[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

#isfabrikasi

80 posts

TOP POSTS

İzmir’de yaşayan 37 yaşındaki Cengiz Kılıç, İzmir Ekonomi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümünü özel nedenlerle yarıda bırakarak yurt dışına gitti. Kılıç’ın çok üşüyen biri olması, onu ısıtmalı mont üretimine itti. Tasarımını yapan ve ürünlerin patentini de alan Kılıç, montun yanı sıra yelek ve ceket de üretmeye başladı. Şimdiden 11 ülkeden bayilik teklifi alan Kılıç’ın tasarladığı ürünler, kullanan kişinin isteğine göre 40, 45 ve 55 dereceye ulaşabiliyor. Montun cep kısmında yer alan kabloya bir batarya takılıyor ve batarya sayesinde altı adet ısıtma pedi harekete geçiyor. Montta bulunan butona basıldığında ise ürün 10 dakika içerisinde istenilen sıcaklığa ulaşıyor.
"11 ÜLKEDEN TEKLİF GELDİ"

Ürünlerin tamamının düşük derecede yıkanabildiğini, kuru temizlemede de kimyasal kullanılmadan temizlenebildiğini kaydeden Kılıç, “Elektrikli battaniyelerin içerisinde kablolar bulunur ama bizim ürünlerimizde kablo yok fiber karbon, iplik liflerden oluşuyor. Ürünlerimizi internet ortamında satmayı planlıyoruz. 11 ülkeden de bayilik teklifi geldi. Özellikle soğuk bölgelerde yaygınlaşacağına inanıyoruz. Fiyatlarımız 400 lira ve 600 lira arasında değişiyor” diye konuştu.

ASKERLER İÇİN ISITMALI KAMUFLAJ

Isıtmalı montları pek çok alana yaymaya çalışacaklarını ifade eden Kılıç, şöyle devam etti: “Örneğin askerler için ısıtmalı kamuflaj, içlik ve çorap ile motorcular için de ısıtmalı mont yapacağız. Gün boyu dışarıda olan esnaflarımız, soğuk bölgelerde yaşayan kişiler için de gayet uygun bir ürün oldu. Dünyanın çeşitli yerlerinde bizimkinden farklı olarak ısıtmalı kıyafetler olsa da yaptığım ısıtmalı kot ceket ise dünyada ilk ve tek. Amacımız markalaşıp inovasyon oluşturabilmek.” www.isfabrikasi.net
#iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi

Ödünç aldığı tavuklarla zengin oldu
Arkadaşından ödünç aldığı 1 horoz, 2 tavuk ile bu işe başladığını anlatan Eren, “Daha önceden tanıdığım bir arkadaşım vardı bunun birkaç tane tavuğu vardı. Arkadaşımdan 2-3 tane tavuk istedim. Evimin bahçesinde beslemek için. Bende kendim besleyeyim en azından yumurtasını doğal olarak yetiştiririz kendimiz kullanırız diye düşündük. 2 yıl oldu zannediyorum, 2 yılda 3 tane tavuktan şuan bin tane tavuğumuz oldu. Kendimiz ekiyoruz biçiyoruz, tavukları yayıyoruz şuan evlere servis de yapıyoruz. Bu duruma geldik. Şimdi ortalama ayda 30 bin civarı yumurta üretip, satıyoruz. Yani 2-3 tane tavuğumuz vardı. 3 tane tavukla başladık 2 yılda şuan bin tane tavuğumuz var" dedi.
"3 tavukla Allah yürü ya kulum dedi"
Gününün yarısını tavuklarla geçiren Eren, işçilikten patronluğa yükseldiğini anlatarak, “Günüm yarısı burada geçiyor diyebilirim. İşçiydim, yıllardır çalıştık orada burada 3 tavukla Allah'ım yürü ya kulum dedi. Aslında böyle başladık işe. 2-3 tane tavuk aldık. 1 horoz 2 tavuk daha sonra civciv derken 2 tane tavuk oldu 12 tane, bir baktık tavuk sayımız yükselmeye başladı. Yumurta çoğalınca satışa çıkardık. Organik gezen tavuk yumurtası satmaya başladık. Böyle bir yola çıktık ve şu anda iddialı bir şekilde ilerliyoruz. Artık kendi işimin patronu oldum. Bu işe yönelmek isteyenlere de hani biraz daha azmetsinler derim açıkçası. Ne olur ne olmaz diye şey yapmayın hani benim olmaz yok onun olur benim niye olmasın gibisinden konuşulmasın çünkü bugün 2 tane olur yarın 12 tane olur öbür gün 202 tane olur yani bu iş böyle devam eder" şeklinde konuştu. KAYNAK İHA www.yenisafak.com/ekonomi/odunc-aldigi-tavuklarla-zengin-oldu-2624927 #isfabrikasi

Dört kız kardeş birleşip kendi çikolata markaları ‘Fındık Ocağı’nı kurdu. El yapımı çikolatalarının da ünü artık kentlerini aşmış durumda. “Trabzon’da el yapımı çikolata üreten yer yok. Aslına bakarsanız Türkiye’de fındık odaklı el yapımı çikolata üreten bir mekân da yok” diyen Seyyare Sungur, Karadeniz karayolu üzerinde butik bir mekan olarak kurdukları Fındık Ocağı’nda haftada 50 kilogram fındık satıldığını kaydetti. Ürettikleri tüm çikolata ürünlerine fındık kattıklarını dikkat çeken Sungur, “Fındığı paket çeşitleri halinde de satıyoruz. Çikolatanın yanı sıra yüzde 92 fındık oranında fındık ezmesi üretiyoruz. Tamamen katkısız. İçinde yüzde 8 oranında sadece pudra şekeri var. Fındık ezmesini ayrıca dolgu malzemesi olarak da kullandık. Fındık ezmeli çikolata ürettik. fındıklı sufle ürettik. Kışın zencefilli tarçınlı çikolata, yazın ise şeftalili karpuzlu çikolatalar üretiyoruz. Fındıklı çikolatayı dört mevsim tüm ürünlerde kullanıyoruz. Tatlı tuzlu bitter çikolata üretiyoruz. Tuzlu portakallı çikolata üretiyoruz. Herkesin bildiği Beyoğlu çikolatası bizde de en çok satan çikolatalardan. Fındık satan, katkılı fındık ezmesi üretip satan çok yer var. Ancak taze fındığı çikolatayla harmanlayıp el yapımı tamamen katkısız üretip, satan mekân yok. Biz en iyi fındığı en iyi çikolatayla buluşturuyoruz” dedi. Fındık Ocağı olarak, ilk iki yıl için koydukları hedeflere ulaştıklarını dile getiren Seyyare Sungur, franchising taleplerini değerlendirmeye aldıklarını ifade etti. Butik ve özel bir iş yaptıkları için tanıtım noktasında titiz davrandıklarının altını çizen Sungur, “Trabzon’da bir AVM’de altı ay önce küçük bir teşhir alanı işletmeye başladık. Buradan çok olumlu sonuçlar aldık. Sosyal medyayı ve findikocagi.com adresimizi aktif olarak kullanıyoruz. Bir de ürünlerimizi taze satabilmek adına İstanbul’da küçük bir üretim atölyesi kurduk. İstanbul’da birçok müşterimizden ve Samsun’dan da franchising talebi var. #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından astronotların beslenmesinde kullanılan kinoa bitkisi, Bingöl’de ilk kez merkez Gözeler köyünde ikamet eden Fırat Güven tarafından ekildi. 35 dönümlük arazi üzerine ekimi yapılan kinoa bitkisini hasat etmeye başlayan Güven, hasadın bereketli geçtiğini belirterek, tarladan 7 ton mahsul elde ettiğini söyledi.
4 yıldır Bingöl’de çiftçilik yapan ve tarlasına kinoa eken Güven, “Geçen yıl burada arpa ektik. Arpadan kazancımız giderlerin dışında 3 bin 500 liraydı, bugün Kinoa bitkisinden 350-400 bin lira civarında kazanmayı bekliyorum” dedi.
Pazar sorunu yaşamadıklarını belirten Güven, "Şuan hasat çalışmalarımız devam ediyor. Pazar sorunu yaşamıyoruz, yurtiçi ve yurtdışından yoğun bir talep var. Rağbet oldukça yüksek. Ben genç çiftçilere bu bitkiyi öneriyorum, hepsi bu işi yapmalı” diyerek tavsiyede bulundu.

