mutfakhavlusu mutfakhavlusu

963 posts   6400 followers   363 followings

Zeynep  Mutfak havlusu-muhabbetle hazırlanan ve tatlanan sofralar-gez dur kareler derken aslında ömrünce amele-2015 yazından beri koşuyu durdurmuş biri☺️

http://mutfakhavlusu.blogspot.com.tr/2017/03/iki-tarif-ekleyip-kacacagm-sananlara.html?m=1

Bir tarif daha bırakıp kaçayım.
Blogu güncelleyip, burdaki profile de link bıraktım.
Son günlerde çok sofra+cümle kurdum. Bu sebeple az sakinlik lazım 😉
Kürşat Zeytinyağlarının erken hasat filtresizi ile nefis bir yer elması olmuştu 👌🏻😊 Şu nimet pazarlarda bitmeden denemekte fayda var.

Masadaki kreplere abim Ömer efendi "krepten biraz farklı dokusu var"dedi😳
Enteresan aileyiz 😅
Açıkçası isim babında ne dersek diyelim enfes oldular. Malzeme ve şekil olarak krep grubundan sayılma hakkını elde ettiler.
Kabartma tozu ya da karbonat,veyahut hazır maya yok. Ekşi maya artıklarını biriktirmiştim. Onlarla yapıldı.
Kapağı kapayıp pişirirken oluşan baloncuklar izlenmeye değerdi.🙈😅 Krebi tabağa koyup içine şu masadaki fava+soğan+turp+peynir dürüm yapılıyor. Ardından "eee sonra" deyip muhabbete dahil olunuyor😬

Siyah sever bir hatuna reng i ahenk sofra kurmanın çabasıdır.
Umarım başarılı olmuşuzdur🙄
Böylesi sofra hazırlarken Buena Vista Social club açın bir zahmet. Candela ve El Cuarto de Tulo şarkıları çalsın😅
Kadraja zor sığan şu sofranın yamukluğu için özürler 😉

Baharı buraya şöyle sabitlesek olur mu?
😊

Frezyalar çok güzeldir..
Dün şu güzelleri alıp eve doğru yürüdüm.
Her çiçek alıp eve yürürken karşılaştığım o bakışlarla 29397494.kez yine karşılaşıp durdum. Zaten çiçek almayı garipsemeyenler niye baksın ki? Kalbi olan o kitle bakmadığı için mekanik bir şekilde yaşayanların bakışlarına maruz kaldım eve kadar. Ama dün artık daraldım! Daraldığım için de son günlerde dert tahtasına da çevirdiğim buralarda içimdekini dökeyim istedim.Sabah pıtırcığı olamadıysam özürler😅

Bir tane genç kadın baştan aşağı süzdü,bir teyze "ne ayaksın?"sen bakışıyla sorguladı,bir tane daha genç kadın gözüyle yedi bitirdi,sonra müstehzi bir bakışla hafiften dalga geçen bir başkası vs vs. Şimdi yere baksam tükürük deryası,çok sevdiğim göğe baksam deli damgası (ki kabulümüz!), suretlere bakarak ilerlesem işte böylesi derya..
Ne yapayım hakikaten bilemedim. "Nasıl bu kadar kalpsiz insanla yaşıyoruz?"diye düşünüp durdum. Sonra de evet yaşadığımız zamanın en güzel açıklaması zaten kalpsizlik diye içinden çıkmaya çalıştım. Birde anladım ki bizim gibilerin yalnızlığı incelikler yüzünden imiş..Çünkü kalbi olanı bir kalpsizle yüce rabbim neden eziyete gark eylesin?
Bu hisler dün içimi sıksa da bugün uyandığımdaki gökyüzü,güneşin nazarı,frezyaların kokusuyla da bir kez daha şükrettim! Çünkü bir kalbimiz var ve biz hissediyoruz..Bundan âlâ mutluluk olur mu?

