zamir olduğu için mebnidir ve nasb mahallindedir.
İnne’yi hatırlarsak; muhakkak anlamına gelen ve tekit harfi olan inne kendisinden sonra gelen ismi nasbeden bir edattır. Bu isme inne’nin ismi diyoruz ve sonra gelen kelime de inne’nin haberi oluyor. Örnek verecek olursak;

إِنَّ اللّٰه غَفُورٌ (innallâhe gafûrun)

Dikkat edilmesi gereken husus inne’den sonra gelen kelimenin inne’nin ismi olması ve nasb olmasıdır; eğer kelime mebni ise nasbolamayacağı için nasb mahallinde olacaktır. İnne’nin haberi ise merfudur; yine haber olarak gelen kelime mebni ise merfu olamayacağından raf mahallinde olur.

İnne gibi kendisinden sonra gelen kelimeyi nasbeden başka edatlar da vardır ki bunlara inne’nin kardeşleri veya benzerleri denir. Bu edatlar şunlardır:
1. Enne (أَنَّ): İnne’ye benzemekle birlikte cümlenin ortasına gelir.
2. Keenne (كَأَنَّ): Sanki, gibi manasındadır.
3. Lâkinne (لٰكِنَّ): Ama, lâkin manasındadır.
4. Leyte (لَيْتَ): Keşke manasındadır.
5. Lealle (لَعَلَّ): Umulur ki manasındadır.

#Nahiv 😍

Mâûn avane (عون) kökünden türemiş ‘yardım’ anlamına gelen isimdir. Muâvin kelimesi Türkçe’ye bu kelimeden geçmiştir. Nasara (nusret) de yardım demektir. Nusret isyan eden düşmana veya galip gelmeye çalışan kavgacıya karşı yardımdır. Nusret daha özeldir. Fakir olan kişiye yardım için nasara denmez. Bir de takviye vardır. Takviye Allah’tan kula veya kuldan kula olabilir. Allah’tan kula olduğunda Allah’ın kulunu çok zor bir şeye kadir kılması anlamına gelir. Kuldan kula olduğunda ise mal vermek ve desteklemek demektir. Takviye iâneden daha beliğdir. Mesela üç beş dirhemle onu takviye etti denmez, iâne etti denir.

Nahiv Bilgisi —> Mâûn mefulün bih olarak gelmiştir. Surenin son dört ayeti tek bir cümledir ve şöyle toparlanmalıdır: ‘O namaz kılan kimselere yazıklar olsun; ki onlar namazlarından gâfildirler, gösteriş yaparlar ve yardıma engel olurlar.’

Yemneûne menea fiilinden türemiş bir kelimedir. Arapça’da menea bağışladı kelimesinin zıttı olarak kullanılmaktadır. Mâni oldu veya men etti olarak Türkçe’ye çevrilebilir. Korumak anlamı da vardır.

Nahiv Bilgisi —> Yurâûneye mâtuftur. Muzari fiildir.

Türkçe’deki ve bağlacıdır.

Nahiv Bilgisi —> Atıf harfidir.

Bir önceki ayetteki açıklamalarımıza bakabilirsiniz.
Nahiv Bilgisi —> Sıla cümlesinin mübtedasıdır.

Bir önceki ayetteki açıklamalara bakabilirsiniz.
Nahiv Bilgisi —> İsmi mevsuldür. İrabına ilişkin iki görüş vardır:

1. Musalliyn’in ikinci sıfatı
2. Birinci ellezîne’den bedel

Her iki görüşte de manada çok bir değişiklik olmamaktadır. Kendilerine yazıklar olsun denilen musalliyn (namaz kılanlar)’in özellikleri sayılmaktadır.