Kinoa bitkisini genelde astronotların tükettiğini ifade eden Güven, “Bu bitki ilk keşif edildiğinde bunu astronotlar kullandı ve halen kullanıyor. Az tüketilmesine karşı tok tutuyor. Yüksek protein değerine sahiptir. Şuanda astronotların yanı sıra sporcular, mankenler ve kendisini seven insanlar kullanıyor” diye konuştu. kaynakwww.yenisafak.com/ekonomi/400-bin-lira-gelir-getirecek-2762124 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Aydın'ın Kuyucak ilçesinde incir üreticisi Semra Ünal, kuru inciri farklı şekilde kurutarak elde ettiği ve "incir cipsi" adını verdiği ürünle başarılı bir girişimcilik örneği sergiliyor.

Eşi ve 3 çocuğuyla Kurtuluş Mahallesi'nde yaşayan Semra Ünal (41), eşinin yol kenarındaki tezgahta satamadığı yaş incirleri, ince ince dilimleyip kurutarak değerlendirdi.

Çeşitli denemeler yapan Ünal, güneşte kuruyan ince dilimlerin cips gibi çıtır çıtır ve lezzetli olduğunu fark etti. Ünal, komşuları ve yakınlarına ikram ettiği kuru meyveyi, beğenilmesi üzerine "incir cipsi" adıyla satışa da çıkardı.

İşini büyütmeye karar veren Ünal, İstanbul Üniversitesinde Almanca işletme okuyan 22 yaşındaki kızı Gizem'den kendisine yardımcı olmasını istedi.

Kızının da olumlu yaklaşımı sayesinde "Cennetten gelen tatlar" adıyla bir proje hazırlayan anne kız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Genç Çiftçi Projesi'ne başvurdu ve 30 bin lira hibe aldı.

Mahalledeki 5 kadına da istihdam sağlayan anne kız, bahçelerden toplanan taze incirleri evlerinin önünde temizleyip ince ince keserek sera içinde kurutmaya başladı.

İnternetteki alışveriş siteleri aracılığıyla satışa başlayan Ünal ailesi, geçen yıl kilogramı 25 liradan yaklaşık 400 kilogram incir cipsini satmayı başardı.

Semra Ünal lise mezunu olduğunu, çocukluğundan bu yana tarla işleri ve çiftçiliği pek sevmediği söyledi.

Eşiyle hayatlarını birleştirdikten sonra çiftçiliğe başladığını ve o dönemden bu yana "Daha farklı ne yapabiliriz?" diye sorguladığını anlatan Ünal, şöyle konuştu: "Eşim yol kenarında taze incir satıyordu. Satılmayan incirleri de böyle ince ince doğrayıp kendimiz yedik. Sonra 'Neden bu şekilde satmayalım?' dedim. Ürünümüzü cips halinde satmaya karar verdik. Bu tat çok sevildi, talep çok yüksek. Bu sene bir tonu aşacağımızı ümit ediyorum. Tadını alan bir daha istiyor.

Ankara, İstanbul ve İzmir gibi illerden özel siparişler alıyoruz. Geçen sene 50 kilo alan bu sene 100 kilo istiyor. Sadece iç piyasada değil, dışarıya da açılmak istiyoruz. Biz incire katma değer koyduk. www.isfabrikasi.net

#iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #kosgeb #isfabrikasi #motivasyon #motivation

Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde gençlik yıllarında baba mesleği marangozlukla geçinen ve naht sanatıyla ilgilenen Hamit Hayran, 32 yaşında geçirdiği iş kazası sonucu 3 yıl yatağa bağımlı yaşadı.
Hasta yatağındayken yaptığı araştırmalar sonucu yumurta kabuğu üzerinde oyma sanatına merak saran Hayran, kendisini yaşama bağlayan bu sanatla 26 yıldır Hint bülbülü, kanarya, bıldırcın, keklik, sülün, deve kuşu, kaz, ve tavus kuşu gibi kanatlıların yumurtalarına hayat veriyor. Gençlik yıllarında Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde baba mesleği marangozlukla uğraşırken elektrik akımına kapılarak iş kazası geçiren Hamit Hayran, 3 yıl yatağa bağımlı kaldıktan sonra yumurta kabuğu üzerinde oyma sanatıyla yaşama tutundu.

Hayran, 32 yaşındayken bir apartmanın dördüncü katında bulunan konutta çalışma yaptığı sırada, uzun bir demir boruyu dışarıya doğru sarkıttıkları anda binanın önündeki 34 bin volt elektrik geçen yüksek gerilim hattında akıma kapıldı. Geçirdiği iş kazası öncesi marangozluğun yanı sıra ağaç kakma ve naht sanatı ile de ilgilenen Hayran, 3 yıl yatağa bağımlı yaşadı ve çok sevdiği ağaç işlerinden uzak kaldı.

Kazadan sonra yürüme engelli olan 61 yaşındaki Hayran, bir etkinliğe katılmak üzere geldiği Bursa'da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayata yumurta kabuğuyla tutunduğunu söyledi.
Yaptığı araştırmalar sonucu yumurta kabuğu oyma sanatına merak sardığını anlatan Hayran, şöyle konuştu:
"İlk başlarda kırdım başarısız oldum ama hep sabrettim. Sonunda başarılı oldum. 26 yıl oldu şimdi çok mutluyum. Kırılgan ve hassas olan yumurtaları sabırla işleyerek hayat vermeye çalışıyorum. Türkiye'de mevcut olan her çeşit yumurtanın kabuğunda çalışabiliyorum. Yumurtaları 1-30 gün işlediğini belirten Hayran, tanesi 50 kuruş olan tavuk yumurtasını işledikten sonra 100-200 liraya sattığını, bazı eserlerinin fiyatının ise 3 bin liraya kadar çıktığını sözlerine ekledi. Kaynak AA www.milliyet.com.tr/yumurta-kabuklarini-sabirla-isliyor-ekonomi-2430497/ #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Devlet desteğiyle tavuk çiftliği kuran genç kadın, işinden istifa eden eşiyle birlikte köyüne yerleşti.

