#guzokumasenligi

MOST RECENT

Repost @hevidaar Coğrafya ile imtihanım ve güz okuma şenliğinde bitirdiklerim.😌( 2 eksik kitapla)
1 Ekim-22 Aralık tarihlerini kapsayan okuma şenliğimiz sona erdi.
Ben şenliği 24 kitapla kapatıyorum. Keşke okumasaydim dediğim bir kitap olmadı ve benim için gayet verimli geçti.
Beni kendine hayran bırakan,
Uyku Sersemi😍😍@hakannbbicakci
Geçmiş Olsun😊👌@tezcan1ol
Gölge🤗🤗 @ismail.guzelsoy
Disparöni💙💙💙 @nihanka7
Yangında Kaybettiklerimiz💀🙊
ve Seher'in yazarlarına teşekkürler efendimmm😍

#hevidarokuyor#guzokumasenligi

#guzokumasenligi için kitaplarımı seçtim. Güz mevsimi boyunca bu kitapları bitirmeye çalışacağım. Aralarında okuduklarınız var mı? Bu çok güzeldir dediğiniz? Ya da sizin de merak ettiğiniz? Yorumlarınızı bekliyorum.
.
.
.

#suleuzundere #suleuzundereblog #kitap #okudum #book #read #books #blogger #bookstagram #instabook #iyikikitaplarvar #bookworm #okumahalleri #kitapkokusu #kitapayracı #okumasaati #kitaplık #kütüphane #kitapçı #okumaaşkı #kitaptavsiye #okudumbitti #şuanokuyorum #kitapheryerde #kitapvatani #kitaptutkusu #kitapagaci #şenlikbahaneokumakşahane

Tim Hortons ...

Sevgili @ikircikliokurcuk ile beraber okuduğumuz son kitap "Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri'nin Olağanüstü Yolculuğu" oldu. Racastanlı bir dolandırıcı olan Hint Fakiri'nin, çivili bir yatak almak uğruna geldiği Paris'teki bir Ikea mağazasında başlıyor absürt olaylar dizisi. Bundan sonra da Fakir'in plansız ve zoraki olarak farklı ülkelere yaptığı yolculukları ve bu süreçte başından geçenleri, mültecilik sorununu da esas alarak okuyoruz. Ülkeler arası yolculukla birlikte Fakir'in kendi içsel yolculuğuna ve dönüşümüne de şahitlik ediyoruz. Romain Puertolas kitaplarının en sevdiğim özelliği, oluşturduğu absürt kurgunun okurda yarattığı sahicilik duygusu sanırım. Her şey tüm inanılmazlığına rağmen bir o kadar inanılabilir nitelikte. Bu yüzden de yazarın zekasına ve mizahına hayran kalmamak elde değil. Benim okumak için geç kaldığım bu kitaba siz daha fazla gecikmeyin bence ✌🏻️Kitaba dair çok daha ayrıntılı ve duygulara tercüman bir yorum için de @ikircikliokurcuk un paylaşımına da bir göz atın derim 👌🏻

Yazarı tarafından yaratılmış bir Prens Adası "Körburun". Diğer adaların en küçüğü, insanların pek rağbet göstermediği, Türk ve Rum halkının bir arada, yaşamını sürdürdüğü küçük bir ada. Biz de bu adada doğanların, yaşayanların, gönderilenlerin ve yolu bir şekilde buraya düşenlerin 30 yıllık hikayesini, Türkiye'nin siyasi panoraması eşliğinde okuyoruz. Kitabın konusunu da hikayesini de sevdim aslında ama karakterlerin hikayeleri arasındaki keskin geçişler, bu geçişler sonucu sevip benimsediğimiz herhangi bir karakter hakkında pek çok havada kalan boşluk, kitaptan keyif alma noktamda kocaman bir ama dedirtiyor bana. Dolayısıyla 600 sayfalık bir kitapta aklımda bu kadar çok soru işaretinin kalması pek hoşuma gitmiyor. Öte yandan Can Yayınları'nda daha önce hiç rastlamadığım kadar çok yazım yanlışı, düşük cümle ve yanlış yazılan karakter isimleri ile karşılaşmış olmak da kitaptan alabileceğim keyfi oldukça azaltıyor. Körburun, Hikmet Hükümenoğlu'nun altıncı benim ise okuduğum ilk kitabı idi. Her ne kadar tatmin edici bir okuma süreci yaşayamamış olsam da ileride yazarın bir başka kitabını daha okumak istiyorum.