An (عَنْ) kelimesi Türkçe’deki ‘-den, -dan’ takısıyla eşdeğer olup bazı fiillere eklendiğinde başka manalar kazandırabilir. Salâtihim kelimesinin kökü olan sallâ (صَلَّى) yı musalliyn kelimesini açıklarken anlatmıştık. Sonuna eklenen ‘him’ kelimesinin aslı ‘hum’ olup kelimelere bitişen zamirlerdendir ve ‘onların’ manasını kazandırmıştır. Toparlarsak, ‘onların namazlarından’. Nahiv Bilgisi —> Hatırlarsak ellezîne ismi mevsuldü ve sonrasında gelen hum kelimesi sıla cümlesinin mübtedasıydı. Demek ki bundan sonra cümleye bir haber gelecek. ‘An salâtihim’ kelimesi tek başına haber olamaz çünkü ‘namazlarından’ demektir. Haberden bahsedebilmek için fiil veya fiil gibi amel eden bir kelimeye ihtiyaç vardır ki o da ayetin sonunda gelen ‘gafillerdir’ manasındaki ‘sâhûn’ (سَاهُونَ) kelimesidir. Aslında cümlenin aslı şudur: ‘Hum sâhûn an salâtihim’, yani ‘onlar namazlarından gafildirler.’ ‘An salâtihim’ in takdimi yani öne geçmesi vurgu içindir.

Aöf özel Arapça derslerimiz devam ediyor.....

İsteyenlere sadece sınava yönelik isteyenlere pratik Arapça imkanı saglıyoruz..

8 yıldır ilahiyat Arapça dersleri veriyoruz...Yilların tecrubesiyle Arapca sınavindan yüksek notlar alabilirsiniz....#aöfarapçaöğren #aöfarapça #atauni #ilitam #ilahiyat #lisanarapça #güngörenistanbul#arapçakursu #kuranındili #sarf #nahiv #bina #arapçaöğreniyorum

💗 #Nahiv

#Nahiv 🌻

Reversible 🍂 #Nahiv

Kelimenin başındaki لِ (Li) için manasındadır. ‘Namaz kılanlar’ anlamına gelen musalliyn kelimesinin kökü salâ’dır. Salâ kelimesinin asıl anlamı ateşle tutuşturmaktır. Dilbilimcilere göre salah dua, tebrik ve yüceltmedir. Türkçe’de salat getirmek olarak kullanırız. Salatta kendini doğrultma manası da vardır. Hatta Arapça’da salve (صَلْوَة) leğen kemiğine verilen isimdir (vücudu doğrulttuğu için). Bir diğer ilginç nokta Allah’ın namaz kılmayı övüp teşvik ettiği her yerde ikame (yerine getirme) fiilini kullanmış olmasıdır. Musalliyn münafıklar için kullanılmaktadır. Bu nedenle şöyle bir rivayet vardır: ‘Musalliyn çoktur, fakat onu ikame eden azdır (إِنَّ الْمُصَلِّينَ كَثِيرٌ وَالْمُقِيمِينَ لَهَا قَلِيلٌ). Kıyamet suresinin 31. Ayetinde geçen فَلَا صَدَّقَ وَ لَا صَلَّى (tasdik etmedi ve namaz kılmadı) ifadesinden maksat namazı bırakın ikame edenlerden biri olması, şeklen dahi namazı kılanlardan biri olmadığına işaret eder.
Son olarak dualarda geçen ‘Sallallâhu’ Allah destekledi demektir.

Bu ayette ‘namaz kılanlara yazıklar olsun.’ denilmekte ve sonraki ayette o kimseler tanımlanmaktadır.

Nahiv Bilgisi —> Li harfi cer olup musalliyn ismi mecrurdur. Lilmusalliyn bütünüyle haberdir.

Sekene (سكن) kökünden türemiş olan sükûn kelimesi birşeyin hareket ettikten sonra durmasıdır. Bu kelime bir yerde oturmak, yaşamak manasında da kullanılır. Sükna kişiye ücretsiz bir konut temin etmektir. Arapça’da sikkîn bıçak demektir. Kesilenin hareketini sona erdirdiği için böyle denmiştir. Miskin hiç birşeye sahip olmayan kimseye denir. Fakirden daha düşük bir seviyedir. Muhtaç olan, çalışmaya gücü olmayandır (hareket etmemeyle paralel bir mana). Fakir ise çalışma gücü olan, fakat kazandığı çok fazla olmayan kimsedir.

Nahiv Bilgisi —> Taâm’a muzafun ileyhtir.

Most Popular Instagram Hashtags