Ankara’da yaşayan 36 yaşındaki Afife Çilali, projesini hazırlayıp Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan (TKDK) aldığı 590 bin liralık hibe ile memleketi Çankırı'nın Aşağı Pelitözü köyünde babasından kalan araziye tavuk çiftliği kurdu.

890 bin liraya 25 bin tavuk kapasiteli çiftlik kuran Çilali, işinden istifa eden eşiyle birlikte köyüne yerleşti. Doğayla iç içe bir ortamda yaşayan Çilali, çektiği sıkıntıların ardından mutlu sona ulaştı.

Tatil için gittiği köyünde, TKDK destekleri ile kümes kuran amcasının telkinlerinin projesini gerçekleştirmesinde oldukça etkili olduğunu dile getiren Çilali, "Eşim ASKİ’de işçi olarak çalışıyordu, ailemiz için ileriye dönük endişelerimiz vardı. Ziyaret için gittiğimiz memleketimizde de bu konu aile içerisinde de konuşuldu. Bunun üzerine eşimin amcası, TKDK desteklerinden yararlanarak kümes kurduğunu, masraflarının yüzde 65’inin hibe olarak kurumun karşıladığını anlattı. Ertesi gün gidip kümesi gördük. Babadan kalma arazimiz olduğu için gerçekten biz de yapabilir miyiz diye düşündük ve konuyla ilgili kurumun Çankırı İl Koordinatörlüğünü ziyaret ettik. Karşıladığımız ilgi, uzmanların kadın ve gençlerinin projelerine öncelik verildiğine yönelik açıklamaları bizi bu işe girişmemiz noktası oldukça cesaretlendirdi" dedi. KAYNAK www.aksam.com.tr/kobi/koyune-yerlesip-kendi-isinin-patronu-oldu/haber-603690 #isfabrikasi

Et fiyatlarının yüksek olmasına isyan ederek Ukrayna'dan 100 koyun getiren Mustafa Aydın, 1 senede 700 koyuna sahip oldu.
Ramanov cinsi bu koyun ortalama 5 yavru doğuruyor. Bursa'da besicilik yapan Mustafa Aydın, et fiyatlarının yüksek olmasından dolayı Ukrayna'dan Ramanov cinsi koyunlar ithal etti. Çok doğurma özelliği ve iriliği ile bilinen Ramanov cinsi koyunların 6 tanesi beşiz yavruladı. Koyunların sürekli beşiz doğurduğunu söyleyen Mustafa Aydın, bu koyunları besicilere satarak ülkemizde küçükbaş hayvan sayısını artırarak et fiyatlarını ucuzlatmayı hedefliyor.

100 KOYUN 700 YAVRU VERDİ

Ramanov cinsi koyunlar en az 2, en çok ise 6 kuzu doğuruyor. 14 ayda iki defa yavrulayan bu cins koyunlar yılda 8 kuzu veriyor.

Ülkemizdeki et fiyatlarının düşmesi için Ramanov cinsi koyunların yaygınlaşması gerektiğini ifade eden Mustafa Aydın, "Ben Ramanov cinsi koyunları 1 yıl önce Ukrayna'dan getirttim. Bu koyunlar çok yavruluyor. Bir batında en az 2, en çok 6 kuzu yavruluyor. Benim getirdiğim Ramanov cinsi koyunlardan 5 tane yavrulayanlar oldu.

İlk 2-3 yavruya kadar doğurdular. Şimdi ikinci yavruları. Dördüz ve beşiz doğumlar oldu. Bu koyunları ülkemizde yaygınlaştırabilirsek et fiyatları düşer. Bu koyunlar gözümün önünde 5 tane yavruladı. 2 tanenin altına hiç düşmedi. 1 yıl önce Ukrayna'dan 100 tane getirdiğim Ramanov koyunlar 14 ay gibi kısa sürede 700 yavru verdi" dedi. kaynak www.hurriyet.com.tr/ukraynadan-getirdi-tam-bir-yilda-40370088 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

İş kadını Arzu Levent'in yaşamı, birçok kadına örnek olacak türden bir başarı öyküsü... Arzu Levent, "Kız çocuğu okumaz" diyen babası nedeniyle birincilikle bitirdiği ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi.
O günleri üzüntüyle anlatan Levent, “Eğitim masrafları bana ait, kıymayın çocuğa. Çok başarılı, okutun" diyen öğretmenin bile babasını ikna edemediğini ifade etti.
12 yaşında boyunun bile yetişmediği ayakkabı tezgahının başına geçen Arzu Levent, ortaokul ve liseyi de dışarıdan bitirdi.
FABRİKAYA ORTAK OLDU
31 yaşındaki Arzu Levent, 19 yıl önce paketleme servisinde işe başladığı fabrikanın ortağı olurken, genel müdürlük görevini de sürdürüyor.

KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK
Levent, yılda 300 bin ayakkabı üreten fabrikada kadınlara pozitif ayrımcılık yaptı. Yeğenlerinin okumasına yardımcı olan Levent, kız kardeşlerine istihdam sağladı.

Fabrikanın sahibi Mustafa Akkaşlı'dan övgüyle söz eden Levent, “Bana inanmasa, güvenmese yapamazdım. Dik durmayı, çözüm bulmayı ondan öğrendim” dedi.
"BU İŞİ KADINLARIN DA YAPABİLECEĞİNİ GÖSTERDİM"
Babasının yıllar sonra sarf ettiği “Keşke senin gibi 50 kızım olsa” sözünün, kendisini rahatlattığını belirten Levent, şöyle konuştu:
“19 yıl önce Ayakkabıcılar Sitesi'nde çalışan kadın yoktu. Erkek işçiler beni aralarına almaz, dışlar ve rahatlarını kaçırdığımı düşünürlerdi. Ben bu işi kadınların da yapabileceğini gösterdim. Kız meslek lisesinin ayakkabıcılık bölümüne kız öğrenciler kayıt yaptırmak istemiyordu, gidip onlara hikayemi anlattım. Okula 28 kız öğrenci kaydoldu.” HAKİM OLMA HAYALİNDEN VAZGEÇMEDİ
Hakim olma hayalinden hiçbir zaman vazgeçmeyen Arzu Levent, üniversitede hukuk eğitimi almak istediğini de sözlerine ekledi. Kaynak www.milliyet.com.tr/isci-olarak-girdigi-fabrikaya/ekonomi/detay/2205696/default.htm
#iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