"Kayıp Kız"ı okuyup pek bir beğendikten sonra yazarın yepyeni kitabı "Yetişkin"i de hemen araya sıkıştırıverdim. Toplam 55 sayfadan ibaret bu kısa hikaye, kurgusu ile yine beni şaşırtmayı başardı. Zengin bir kadın olan Susan'ın, Viktorya döneminden kalma evinin ve üvey oğlunun tuhaflıkları ile ilgili olarak bir medyumdan yardım istemesi üzerine kurulu hikaye oldukça başarılı. Ters köşeleri ile okuru fazlasıyla şaşırtan bu Edgar Ödüllü kısa hikayeyi muhakkak okuyun derim. ✌🏻️Ayrıca kitap kapağı hazırlanırken Lucy ve Lucky'nin renklerini baz alan @artemisyayinlari na çok teşekkür ederiz. Lucky'nin sarısı o kadar fosforlu değil ama olsun, yine de büyük bir uyum içerisindeler. 😂

Bu yıl gerçekten iyi kurgulanmış sağlam polisiye kitaplar okudum. "Kayıp Kız" da bunun son örneğiydi. Evliliklerinin 5. yıldönümünde birden ortadan kaybolan Amy ile bu kayıpla ilgili cinayet şüphesinin hedefi haline gelen Nick'in başından geçenler anlatılıyor kitapta. Başlangıçta oldukça durağan ilerleyen kitap birden ters köşe yaparak okuru feci derecede şaşırtıyor. Son derece incelikli ve çok zekice kurgulanmış hikayesiyle sizi birden içine çekiyor. Kitabın aynı isimle uyarlanmış bir de film versiyonu var ki başrolde Ben Affleck'in olduğunu görmek bile heyecan verici. Sanırım Nick karakteri için daha iyi bir seçim yapılamazdı. Kitap oldukça sinematografik ve senaryoyu da yazarın kendisinin yazdığını göz önüne alırsak beklentim hayli yüksek. Kitabı da şiddetle tavsiye ederim. ✌🏻️ Ve son olarak nefretini kazandığınız bir kadının zekasıyla asla başa çıkamayacağınızı bilin derim. 😬

Edebiyatın köpek karakterlerinin benim için apayrı bir yeri var. Sezgin Kaymaz'ın Çeto ve Lucky'si, Kemal Varol'un Mikasa'sı derken şimdi de Yiğit Okur'un Viktor'u katıldı ayrıcalıklılar listesine. Parisli bir sokak köpeği olan Viktor'un Türk bir ressam tarafından sahiplenilmesiyle başlayan hayat mücadelesi, ressamın ölümünden sonra Paris sokaklarında ve köpek çeteleri arasında devam ediyor. Yaptıkları ile bir barış elçisi haline gelen Viktor, bir süre sonra sürgün edilerek Rusya'ya gönderiliyor ve tekrar ülkesine döndüğünde ise burada yaşadıklarını anlatıyor. Bir köpek hikayesi olarak yola çıkan, Fransa ve Rusya'ya ilişkin tespitler barındıran, siyasi bir hiciv niteliğindeki bu kitap okuru için kısa ama keyifli bir yolculuk vaat ediyor ✌🏻️

Banu Kuruoğlu'nun ilk romanı olan "Bizim Küçük Sırrımız" roman içinde roman şeklinde kurgulanmış. Ailesini depremde kaybeden ana karakterin, kendisine tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla ilerliyor kitap. Bu tavsiye kitapta da sırlarla örülü bir aşk hikayesi anlatılıyor. Bu aşk hikayesinin kahramanları ise yazarı tarafından cinsiyet belirtecek herhangi bir isimle adlandırılmayarak, karakterler hakkındaki hayal gücü tamamen okura bırakılmış. Bu gibi güzel çıkış noktaları olan kitap bütünü itibariyle değerlendirildiğinde ise tam bir Türk filmi tadında. Kitabın anlatımı ise oldukça sorunlu ve neredeyse tüm cümlelerde anlatım bozukluğu var. Bu durum da haliyle yorucu bir okumaya neden oluyor. Kasım ayı okumalarını bu kitapla noktalıyor ve Aralık ayının ilk kitabı olarak ne okusam diye düşünüyorum. 🤔

Kitabın Türkçe adı: Ya Sonra.
Bir insanın öleceğini gören bir doktor aniden bir avukatın hayatına giriyor. Araştırmalar sonucu bu iki karakterin hayatlarının daha önce birleştiğini okuyorsunuz. Doktorun yetenegini öğrenen avukat yakında öleceğini idrak ediyor. Muhakkak okuyun. 📚📚
Manche Menschen werden als große Menschen geboren ... und andere Erlangen Größe - Shakespeare
#yasonra #einengelimwinter #guillaumemusso #piperverlag #okudum #read #ahukizinkitaplari #senlikbahaneokumaksahane #guzokumasenligi