Minik bir not: birgün dayanamayıp bir tanesinin önünü kesip "neden bakıyorsunuz,açıklarsanız çok mutlu olacağım"diyeceğim . Az kaldı,ben de ermiş değilim sonuçta sabrımın da sınırları olabiliyor 😆

Hayatımda ne down sendromlu ne de otizmli bir çocuk tanımamıştım.
Mahallede birinin oğlunu görürdüm.Biz arada ablası veya annesi ile gezerken görürdük. Sokaklarından geçerken gördüğümüz çocuk da büyüdü ve hatrımda tek kalan çok sinirlenip,bağırması idi. Bağırmasının ise kendini bir türlü ifade edemeyişinden olduğunu anaokulu öğretmenim kardeşimden öğrenmiştim.
Çocukları seven bir ailede büyüdüm.Bunun büyük etkisiyle ben de hem onlarla haşır neşir olup,hem de onlara çok bağlandım. Abim hala sırtında çocuk gezdirebilirken,kardeşim meslek olarak seçti.Mizaç olarak sert bilinen babam da çocuklara şefkat sahibi olduğu için bu konuda annemle aynı kategoride yer aldı.
Ama işte en büyük eksikliğimiz ilk cümlemde dediğim gibi belli sıkıntılarla bize merhaba diyen çocuklarla tanışmamakta oldu. Down sendromu ile hayatımdaki tanışıklığım fotoğraftaki Ahmet Salih ile oldu. Arkadaşımın facebook hesabında evladına dair paylaştığı yazı ve fotoğrafla ilk kez bilgi sahibi oldum. Ardından bu minik yakışıklıyla yüzyüze tanışınca da down sendrumlu biriyle tanışıp,annesinden de öğrendiklerimle birşeyler öğrenme şansı yakaladım.
Bu konudaki cehaletim,farkındalık günü gibi mevzulara da bihaber olduğumu gösterdi. En çokta şunun sızısını hissettim. Birşeye sahip değilsek,onu yok sayıyoruz. Uzaktan izlemekle taşın altına elini sokmak arasındaki fark,çok acımasız. Çünkü böylesi ayrıcalıklı çocuklara sadece "çok tatlıymış" demek onlara gösterilen sevgi değil de bir uzaklık oluyormuş. Çünkü onları sevimli bularak kabul ettiğimizi göstermiş olmuyormuşuz. Aslında onları tanıyarak,onlarla vakit geçirerek içimizdeki sevgiyi diğer çocuklara verdiğimiz gibi vererek göstermiş oluyormuşuz.

Başta da dediğim gibi ben mevzunun yabancısı,cahiliyim. Bu sebeple ne bilgilendirme yapabilirim ne de uzun cümleler kurabilirim. Ama bizden farklılığı olan insanlara farklılıklarını hasbelkader bilip,yaklaşarak onların da aslında bizle yaşayabileceğini göstermek boynumuzun borcu. Bize verilen madde esaslı şeyleri paylaşmak nasıl mevzunun zekatıysa, aynı şekilde aklımızın da hislerimizin de böyle borçları var. Bunu böyle ayrıcalıklı varlıklara verebilmek ise sanırım pek bir kıymetli pek bir güzeldir değil mi?

Muhabbetle hazırlanan nimetler,kilo yapmayıp ruhu hafifletiyor değil mi?🤔 Elanur'u ( @elanurertekin ) tanıyalı 11 yıl olmuş. Muhabbetindeki huzurla "ömrümce aç kalırım,yeter ki sen iste"denecek bir diyetisyen😉
Ama benim için yıllara dayanmış baki muhabbetin tezahürü,diyet kısmı sonradan hayatımıza girmiş geçici mevzu.
Annesi Zatiye teyzenin sohbetinde iyice kendimden geçip,tatlı niyetine de ( @sumeyyeertekin ) Sümeyyenin bebeği Ömer Halis'i alınca bugün başımda her türlü yel esiyor😬