MOST RECENT

İzmir’de yaşayan 37 yaşındaki Cengiz Kılıç, İzmir Ekonomi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümünü özel nedenlerle yarıda bırakarak yurt dışına gitti. Kılıç’ın çok üşüyen biri olması, onu ısıtmalı mont üretimine itti. Tasarımını yapan ve ürünlerin patentini de alan Kılıç, montun yanı sıra yelek ve ceket de üretmeye başladı. Şimdiden 11 ülkeden bayilik teklifi alan Kılıç’ın tasarladığı ürünler, kullanan kişinin isteğine göre 40, 45 ve 55 dereceye ulaşabiliyor. Montun cep kısmında yer alan kabloya bir batarya takılıyor ve batarya sayesinde altı adet ısıtma pedi harekete geçiyor. Montta bulunan butona basıldığında ise ürün 10 dakika içerisinde istenilen sıcaklığa ulaşıyor.
"11 ÜLKEDEN TEKLİF GELDİ"

Ürünlerin tamamının düşük derecede yıkanabildiğini, kuru temizlemede de kimyasal kullanılmadan temizlenebildiğini kaydeden Kılıç, “Elektrikli battaniyelerin içerisinde kablolar bulunur ama bizim ürünlerimizde kablo yok fiber karbon, iplik liflerden oluşuyor. Ürünlerimizi internet ortamında satmayı planlıyoruz. 11 ülkeden de bayilik teklifi geldi. Özellikle soğuk bölgelerde yaygınlaşacağına inanıyoruz. Fiyatlarımız 400 lira ve 600 lira arasında değişiyor” diye konuştu.

ASKERLER İÇİN ISITMALI KAMUFLAJ

Isıtmalı montları pek çok alana yaymaya çalışacaklarını ifade eden Kılıç, şöyle devam etti: “Örneğin askerler için ısıtmalı kamuflaj, içlik ve çorap ile motorcular için de ısıtmalı mont yapacağız. Gün boyu dışarıda olan esnaflarımız, soğuk bölgelerde yaşayan kişiler için de gayet uygun bir ürün oldu. Dünyanın çeşitli yerlerinde bizimkinden farklı olarak ısıtmalı kıyafetler olsa da yaptığım ısıtmalı kot ceket ise dünyada ilk ve tek. Amacımız markalaşıp inovasyon oluşturabilmek.” www.isfabrikasi.net
#iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi

Aydın'ın Kuyucak ilçesinde incir üreticisi Semra Ünal, kuru inciri farklı şekilde kurutarak elde ettiği ve "incir cipsi" adını verdiği ürünle başarılı bir girişimcilik örneği sergiliyor.

Eşi ve 3 çocuğuyla Kurtuluş Mahallesi'nde yaşayan Semra Ünal (41), eşinin yol kenarındaki tezgahta satamadığı yaş incirleri, ince ince dilimleyip kurutarak değerlendirdi.

Çeşitli denemeler yapan Ünal, güneşte kuruyan ince dilimlerin cips gibi çıtır çıtır ve lezzetli olduğunu fark etti. Ünal, komşuları ve yakınlarına ikram ettiği kuru meyveyi, beğenilmesi üzerine "incir cipsi" adıyla satışa da çıkardı.

İşini büyütmeye karar veren Ünal, İstanbul Üniversitesinde Almanca işletme okuyan 22 yaşındaki kızı Gizem'den kendisine yardımcı olmasını istedi.

Kızının da olumlu yaklaşımı sayesinde "Cennetten gelen tatlar" adıyla bir proje hazırlayan anne kız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Genç Çiftçi Projesi'ne başvurdu ve 30 bin lira hibe aldı.

Mahalledeki 5 kadına da istihdam sağlayan anne kız, bahçelerden toplanan taze incirleri evlerinin önünde temizleyip ince ince keserek sera içinde kurutmaya başladı.

İnternetteki alışveriş siteleri aracılığıyla satışa başlayan Ünal ailesi, geçen yıl kilogramı 25 liradan yaklaşık 400 kilogram incir cipsini satmayı başardı.

Semra Ünal lise mezunu olduğunu, çocukluğundan bu yana tarla işleri ve çiftçiliği pek sevmediği söyledi.

Eşiyle hayatlarını birleştirdikten sonra çiftçiliğe başladığını ve o dönemden bu yana "Daha farklı ne yapabiliriz?" diye sorguladığını anlatan Ünal, şöyle konuştu: "Eşim yol kenarında taze incir satıyordu. Satılmayan incirleri de böyle ince ince doğrayıp kendimiz yedik. Sonra 'Neden bu şekilde satmayalım?' dedim. Ürünümüzü cips halinde satmaya karar verdik. Bu tat çok sevildi, talep çok yüksek. Bu sene bir tonu aşacağımızı ümit ediyorum. Tadını alan bir daha istiyor.

Ankara, İstanbul ve İzmir gibi illerden özel siparişler alıyoruz. Geçen sene 50 kilo alan bu sene 100 kilo istiyor. Sadece iç piyasada değil, dışarıya da açılmak istiyoruz. Biz incire katma değer koyduk. www.isfabrikasi.net

#iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #kosgeb #isfabrikasi #motivasyon #motivation

Bayan cüzdanı elde örülmüş ve dikilmiş tek ürün. 20tl. Kargo alıcıya aittir. DM ile ulaşabilirsiniz.#girisimcilik #girisim #isfabrikasi

Bayan cüzdanı elde örülmüş ve dikilmiş tek ürün. 20tl. Kargo alıcıya aittir. DM ile ulaşabilirsiniz.#girisimcilik #girisim #isfabrikasi

Kanser tedavisine yönelik araştırma yürütürken karşılaştığı bir zorluğu 3D yazıcılarda ürettiği mikroçiple çözen Türk akademisyen, dünya genelinde hücre araştırmacılarının gösterdiği ilgiyle iş kadını oldu.
Kanser tedavisine yönelik araştırma yürütürken karşılaştığı bir zorluğu 3D yazıcılarda ürettiği mikroçiple çözen Türk akademisyen, dünya genelinde hücre araştırmacılarının gösterdiği ilgiyle iş kadını oldu.

ABD'de başladığı kanser araştırmalarını Türkiye'de sürdüren İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Pesen Okvur, kanser hücreleriyle bağışıklık sistemi hücrelerinin nasıl iletişim kurduğunu ortaya çıkarmak için AB destekli proje yürüttü.

Mevcut hücre çalışmalarında iki boyutlu ortamda yürütülen çalışmanın doğru sonuçları vermediğini gören Okvur, hücrelerin aynı insan dokusunda olduğu gibi yaşayabilecekleri doğala yakın ortamlar oluşturmak için yöntemler aramaya başladı. Laboratuvarlarda kullanılmaya başlanan mikroçiplerin hücrelere üç boyutlu yaşam ortamı sunabildiğini ancak çok pahalı olması, üretiminin uzun sürmesi ve çeşitli zorluklar içermesi nedeniyle kullanılabilir olmadığını gören Okvur, son dönemde popülerleşen 3D yazıcıları mikroçip üretiminde denedi.

Mevcut üretim yöntemlerinden yaklaşık 10 kat daha düşük maliyet ve daha az zamanla mikroçip üretmeyi başaran Doç. Dr. Okvur, meslektaşlarının da talep etmesi üzerine bu alanda üretim yapmak üzere proje geliştirdi.