Son günlerde sıkça gördüğüm Jean-Louis Fournier'in "Dul" isimli kitabını okudum bitti. Hakkaten öyle okudum, bitti ve gitti. Başıma bir iş gelmeyecekse eğer bana göre kitaba dair okuduğum yorumlar kitaptan çok daha etkileyiciydi. 112 sayfadan oluşan kitap Yapı Kredi Yayınları'nın normal şartlarda boşluksuz sayfa yapısı ile okuru feci yoran tarzında yayınlansaydı eğer 20-25 sayfaya tekabül ederdi. Yazarın 40 yıllık evliliğinde kaybettiği eşinin ardından yazdığı cümleler, evli olanlar ve kaybı olanlar için belki daha etkileyici olmuştur diyeceğim ama son dönemde okuduğum, yine eşini kaybeden bir adamın hikayesinin anlatıldığı "Hayata Röveşata Çeken Adam" kitabında bu kayıp öylesine güzel işlenmişti ki belki de bu yüzden "Dul" beni yeterince etkilemedi. 😐

"Kibritleri Çok Seven Küçük Kız" sanırım bu yıl okuduğum en enteresan, en sarsıcı ve en rahatsız edici kitap. Bir tiran olan babalarının ölümünden sonra, dış dünyadan tamamen habersiz olarak yetiştirilmiş iki kardeşin gerçek yaşamla ve herkes tarafından bilinebilecek olan en temel doğrularla acı bir şekilde yüzleşmesini anlatıyor. Zaten bu temel bilginin dışında ne söylersek söyleyelim ağızdan çıkabilecek tüm cümleler spoilere giriyor. Kardeşlerin birinin ağzından anlatılan kitapta yazar bilinçli olarak dilbilgisi ve yazım hataları kullanmayı tercih etmiş ve anlamı olmayan kelimeler türetmiş. Bu tercih de anlatımın sahiciliğini arttırırken yaratacağı etkiyi de pekiştirmiş. Elbette dilimizdeki çevirinin de bize bunu yansıtabilmiş olması takdire şayan. Okuduğunuz her sayfa ile birlikte şaşkınlığa uğratan, içinizi acıtan, fazlasıyla rahatsız eden ama başarısı da burdan ileri gelen bu sarsıcı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Zorlu bir okuma sürecinin sizi beklediğini de belirteyim.✌🏻️

Ay Günlükleri sevdalılarının merakla beklediği "Uzak Yıldızlar" çıktı. Beşi yeni olmak üzere toplam dokuz hikayeden oluşan kitapta bir de yazarın yeni kitabı "Kalpsiz"den bir ön okuma bölümü mevcut. İtiraf edeyim ilk üç bölümü okuduktan sonra yazar bir şekilde Ayşe Kulin'le tanışmış herhalde ve ondan akıl almış dedim. Yani toplamda 3 bin küsür sayfadan oluşan bir seri için böyle bir kitaba ihtiyaç var mıydı bilemedim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bu dört hikaye zaten daha önce internette yayınlanmış, yenileri de ilave edilerek böyle bir kitap oluşturulmuş. Ana karakterlere ilişkin ufak detaylar bir nebze daha genişletilerek anlatılmış. Ben şahsen bu detayların da seriye ait kitaplarda anlatılmasını tercih ederdim ama kısmet böyleymiş. Her şeye rağmen kitap yine keyifle okunuyor mu okunuyor, sondan sonra yazılmış bir son fikri ilginizi çekmez mi çeker, seriyi okumuş olanlar için bu kitap zaruri mi değil ama karakterleri ve seriyi bunca sevmişken bu kitaba kayıtsız kalabilir misiniz peki işte onu hiiiiç sanmıyorum. O yüzden serinin tüm sevenlerine bu kitabı da tavsiye eder ve ince detaylarla süslü hikayelerde ve yeni bir sonda keyifli okumalar dilerim. ✌🏻️

"Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur" 2012 yılında basılan, 98 sayfadan ibaret bir novella. Ama sayfa sayısının azlığına kanarak bir oturuşta bitiririm diyebileceğiniz türden bir kitap değil. Dura düşüne, sindire sindire okumanız gerekiyor. Eğer daha önce herhangi bir Faruk Duman kitabı okumuşsanız, anlatımının yoğunluğunu, hayalle gerçek arası geçişlerini ve "orman" kavramının yazdıklarında ne derecede yer kapladığını bilirsiniz. (Ki anlatım tarzını sıkça olarak Hasan Ali Toptaş'a benzetirim. Son kitabında Hasan Ali ile olan anılarını okumak da ayrı zevkti.) Yazar bu kitabını 1974 yılında vurulan son Anadolu Parsı'na adamış ve bu durumdan yola çıkarak insanların hem doğa için hem de insanlar için ne kadar kıyıcı olduğunu, şiddetini her daim kendinden güçsüz ve savunmasız olanlara nasıl yönelttiğini anlatmış. Benim için oldukça etkileyici ve düşündürücü bir kitap oldu ve çok beğendim. Faruk Duman'ın romancılığı ile tanışmak için iyi bir başlangıç olabilir bence. ✌🏻️