Birde yeni şeyler de öğrendim. Örneğin şu peynirin yanındaki yeşil görünen yiyecek "Sakarca otu" diye bir ot çeşidiyle yapılmış. Ennfes birşeydi. Ayıptır söylemesi 3 tane yemişim. Af makamına başımı koyacağım bugün🙈

Güzel insanlar,tatlı muhabbetler,huzurlu evler kafa yapıyor. Ruha şifa insanlar biriktirelim. Bu birikim pek bir değerli, kar marjı çok yüksek cidden😅
Şulee,kalbimizdesin😎 ( @slertkn )

Mehmet dedem,hayatımda ilk kaybettiğim en yakınımdı. Tam 17 yıl önce bugün vefat etti. Çok ufakken ailemdeki 3 yaşlıyı kaybetme ihtimalim hep gözlerimi doldururdu. Çünkü onlarla büyüdüm,onlarla öğrendim,onlarla sinirlenip güldüm. Karakterimdeki hakimiyetlerini zaman ilerledikçe daha çok farkeder oldum. Yaşım ilerledikçe onlara benzerken,özlem arttırdım.Ama en çokta onları kaybetmek koydu. Halbuki dedeme diplomamı gösterip bak senin eserin bu,Tarih okudum diyecektim."Birgün bulgur dükkanı açacağım,hadi bulgurla ne kadar yemeğimiz var sayalım" dediğimde önce kızmıştı.Sonra oturup beraberce saymıştık. Namaz kılarken dedemin önünde kılıp takdirini almayı ne çok severdim.Camilere çocuk götürün demeyi ondan öğrendim. Büyük kaselerde yemek yemeyi sevmemi dedemden aldım. Geçmişle kurduğum bağı dedemle yaptığım uzun muhabbetler sağladı. Çarşamba pazarına dedemle çıkıp, güzel tezgahlardan meyve sebze almayı da ondan öğrendim. Ben çocukken babam bir akşam "amca Zeynebin nüfusunu size geçirelim istersen"demişti . Dedem kimine göre huysuz,aksi bir adamdı.Babannemin deyimiyle ise zavallı adamdı.Anneannem içinse zorla verildiği. Annem içinse küçük yaşta çileli bir hayata bırakılıp, anlaşılmamış biriydi.
Ama benim için; herkesin ömrü kendi içinde bir puzzle ise,benimkinde tamamlayacak ana parçalardan biriydi.

Bu akşam buralara not düşmelerimin sebebi ise tuhaftır ki Gabriel García Márquez! Zamanlaması da çok manidar olunca yazamadan geçemedim..
Pek bir sevdiğim Márquez'i neden sevdiğimi hep düşünür dururdum. Evet belli nedenlerim vardı. Ama asıl birşey vardı bulamadığım.Bu ara 2. kez "Anlatmak için Yaşamak"ı okurken benim florasan yandı😊
Çünkü onun da dedesi ve nenesiyle kurduğu derin,güzel bir bağ var. Onlarla ilişkisi ve bunu ileri yaşlarda yazdığı bu kitabında da hala özlemle yad etmesi harika! Ama benim için hem çok anlaşılır hem de iki kat güzel.
Dedemle beraber bugün vefat etmiş herkese rahmet olsun..
Ve madem Márquez dedik o vakit son cümleyi de o kursun. "İnsanın yaşadığı değildir hayat,aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır"