İYTE İzmir Teknoparkı içinde kurduğu şirketle mikroçip üretimine başlayan Okvur'un ürününe yurt dışından ilk talep ise ABD'den geldi.

www.isfabrikasi.net
#iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından astronotların beslenmesinde kullanılan kinoa bitkisi, Bingöl’de ilk kez merkez Gözeler köyünde ikamet eden Fırat Güven tarafından ekildi. 35 dönümlük arazi üzerine ekimi yapılan kinoa bitkisini hasat etmeye başlayan Güven, hasadın bereketli geçtiğini belirterek, tarladan 7 ton mahsul elde ettiğini söyledi.
4 yıldır Bingöl’de çiftçilik yapan ve tarlasına kinoa eken Güven, “Geçen yıl burada arpa ektik. Arpadan kazancımız giderlerin dışında 3 bin 500 liraydı, bugün Kinoa bitkisinden 350-400 bin lira civarında kazanmayı bekliyorum” dedi.
Pazar sorunu yaşamadıklarını belirten Güven, "Şuan hasat çalışmalarımız devam ediyor. Pazar sorunu yaşamıyoruz, yurtiçi ve yurtdışından yoğun bir talep var. Rağbet oldukça yüksek. Ben genç çiftçilere bu bitkiyi öneriyorum, hepsi bu işi yapmalı” diyerek tavsiyede bulundu.

Kinoa bitkisini genelde astronotların tükettiğini ifade eden Güven, “Bu bitki ilk keşif edildiğinde bunu astronotlar kullandı ve halen kullanıyor. Az tüketilmesine karşı tok tutuyor. Yüksek protein değerine sahiptir. Şuanda astronotların yanı sıra sporcular, mankenler ve kendisini seven insanlar kullanıyor” diye konuştu. kaynakwww.yenisafak.com/ekonomi/400-bin-lira-gelir-getirecek-2762124 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Üniversiteyi bitirdikten sonra Ege Üniversitesi İdeege Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde (İDEEGE-TGB) araştırma geliştirme çalışmaları yapmaya başlayan 2 genç girişimci, bitkisel ve hayvansal atıklardan elektrik ve ısı yalıtım malzemeleri üretti. 1.5 yıldır “biyolojik atıklar ve peynir altı suyuyla biyogaz üretiminde verim artışı” üzerine bir çalışma yapan Ziraat Fakültesi mezunu Emre Yağcıoğlu, peynir altı suyu, sebze atıkları, sera atıkları, mısır, şeker pancarı küsbesi, tavuk atığı, zeytin kara suyu gibi malzemeleri kullanarak elektrik üretebilen reaktör geliştirdi. Yağcıoğlu, “Ülkemizde hayvancılık ve tarım yaygın olarak yapılıyor. Bu sektörlerin atıkları aslında çok kıymetli. Köylülerin bir kenara koydukları bu atıkları toplayarak elektrik üretimi yapılabilmesi mümkün. Bunu yapabilen bir reaktörü ortaya çıkardık. İzmir’in enerji ihtiyacını karşılayabiliriz. Hedefimiz, Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı’nın verdiği ‘tekno yatırım’ fonunu almak. Enerji sektöründeki yatırımcılarla görüşme halindeyiz” diye konuştu. Biyomühendislik bölümü mezunu Turgut Mesut Yılmaz ise atıklardan binalar için ısı yalıtım malzemesi üretti. Üretim sürecinde mantar hücrelerini, mısır ve buğday saplarını kullandıklarını belirten Yılmaz, “Bu malzemeleri biyoteknolojik yöntemlerle birleştirip bir panel haline getiriyoruz. Bu paneller mantolama dediğimiz sistemlerle binalarda kullanılabiliyor. Bu sayede inşaat maliyeti yüzde 20 düşüyor. Projemiz Türkiye’de biyoteknoloji alanında birincilik ödülü aldı ve Amerika’da Silikon Vadisi’ne davet edildik. Bizim için büyük bir gururdu. En kısa zamanda projenin Türkiye’de hayata geçmesini istiyoruz” dedi.
kaynak www.haberturk.com/yasam/haber/1314348-atiklarin-mucitleri #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Anavatanı Vietnam olan, dondurma yapımı, salata ve ilaç sanayilerinde kullanılan, ağırlığı 300 gramdan bir kiloya kadar çıkabilen tropikal meyve, narenciye ve sebze üretimine alternatif ürün olarak tercih ediliyor. Ejder meyvesi ilaç ve kimyasal gübre olmadan tamamen organik yetişiyor. Çiftçinin fazla masraf yapmadan kazanç elde edebileceği, bakımı çok kolay bir bitki.
Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde serasında "ejder meyvesi" olarak bilinen pitahaya yetiştiren üretici Mahmut Yüksel, hasadına başladığı ürünlerin tanesini 15 liradan satıyor. Beyrebucak Mahallesi'nde yaşayan Mahmut Yüksel, internette gördüğü pitahaya meyvesini araştırarak ekmeye karar verdi.
Dondurma imalatı, salata ve ilaç sanayisinde kullanılan, ağırlığı 300 gramdan bir kilograma kadar çıkabilen tropikal meyveyi 6 dönümlük alanda yetiştirerek hasadına başlayan Yüksel, ürünlerin tanesini 15 liradan satıyor.
Yüksel, gazetecilere yaptığı açıklamada, bu yılki kazancının 160 bin lira civarında olacağını tahmin ettiğini söyledi. "Meyvenin fidesini Mersin'den temin ettim." diyen Yüksel, şunları kaydetti: "Meyve, ilaç ve kimyasal gübre olmadan tamamen organik yetişiyor. Çiftçinin fazla masraf yapmadan kazanç elde edebileceği bir bitkiymiş. Geçen yıl bir dönüm araziye ekmiştim, bu yıl ise 6 dönüm alana diktim. Daha önce seraya salatalık ve domates ekiyordum. Her gün bakım yapmak gerekiyordu.
Pitahayanın bakımı çok kolay. Akdeniz bölgesindeki çiftçilere tavsiye ediyorum." kaynak aa.com.tr/tr/ekonomi/alternatif-urun-ejder-meyvesi-ciftciyi-sevindirdi/672227 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

İsçi olarak gittiği Almanya'da 27 yaşında aldığı fabrikayı büyüten Tuncay Kılıç, bugün hemen hemen dünyanın her tarafına mal satmaya başladı. Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Eyaleti'ndeki Heiligenhaus kentinde bulunan KILIC GmbH firmasının sahibi Tuncay Kılıç, işçi olarak girdiği ve henüz 27 yaşında iken satın aldığı fabrikayı kat be kat büyüterek büyük bir başarıya imza attı. Alüminyum kapı kolları ve kilitleri ile televizyon çerçeveleri üreten firmanın cirosunu 23 yılda, 250 bin Avro'dan 15 milyon Avro'ya yükseltti. “Gelişme fark yaratır” sözünü şiar edinen Tuncay Kılıç, yine firmanın kapalı alanını 300 metrekareden 3 bin metrekareye, müşteri sayısını da 5'den üç bine çıkarmayı başardı. Bugün 35 kişiye iş veren Tuncay Kılıç, gençlere de meslek eğitimi imkanı sağlıyor.

