ridkes ridkes

116 posts   6,852 followers   292 followings

Rıdvan Keskin  -300114-

“insanın söylemek isteyip de söyleyemediği sözler vardır ya, ne bileyim, böyle bi’, böyle bi’ kanser gibi hani. büyüdükçe büyüyor, büyüdükçe büyüyor. anladın mı? büyüdükçe büyüyor işte. seni gördükten sonra, sen öyle büyüdün ki içimde, her yanım sen oldu. anlıyor musun? sonra ben, sensiz olamadığımı anladım. yalanlar söyledim sana. bir sürü yalan söyledim sana. evet. bu yalanlar öyle büyüdü ki kaçıp gideceğinden korktum. hep böyle bi’ korku vardı içimde. işte sen içimdeki o korkuydun. senin yanında mutsuz olmaya bile hazırdım ben. hani dünyaları verseler, anladın mı? ‘dünyaları verseler vazgeçmem’ derler ya. öyle olmuyormuş işte, o kadar basit değilmiş. birinin çıkıp başkalarını düşünmesi gerekebiliyormuş yani, anladın mı? onların mutluluğunu, sevgilerini, acılarını, ne bileyim… bazen sevmek, fedakarlık yapmayı gerektirebiliyormuş. anlıyor musun? ben seni hep beklerim. bir saat de beklerim, bir ömür boyu da beklerim.”

Kifayetsiz bir duygu nereye kadar taşıyabilirse insanı,
oralardayım.
kalbim
ve sen.
Sen ne güzel kokarsın,
Onca isli,
Onca karışık fabrikalı evlerin değemediği dünyamda,
Üstelik benim kollarımda...
Sabahlara birlikte göz açsak nasıl olur diye
uyuyorum.
Seni seviyorum.

“Hoşça kal,” ne demek? Söylesene.
Hoş
Ça
Kal
Hangi dilde söylense değdirir beni sesine?
Hiçbir şey diyemedim.
Hiçbir şey diyemedin.
Palton siyahtı, ayak bileklerine kadar arkandan bakarken.
Saçların belinde...
Bir elin sımsıkı çantanı tutuyordu,
diğer elini göremedim, yağmurlu penceremden.
Söyle ona, o bende kalsın.
En çok o dokunuyordu, beni severken.

“Anlam aramak bana bir şey katmadı bugüne kadar. Ama bu sorunun anlamına, değerine inanırım. Doğru zamanda gelen, doğru insana giden ‘iyi misin?’ sorusunun anlamına inanırım. Bir yerlerde bu soruyu bekleyen, kendine bakmak için bu soruyu hissetmesi gereken insanlar olduğuna inanırım. Çoğu zaman en yakınımdaki bile sormazken, çok uzağımdan gelen bu soruya inanırım. Bir yerlerde bu soruya ihtiyacı olan birileri olduğuna inanırım. İyi misin? İyi ol. Saklandığın yerde iyi ol. İyi geceler.”

Bir sigara da ben yaktım sonra,
Baktım gelmiyorsun,
Havalanmasına gerek yok diye pencereleri kapadım,
Sonra güneşe ihtiyaç duymadım,
Perdeleri de çektim.
Papatyaları sokağa ekmek için indim,
Kapındaki ‘hoş geldiniz’ yazılı paspası aldım eve,
Gelen giden yoktu.
Kahve yaptım bir de kendime,
Yorgunluk kahvesi,
Allah’ım dedim,
Yoruldum...

‪Giderek yarım bıraktığın bu hayatı, bir başkası tamamlar gibi düşüncelerle rahatlatma içini. Çünkü ortalık; bir insanın gidişinden yarım kalan diğer yarımı, başka bir insanla yamalamış varlıklarla dolu.‬

"An gelir...
Önce bir insan durur,
sonra bir sokak,
derken bir semt ve bir şehir...
Bir bakmışsınız paldır küldür yıkılır
bütün bulutlar.“

Sen ne kadar değmesen de hiçbir şeye, seni unutamamaktan yoruldum. Artık taşıyamıyorum bu yükü, ağır geliyor, ne zaman gelsen aklıma dizlerimin bağı çözülüyor, yürüyemiyorum düştüğüm hiçbir yolda.
Bir çıksan karşıma, öyle çok birikti ki sorularım. Hiçbir zaman cevabını öğrenemeyecek olsam da, söylesene, sen hiç ağlama krizine girip de tuttun mu kendini dakikalarca, ben tuttum, insanın gözlerindeki bütün damarlar patlayacakmış gibi oluyor, sonra mı, kapıyı açıp girince içeri, bir de kapatınca bir daha hiç açmayacak gibi, kusuyorsun, söylesene, sen hiç gözyaşı kustun mu? Saatlerce kapıya yaslanıp hıçkıra hıçkıra, hem de avazın çıktığı kadar sarsıla sarsıla ağladın mı, ağlamaktan yoruldun mu?

Bazen elinizde bir adet uçak yahut otobüs bileti olması,
size gideceğiniz yeri değil, kişiyi anımsatır sadece.
Yollar, yalnızca birkaç hayal kurmayla ölçülebilir mesafelere dönüşür. Hayatınızda bulunan tüm dertler tasalar yalnızca bir parmak ucuna toplanmış vaziyette, umurunuzda olmaz. Zaman sizin için şarkılarla ölçülür. Aklınıza gelmeyecek milyon çeşit hikâyeler türetirsiniz, bu hikâyelerden şiirler oluşur, şiirlerden uzun yazılar, yazılardan roman... Cam kenarları sanıldığı gibi baş yaslayıp uyumayı sevenlerin değil, kafasında dolaşan tüm düşünceleri asfalta dökmek isteyen insanların yeridir.

Yollarını ezberlediğiniz insanların, kat ettiğiniz mesafelerin, kurduğunuz hayallerin, gerçek olmayacak düşüncelerin, görülen rüyaların, cam kenarlarının, sayarken uykuya daldığınız otoban şeritlerinin, akşamüzeri çıkılan yolda koyu mavi olan gökyüzünün, tüm bunların çilesi derdi içinizde, tüm bunların yükünü, ağırlığını siz omuzladınız.

Seni bugün sevmediler,
öpmediler parmaklarından,
bir şiir yazmadılar sana,
bir şarkıda geçmedi adın,
bir çiçeğe benzetilmedi kokun.
Bugün seni tanımadılar,
gözünün içine bakmadılar hayran hayran.
Bugün seni kırdılar.

Yeni kitaptan.

“Mutsuzluk bütün beynine yayılmış bir tümör. Bedenin de, belki de içine kendin yerleştirdiğin mikrop tarafından çökertilmekte. Hâlâ mutluluktan bahsediyorsun. Senin ruhun hasta, iyileşemezsin.”

Cesedinin etrafı tebeşirle çizilmiş, Muhtemelen intihara sürüklenen bir adamın
son cümlelerisin sen.
Oysa sana pişmanlıklarınla mutluluklar dilerdi.
Dilemez,
Bunu hak etmeyeceksin...
Avucuma bıraktığın tohumları gözyaşları suluyor,
Gülme,
Seni affetmeyeceğim...
Ellerinden umut bekleyen adamın kolları kesildi,
“Yollar yalnızca gitmek için değil, gelmek için de var,” der bir adam.
Git, çünkü gelmeyeceksin...
Senin kendi etrafında dönmen bir ayrılık eder,
Dönme,
Bir gün etmeyeceğiz...

Most Popular Instagram Hashtags