Bakmayın siz bu kitabın "Hayata Röveşata Çeken Adam" gibi okuru hiç çekmeyen bir ad taşıdığına. Hikayesiyle, kurgusuyla ve ana karakteri olan Ove ile sizi öyle bir dünyanın içine çekiyor ki önce bitmesin diye okumaya kıyamıyorsunuz sonra merakla gıdım gıdım sonuna kadar gitmek istiyorsunuz, bitince de ben şimdi bunun üstüne nasıl okuyabilirim ki diye düşünüyorsunuz. Kitap öylesine güzel öylesine sağlam bir hikayeye ve kalbinizin en derinine yerleştireceğiniz öylesine harika bir karaktere sahip ki okuduğunuz süre boyunca da duygudan duyguya geçiyorsunuz. Mutluluk, hüzün, kahkaha ve gözyaşı hepsi bir arada. Sevgili @ikircikliokurcuk sayesinde haberdar olmuştum kitaptan, okuma süreci boyunca da iyi ki okumuşsun dedim durdum. Çok çok sevdim, çok çok beğendim. Şimdiden bu yılın en iyi kitapları arasına girdi bile. Bir bestseller kitabın yarattığı beklentinin çok çok ilerisinde, altı çizilecek bir sürü güzel cümleye sahip, anlatımı şahane bu kitabı şiddetle tavsiye ederim. Ove'yi tanısanız, eminim siz de çok seversiniz.✌🏻️

Âdem'in cennetten kovuluş hikayesini bir de Sezgin Kaymaz'ın kaleminden okumak isterseniz eğer sizi "Ateş Canına Yapışsın" ile tanıştıralım. Cennetin gözde meleklerinden biriyken Âdem'in yaratılışı ile kibir ve nefrete bürünen Azazil'in, yaradılışının kaynağı olan ateşin harıyla gittikçe iblisliğe evrilişini anlatan kitap bu hikayede akla ilk haramı düşürenin gerçekten İblis mi yoksa Âdem mi olduğunu sorguluyor. Bu bilinen cennetten kovuluş hikayesine yazarın kattığı yenilikleri ve sorgulamaları sevsem de genel itibariyle benim için diğer Sezgin Kaymaz kitaplarının gerisinde kaldığını söyleyebilirim. ✌🏻️

"Olduğum yere çöktüm. Ayakkabılarımı çıkardım. Günün sıcaklığını kusan taşlara sürttüm çıplak ayaklarımı. Defterimi çıkarıp sola yatık elyazıma baktım. İçimden bir şey koptu, koptuğunu hissedebiliyordum, bir şeyler çalkalanıp yükseldi içimden. Deniz kenarında oradan oraya savrulan bir taş kadar özgür olamayan ruhlarımıza üzüldüm. Doğanın muhteşem dengesine çomak sokmaktan zevk alan birilerinin ayak işlerinde geçen ömrümüze üzüldüm. Batmakta olan bir filikaya benzeyen İhtiyar'a bakıp üzüldüm. 'Bu kadar zor olmamalı özgürlük!'"
Yekta Kopan'dan özgürlüğe, sansüre, umuda ve insan yaşamına dair yazılmış, beşi daha önce çeşitli dergi ve kitaplarda yayınlanmış yedisi ise yepyeni toplam 12 öykü. Ben sevdim, okuyun siz de sevin ✌🏻️

Sevgili @ikircikliokurcuk ile eğlenceli bir kitap okuyacağımız beklentisiyle elimize aldığımız "O Geri Döndü" benim için büyük bir hayalkırıklığı oldu. Hitler'in ölümünden 66 yıl sonra tekrar hayata dönmesiyle başlıyor kitap. İnsanları gerçekten Hitler olduğuna inandırmaya çalışma çabasıyla da devam ediyor. Fakat bu çaba insanların, onun Hitler taklidi yapan usta bir komedyen olduğunu düşünmesinden öteye gidemiyor. Bu süreçte sosyal medyada gittikçe ünlenen Hitler yarım kalan işlerini tamamlamak için her türlü yolu deniyor. Kitaba dair sevdiğim tek nokta kapağı, oldukça etkileyici ve çarpıcı. Ama hikayesine dair aynı şeyi söylemem mümkün değil. Sanırım Alman mizahını pek komik bulmuyorum. Dolayısıyla pek keyif alamadığım bitsin diye oldukça çaba harcadığım bir kitap oldu.😐

Most Popular Instagram Hashtags