DÜNYANIN HER YERİNE MAL SATIYORUZ

İşadamı Tuncay Kılıç, KILIC GmbH'yı devralış sürecini söyle anlattı: “Burada 1988 yılından1994'e kadar işçi olarak çalıştım. Patronum iki Almanya'nın birleşmesinden sonra Doğu Almanya tarafında fabrika kurdu. Burası ona küçük geldi ve satışa çıkarttı. Beni severdi ve ona, 'burayı ben alayım' dedim ve bana devretti. İlk işim, firmanın Ackermann olan adını değiştirmek oldu. O dönemde firmanın 300 metrekare kapalı alanı ve 5 tane müşterisi vardı. Şu anda 3 bin metrekare kapalı alanı var. Müşteri ağımız genişledi ve hemen hemen dünyanın her tarafına mal satıyoruz.” #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

İktisat Fakültesi mezunu Çağrı Kaplan (33), doğalgazın yaygınlaşmasının ardından, pirina olarak sattığı zeytin atıklarından alternatif ürün geliştirmeye karar verdi.

Yürüttüğü çalışmalarından olumlu sonuç alan ve zeytin küspesinden kimyasal madde içermeyen doğal mangal kömürü üreten Kaplan, ürünün patentini alarak İzmir'in Torbalı ilçesinde fabrika kurdu ve üretime başladı.

Kaplan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğalgazın yaygınlaşmasının ardından yakıt olarak kullanılan pirinaya talebin azaldığını, bu nedenle alternatif ürün geliştirmek için çalışmaya başladıklarını anlattı.

Pirinanın içinde bulundurduğu enerjiden dolayı kömür üretimine elverişli olduğunu tespit ettiklerini belirten Kaplan, buradan hareketle mangal kömürü ürettiklerini söyledi.

Kaplan, piyasadaki mangal kömürlerinin üretiminde ağaçların kullanıldığına, kendi ürünlerinin ise ağaç kesilerek değil ağacın meyvesinin atığından elde edildiğine dikkati çekti.

Ürünlerinin zaman içinde piyasadaki ithal mangal kömürünün yerini almasını amaçladıklarını ifade eden Kaplan, "Şu anda satışlarımız çok iyi. Son tüketiciden toptancısına kadar herkes çok memnun. Çünkü farklı ve yerli bir ürün. En önemlisi de diğer kömürlere kıyasla enerji ve sağlık anlamında çok önde bir kömür." diye konuştu.
MANGALDA KÜL BIRAKMIYOR "Mangal kömürü kullananlar en çok kömürün tozlu olması ve hızlı sönmesinden şikayetçi. Bu üründe hiçbir şekilde toz yok ve iki kat daha güçlü. Diğerleri 3 saatte biterken bizim ürettiğimiz kömür yaklaşık 5 saate kadar yanıyor. Isı vermesi de çok iyi. Ayrıca diğer ürünlere göre karbon salınımı da düşük olduğu için sağlık anlamında da iyi." #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Et fiyatlarının yüksek olmasına isyan ederek Ukrayna'dan 100 koyun getiren Mustafa Aydın, 1 senede 700 koyuna sahip oldu.
Ramanov cinsi bu koyun ortalama 5 yavru doğuruyor. Bursa'da besicilik yapan Mustafa Aydın, et fiyatlarının yüksek olmasından dolayı Ukrayna'dan Ramanov cinsi koyunlar ithal etti. Çok doğurma özelliği ve iriliği ile bilinen Ramanov cinsi koyunların 6 tanesi beşiz yavruladı. Koyunların sürekli beşiz doğurduğunu söyleyen Mustafa Aydın, bu koyunları besicilere satarak ülkemizde küçükbaş hayvan sayısını artırarak et fiyatlarını ucuzlatmayı hedefliyor.

100 KOYUN 700 YAVRU VERDİ

Ramanov cinsi koyunlar en az 2, en çok ise 6 kuzu doğuruyor. 14 ayda iki defa yavrulayan bu cins koyunlar yılda 8 kuzu veriyor.

Ülkemizdeki et fiyatlarının düşmesi için Ramanov cinsi koyunların yaygınlaşması gerektiğini ifade eden Mustafa Aydın, "Ben Ramanov cinsi koyunları 1 yıl önce Ukrayna'dan getirttim. Bu koyunlar çok yavruluyor. Bir batında en az 2, en çok 6 kuzu yavruluyor. Benim getirdiğim Ramanov cinsi koyunlardan 5 tane yavrulayanlar oldu.

İlk 2-3 yavruya kadar doğurdular. Şimdi ikinci yavruları. Dördüz ve beşiz doğumlar oldu. Bu koyunları ülkemizde yaygınlaştırabilirsek et fiyatları düşer. Bu koyunlar gözümün önünde 5 tane yavruladı. 2 tanenin altına hiç düşmedi. 1 yıl önce Ukrayna'dan 100 tane getirdiğim Ramanov koyunlar 14 ay gibi kısa sürede 700 yavru verdi" dedi. kaynak www.hurriyet.com.tr/ukraynadan-getirdi-tam-bir-yilda-40370088 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Tanıtım ve desteklerle üretimi geçen yıl yüzde 87 artırılan lavantadan elde edilen uçucu yağ yüksek gelir getirirken, ziyaretçi akınına uğrayan, mor renge boyanmış güzel kokulu lavanta bahçeleri de eko-turizmle kazanç kapısı aralıyor. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Adnan Tülek, lavantanın ağır ve taban suyu yüksek topraklar hariç birçok alanda yetiştirilebildiğini, makineli hasada uygun bir bitki olduğunu anlattı.

Dekar başına yaklaşık 8-10 litre uçucu yağ elde edildiğini aktaran Tülek, yağın litresinin Bulgaristan'da 80-100 avro arasında işlem gördüğünü belirtti. Bitkinin ekonomik ömrünün yaklaşık 10 yıl olduğunu, en büyük lavanta üreticilerinin Fransa ve Bulgaristan olduğunu ifade eden Tülek, "Bulgaristan'da yaklaşık 40 bin dekar alanda üretim yapılıyor ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlanıyor. Türkiye ise yaklaşık bin 600 dekar alanda bu ürünün tarımını yapılıyor." diye konuştu.