Enginar çıkmış daha ne olsun!
Mutfaktaki hareket rahatlığımı anneme borçluyum. Mutfakla ilgili bir çocuktum. Annemin "döke taşa öğreneceksin" deyişiyle,her daim rahat bırakan tavrıyla büyüdüm. Onun rahatlığı olmasa ne ben burada akşam lakırdısı çeviriyor olurdum ne de siz beni tanırdınız.
Mutfakla ilgili meraklarım öyle bir hale ulaştı ki öğrendikçe bir tık daha öğreneyim haline geldim. Hala yapamadıklarım,bilmediklerim var. Tabi hala öğreniyorum,öğreneceğim.
Ama şu zeytinyağlılar da sanırım annemi solladım🙈😅
Abim Ömer efendi,en son yaptığım yer elmasında başka aleme geçti😂
Enginarı birkaç saz arkadaşıyla buluşturdum. Birkaç yer elması-iç bakla-bezelye. ( Üzerinde çalışayım düzgün tarif de olur. Ama korkmayın,deneyin cidden güzel oldu😉) Sonuç; çok cümle kurulası,zeytinyağıyla buluşunca sen ne güzel oluyorsun gibi saçmalayacak kadar güzel birşey oldu.
Şimdi şu cuma akşamına buraya tumturaklı şeyler de yazabilirdim. Ama o zeytinyağlılarla ömür geçiren Ege'liler rahatlığına erişmişim ne tumturağı ya? 😎

Son bir not: Enginarı çok severim. Zeytinyağı içinde yüzdürülmesi de tercihimdir.🙃

Mavi ve yeşil kaderimizin renkleri sayılabilir mi?
Yeşil doğadan,mavi denizden tevellüt hayatımızda çok aktif. Sabah sofrayı kurarken farkettim. Yeşil ve mavi; heryerden karşımıza çıkıyor. Bu sebeple de kadere bağladım😊
İster beraber ister ayrı,hiç farketmez. Ama ikisinin bütün olduğu yerleri de çok seviyoruz. Kuzey Ege ve Karadeniz mesela 😉
İki bölge de güzel. Ama tercihim her zaman Kuzey Ege tabiki👌🏻
Fikri olan beri gelsin.
Saçmalamışsın diyen dahi fikir sayılır. Buyrun önden😊

#mutfakhavlusukahvaltilari

Üniversite koridorlarında koşturduğumuz ekipten Esra, geçen yıl "Özendiğimiz Kahvaltılar" grubunu kurmuştu.Özenilen kahvaltı, #mutfakhavlusukahvaltilari idi🙈
O grubun sonucunda bizim evde başlangıcı verilen kahvaltı toplaşmaları düzenli hale geldi.
Üniversite kütüphanesine ya da kantine buluşma ayarlarken,evlere geçtik😅
Dün akşam baktım da sene-i devriye olmuş🙃

Birde her yıl nüfusu arttırıyorlar. Bu yıl,geçen sene annesinin karnında gelen Sare şu an içede uyuyor. Allah arttırsın diyeyim bilemedim🙄

Ekşi maya serüveni çekenlere sonunda dahil oldum!
O mevzuya dair hikayem ayrı ve anlatacağım. Ama başarılı olup,ekmek yaparsam söz inşallah.
Bu pozda salınan ise elmalı&fındıklı kek.
Hani bu mayayı yaparken atılmaya başlanıyor ya,işte "onu atmasam olur mu,ne yapsam diye?" sabırlı,güzel öğretici Münevver ablaya bir ton sorumun yanına bunları da eklemiştim. O yapılacakları söyledi. Ama bugün annem,kuzeninin benim kekleri çok beğendiğini söyleyip "bugün yapsan olur mu?"diye eklemesiyle 2 günlük atılacak maya(böyle desem olur mu bilmiyorum ama) kekin içine girdi. Babaanneme muffin olarak 4 tane,annemin kuzenine bir baton ve akşamüzeri buluşacağım adaşım arkadaşıma da şu fotoğraftaki olmak üzere bereketi bol bir kek çıktı.
Öğreticim Münevver ablanın ( @nanevelimon )naifliği,desteği,güzel sabrı;şu kekte sizin için parmakları görünen bizim için gözlerimizi dolduran diğer öğreticim annemin de beğenisi,desteği,sabırla sunduklarıyla bu işte de sonunda maya belki tutmazsa bile birşey yapmış,başarmış oldum.
Mayalarınız,emeğinizin artanı ve onlar da sizden nüveler taşıyor. Atmayın,üretin😉

Most Popular Instagram Hashtags