Enstitüleri ile Bulgaristan Gül, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma Enstitüsü arasında ikili iş birliği anlaşması imzalanarak geçen yıl 6 farklı lavanta çeşidinin dikiminin yapılmasının planlandığını da bildiren Tülek, Edirne merkez, Uzunköprü ve Lalapaşa'da yaklaşık 50 dekar alanda dikimlerin gerçekleştirildiğini anlattı. Tülek, "Lavanta bitkisi haziran-temmuz döneminde çiçek açar ve bu dönemde eko-turizm olarak büyük talep görüyor." ifadelerini kullandı. kaynak aa.com.tr/tr/ekonomi/lavanta-ureten-bir-tasla-iki-kus-vuruyor/718606 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Muş'un Malazgirt ilçesinde, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan (TKDK) aldıkları destekle kendi çiftliklerini kuran 3 kadın, girişimcilikleri ve gayretleriyle örnek oldu. Firdevs Öztürk, Nursel Öztürk ve Miyeser Teker, 6 yıl önce bir araya gelerek kendi imkanlarıyla hayvan beslemeye başladı. Kadınlar, işlerini geliştirmek amacıyla TKDK'ya proje sunmaya karar verdi.

Hazırladıkları proje TKDK Muş İl Koordinatörlüğü tarafından kabul edilen kadınlar, aldıkları 700 bin liralık destekle kendi arazileri üzerinde ahır, idari bina, gübre çukuru, modern makine ve ekipmanın bulunduğu büyükbaş hayvan çiftliği kurdu.

Çiftlikte 8 kişiyi de istihdam eden kadınlar, büyük emeklerle yetiştirdikleri hayvanları satarak hem ailelerini geçindiriyor hem de kent bütçesine katkı sağlıyor. "Kadın isterse herşeyi yapar" 3 çocuğu bulunduğunu belirten Teker, şunları anlattı: "Daha sonra TKDK desteğiyle bu işi geliştirmeye karar verdik. 1 milyon 200 bin lira bütçeli proje hazırlayarak sunduk. 700 bin lira hibe almaya hak kazandık. Şu anda 100 hayvanımız var. Bütün bayanlara tavsiye ediyorum. Kadınlar, küçükbaş, büyükbaş, kanatlı hayvan gibi alanlarda proje başvurusunda bulunabilir. TKDK destek veriyor. Kadın isterse her şeyi yapar ve kadının elinin değdiği yer güzelleşir. Biz bu işe 60 hayvanla başladık. Şimdi 100 tane hayvanımız var. Besiciliği, zor olmasına rağmen severek yaptıklarını ifade eden Öztürk, şöyle konuştu: "Eltimle başladık bu işe. Önce biz kendi imkanlarımızla başladık daha sonra TKDK'ya başvurduk ve çok iyi bir destek aldık. Şu anda 100 tane besi hayvanımız var. Altı aylıkken alıyoruz, bakıyoruz ve besi zamanına gelince besleyip satıyoruz. 120 başlık bir tesis kurduk. Sabah geliyoruz, yardımcılarımızla yemlerini hazırlıyoruz, sularını veriyoruz ve altlarını temizliyoruz. Aldığımız destek sayesinde hayvanları beslemek için daha rahat bir ortamımız oldu. Makine ekipmanlarımız oldu. Bence bu kadınlar için bir örnektir. Kadınlar isterse her işi yapabilirler." kaynak aa.com.tr/tr/turkiye/muslu-kadinlar-devlet-destegiyle-ciftlik-kurdu/834744 #iş #başarı #kosgeb #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #isfabrikasi #motivasyon

Giresun'da İŞKUR'un engelli istihdamına yönelik verdiği desteklerden yararlanarak patron oldu.
30 kilogram yufkadan 300 kilograma çıktık

İŞKUR'dan destek alarak iş yeri açan Uğur Aydın ise iki kişiyle çalıştırmayı planladığı iş yerini, pazar payının büyük olması dolayısıyla büyüttüğünü belirterek, "Şu anda 8 personele ulaştık, güzel de bir üretim yapmaktayız, üzerine nasıl koyabiliriz diye düşünüyoruz. İŞKUR da gerekli desteği halen veriyor. 20-30 kilogram yufkadan 300 kilogramlara kadar çıktık. Herkese teşekkür ediyorum" dedi. kaynak www.yenisafak.com/ekonomi/engelliler-iskurla-patron-oldu-2660599 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Bitlis'te üç çocuk annesi Saliha Yamaç,bir arkadaşından borç aldığı 7 çeyrek altınla açtığı iş yerinin patronu oldu.
Yamaç,yaklaşık bir yıl önce arkadaşından borç aldığı 7 çeyrek altını bozdurarak Atatürk Mahallesinde iş yeri kiraladı.

İş yeri 2 davul fırın alarak simit,poğaça,cevizli çörek ve börek yapmaya başlayan Yamaç, daha sonra tandır ekmeği de pişirmeye başladı.

Tandır ekmeklerini kargo ve şehirlerarası firmalarina ait otobüslerle sipariş üzerine farklı illere gönderen Yamaç,iş yerinde 4 kişiyide istihdam etti.

Yamaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada yaşadığı maddi sıkıntılara rağmen iş yerini açarken bazı insanların tepkisiyle karşılaştığını söyledi. Bu zorlukları aşarak işini büyüttüğünü ifade eden Yamaç "İnsanlar gelip salonumuz da kahvaltılarını yapıyorlar. Günde 200 tandır ekmeği çıkarıyoruz. Ekmeğimizde hiç bir katkı maddesi yok" dedi.
#iş #kadın #başarı #girişimcilik #haber #isfabrikası
#ValenTouch
#TouchYourDreams

Kasap çırağı olarak giriştiği iş yaşamında 13 yıl Günaydın restoranlarında çalışan Süleyman Dilek'in (29) başarı öyküsü, genç girişimcilere önemli dersler içeriyor.
Babası asgari ücretle çalışan Dilek, çocuk yaşta evin bütçesine katkı için yaz tatillerinde çalıştı. Bostancı'da bulunan kasaplar çarşısında çaycı olarak başlayan Dilek 14 yaşında, Cüneyt Usta olarak anılan Cüneyt Asan ile tanıştı ve yayında çalışmaya başladı. Bostancı'da Asan'ın yanında kasap çırağı olarak çalışan Dilek, daha sonra Günaydın'da uzun yıllar çalıştı.

Kendi yolunu çizmek amacıyla Günaydın’dan ayrılan Dilek, Amerika’ya giderek bu ülkedeki ünlü tüm steakhouseları gezdi. Tek hayalinin kendi markasını kurmak olduğunu söyleyen Dilek, iki ay kadar önce kurucu ortak olarak Scarlet Steakhouse'ı açtı. Dilek yeni açtıkları yerleri ile ilgili yaptığı açıklamada “Türkiye’de lezzeti, lüksü, eğlenceyi ve steak kültürü ihtiyacını tek noktada karşılamak amacıyla etin ana yurdu olan Amerika’ya gittim ve orada bu işin ustası olan insanlarla tanıştım. Amerika’da et ile ilgili ne kadar ünlü yer varsa gezdim ve bir şeyler öğrendim. İstanbul’da tüketiciler bir mekânda yemeğini yedikten sonra genellikle kalkıp eğlenmek amacıyla farklı bir mekânı tercih ediyorlar. Bir gecede iki mekâna gitmek oldukça maliyetli. Ben tüketicinin lezzeti, lüksü, eğlenceyi ve steakhouse bir arada bulabileceği bir mekân yarattım. Scarlet Steakhouse farklı iki mekân gibi hizmet veriyor ” dedi.

800 metrekarelik yeni adresinde konuklarını ağırladıklarını aktaran Dilek “İşimizi aşkla yapmaya özen gösteriyoruz. İstanbul’a yeni nesil bir steakhouse-şehir kulübü kazandırırken aşkın ve yaşamın rengi kırmızıyla yola çıktık” şeklinde konuştu. www.hurriyet.com.tr/kasap-ciragi-olarak-ise-girdi-kendi-markasi-kurdu-40467061 #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Siirt’in Pervari ilçesinde lokantalarda bulaşıkçı olarak çalışan Murat Buluç, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile tanıştıktan sonra kendi lokantasını kurdu. İkinci şubesini de açan Buluç, üçüncü şubeyi açmayı planlıyor.
Pervari’de ikamet eden ikamet eden Murat Buluç (27) küçük yaşlarda lokantada çırak olarak çalışmaya başladı. Pervari’de ve daha sonra il dışındaki büyük lokantalarda bulaşıkçı olarak 5 yıl çalışan Buluç, döndüğü memleketinde devletin 50 bin lira hibe ile 100 bin lira kredi desteği verdiğini duydu. Buluç, iş kurma fikriyle, KOSGEB Siirt İl Müdürlüğüne başvurdu. Daha sonra girişimcilik eğitimi alarak, 50 bin lira hibe ve 100 bin lira kredi desteği alan Buluç, memleketinde bir lokanta açarak kendi iş yerinin patronu oldu. Kısa süre sonra da ikinci şubeyi açarak, 15 kişiyi istihdam eden Buluç, üçüncü şubesini açmayı planlıyor. KAYNAK www.milliyet.com.tr/bulasikciydi-kosgeb-ile-tanisti-patron-siirt-yerelhaber-2102260/ #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Denizli'de, ailesinin borç yükünden kurtulması için dört yıl önce eşi ile solucan ve solucan gübresi üretimi işine başlayan Bakiye Sarıtaş'ın, hayatı bir anda değişti. Kale ilçesinde yaşayan 3 çocuk sahibi tarım ve hayvancılık yapan Bakiye-Ali Sarıtaş çifti, 4 yıl önce ekonomik olarak oldukça zor günler geçirmeye başladı. 620 bin lira borcu bulunan Sarıtaş çiftinin Hollanda'da yaşayan bir arkadaşları, çifte solucan ve solucan gübresi üretimi yapmalarını tavsiyesi verdi. Bunun üzerine kolları sıvayan Bakiye Sarıtaş, eşine 'Ben bu işi yaparım' dedi. Bunun üzerine çift solucan gübresi üretimine başladı. 225 bin kırmızı California solucanıyla işe başlayan Sarıtaş Çifti, geride bıraktıkları 4 yıl içerisinde 620 bin lira borcun tamamını ödedi. Üzerine de 170 dönüm arazi ve 4 üretim tesisinin sahibi oldu. Çift, şimdi aylık 2 milyon solucan, 15- 20 ton arasında da solucan gübresi üretimi yapıyor.

KOOPERATİF KURDU
Yıllar içerisinde solucan üretim kapasitesini genişleten Bakiye Sarıtaş, 2015 yılında Kale Eko Solucan Kooperatifi'ni kurdu. Tamamı kadın 13 üyeden oluşan kooperatifin başkanlığını yapan Bakiye Sarıtaş, solucan ve solucan gübresi üreticileri arasında birliktelik oluşturmak, gübrelerinin daha kolay pazarlanabilmesi ve yurt içi ve yurt dışına daha kolay ulaşabilmek için kooperatifi kurduklarını söyledi.
Bakiye Sarıtaş, 2013 yılında solucan gübresi üretimine başladıklarında kendileriyle, "Solucandan da ne para kazanırsınız', 'Bizim bahçede var oradan solucan getirelim, size verelim' diyerek, kendileriyle alay edildiğini belirtip, "Aldırmadan işimize devam ettik ve başardık. Çokta başarılı gidiyoruz. İşimden çok memnunum" dedi. KAYNAK DHA www.dha.com.tr/bu-ise-girdi-hayati-degisti-borclarini-kapatti-4-de-tesis-kurdu_1528994.html #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi⁠⁠⁠⁠

Dört kız kardeş birleşip kendi çikolata markaları ‘Fındık Ocağı’nı kurdu. El yapımı çikolatalarının da ünü artık kentlerini aşmış durumda. “Trabzon’da el yapımı çikolata üreten yer yok. Aslına bakarsanız Türkiye’de fındık odaklı el yapımı çikolata üreten bir mekân da yok” diyen Seyyare Sungur, Karadeniz karayolu üzerinde butik bir mekan olarak kurdukları Fındık Ocağı’nda haftada 50 kilogram fındık satıldığını kaydetti. Ürettikleri tüm çikolata ürünlerine fındık kattıklarını dikkat çeken Sungur, “Fındığı paket çeşitleri halinde de satıyoruz. Çikolatanın yanı sıra yüzde 92 fındık oranında fındık ezmesi üretiyoruz. Tamamen katkısız. İçinde yüzde 8 oranında sadece pudra şekeri var. Fındık ezmesini ayrıca dolgu malzemesi olarak da kullandık. Fındık ezmeli çikolata ürettik. fındıklı sufle ürettik. Kışın zencefilli tarçınlı çikolata, yazın ise şeftalili karpuzlu çikolatalar üretiyoruz. Fındıklı çikolatayı dört mevsim tüm ürünlerde kullanıyoruz. Tatlı tuzlu bitter çikolata üretiyoruz. Tuzlu portakallı çikolata üretiyoruz. Herkesin bildiği Beyoğlu çikolatası bizde de en çok satan çikolatalardan. Fındık satan, katkılı fındık ezmesi üretip satan çok yer var. Ancak taze fındığı çikolatayla harmanlayıp el yapımı tamamen katkısız üretip, satan mekân yok. Biz en iyi fındığı en iyi çikolatayla buluşturuyoruz” dedi. Fındık Ocağı olarak, ilk iki yıl için koydukları hedeflere ulaştıklarını dile getiren Seyyare Sungur, franchising taleplerini değerlendirmeye aldıklarını ifade etti. Butik ve özel bir iş yaptıkları için tanıtım noktasında titiz davrandıklarının altını çizen Sungur, “Trabzon’da bir AVM’de altı ay önce küçük bir teşhir alanı işletmeye başladık. Buradan çok olumlu sonuçlar aldık. Sosyal medyayı ve findikocagi.com adresimizi aktif olarak kullanıyoruz. Bir de ürünlerimizi taze satabilmek adına İstanbul’da küçük bir üretim atölyesi kurduk. İstanbul’da birçok müşterimizden ve Samsun’dan da franchising talebi var. #iş #başarı #kobi #kadın #girişimcilik #girişimci #girişim #kobi #startup #entrepreneur #entrepreneurs #entrepreneurship #kosgeb #yatırım #motivasyon #motivation #aslavazgecmem #girisimcikadin #isfabrikasi

Most Popular Instagram Hashtags