[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

mustafa__kemal___ataturk mustafa__kemal___ataturk

1071 posts   146255 followers   0 followings

Mustafa Kemal Atatürk  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı ... Turkish nationalist leader, founder and first president of the republic of Turkey.

Nutuk, yazıldığı dönemde Cumhuriyet Halk Fırkası Genel başkanı olan Mustafa Kemal Paşa'nın 15 - 20 Ekim 1927 tarihlerinde, yerli ve yabancı basın mensuplarının da katıldığı partisinin 2. yılı olan 15-20 Ekim 1927 yılları arasında Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının faaliyetlerini özetleyen konuşma, Kültür Bakanlığı Yayınevi tarafından (belgeler bölümü dışında) yaklaşık 900 sayfalık bir kitap olarak yayımlanmıştır ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bu dönemle ilgili en temel resmi tarih kaynağı olmak niteliğindedir.
Atatürk'ümüz19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışından 1927 yılına kadar yaşananlar özetlenmiştir. Bu büyük eser 90 yaşında!

“…Sivil giyimli, orta boylu, zayıf ve sarışın bir zat-tır. Gazetelerde gördüğünüz resimlerin hiç birine benzemiyor. Hepsinden daha sevimli, daha canlı, daha müstesna bir sîmadır. Yüzü renk ve hudut itibariyle bir tunç parçası üzerine oyulmuş bir eski madalyonu andırır. Elmacık kemikleri çıkık, ağız kemikleri kuvvetli ve alnı serttir. Kısık ve sıcak bir sesle konuşuyor, mavi gözleri muammalı nazarlarla bakıyor, vücudunun kımıldanışları genç bir parsın kımıldanışları gibi sevimli, munis bir tarzda haşin ve çeviktir.” Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

Nazım Canca anlatıyor:
Bir gün Çankaya Köşkü’nün kütüphanesinde, mutat çalışmalarımız sırasında Ata bir ara yarım camlı okuma gözlüğünün camsız kısmından bakarak:
“Git yüzünü yıka da gel” dedi.
“Baş üstüne Paşam” dedim ve hemen kalktım. Acaba yüzüm mü kirlenmiş diye düşünerek aynaya koştum. Baktım, kir filan yok. Buna rağmen yıkadım. Saçımı taradım, geldim, oturdum. Bir müddet sonra yine:
“Git yüzünü yıka!”
“Yıkadım Paşam!”
“Bir daha yıka!” Kalktım, ayna karşısında dikildim, iyice baktım. Hafif sakal var, gün aşın tıraş olurdum. Hemen tıraş oldum ve gittim oturdum. Kitapları karıştırırken:
“Bana bak” dedi.
“Emredin Paşam” dedim.
“Bir insanın, ilk görüşte, medeni olup olmadığını nereden ve nasıl anlarsın?”
“Giyiminden, hâl ve hareketlerinden” dedim ve daha birçok şeyler attım. Ama tutturamadım.
“Olmadı” dedi.
“Bak ben anlatayım:
Bir insan ki, üzerindeki elbise dünyanın en pahalı ve son moda elbisesi olsun, hâl ve hareketleri de yerinde diyelim… Ama eğer o kişinin tırnakları uzamış, simsiyah kirle dolmuş, üster saçı sakalına karışmış ise o insan medeni değil bedevidir. Medeni bir insan, her gün banyosunu ve tıraşını yapan insandır” dedi. (Kaynak: Hayatım ve Hatıralarımda Atatürk, Nazım Canca, Yayına Hazırlayan, Damla Asena Daloğlu, Opus Kitap, 2016)

Al Karanfili Severim!

Atatürk, Cumhurbaşkanıyken ABD’den bir mektup alır.

Mektubu yazan, “Ben bölgemin ileri gelenlerinden biriyim… Sizin çok büyük bir insan olduğunuzu biliyorum, eserinizin hayranıyım,” dedikten sonra bir istekte bulunur: “Hangi çiçeği çok sevdiğinizi bana yazmak cömertliğinde bulunursanız, o çiçeğin en güzel cinsine, sizin adınızı vereceğim…” Atatürk, mektubu yanıtlaması için, Genel Sekreteri Ruşen Eşref Ünaydın’ı çağırtıp ona şunu söyler: “Nazik ilgisinden duygulandığımı ve gereken teşekkürü tarafımdan kendisine bildiriniz ve deyiniz ki ben en çok al karanfili severim.” Anlatan: Ruşen Eşref Ünaydın
Der: Kemal Arıburnu, Atatürk, Ankara 1960, s.46

Saçlar altın sarısı… Yüz güneşten hafif yanmış koyu pembe… Alın, dikkati çekecek kadar açık ve kırışık… Kaşlar, gür ve şahlanmış gibi alna doğru kalkık… Gözler, iri, gök mavisi renginde ve çelik parıltılarla dolu… Elmacık kemikleri biraz çıkık… Burun, kusursuz, fakat kanatları dolgun olduğundan biraz daha büyük görünmekte… Dudaklar, ince. Üst dudak altındakinden daha enli... Çene, azim ve kuvvet ifade eden yapıda geniş. Omuzlar da öyle: Geniş ve yuvarlak… Göğüs kabarık… Pazılar dolgun adaleli; fakat ellerle parmaklar ince ve uzun... Karınsız… Bacaklar düzgün, ayaklar da eller gibi ince.

Her okulun panosunda Atatürk‘ün Trablus mahalli kıyafeti içinde çekilmiş bir fotoğrafı vardır. Ama Mustafa Kemal‘in Trablus günleri, hayatının az bilinen dönemlerindendir. Zaten o fotoğraf da Trablus’ta değil, Kurtuluş Savaşı sırasında bir Trablus heyetinin ziyaretinde çekilmiştir. |
GÖZÜNDEKİ LİBYA HATIRASI
Ocak 1912’de gözünden yaralanan Mustafa Kemal, Derne’de Kızılay Hastanesi’ne yatırıldı. Gözü kanlıydı. Ateşi vardı. İlk müdahaleyi oradaki Sıhhiye Reisi İbrahim Tali yaptı. Selanik’e dönmesi tavsiyesini dinlemedi. Bir ay kadar hastanede yattı. Derne Komutanlığı’na atanınca iyileşmeden kalkıp savaşa katıldı, ancak hastalığı tekrarladı. 15 gün yataktan kalkamadı. Gözlerini açamayacak haldeydi. Yaralı gözü görmüyordu. “Zamanla açılır“ diyen doktorlara inanmıyordu.
24 Ekim 1912 günü Derne’den ayrıldı. Mısır ve Romanya üzerinden İstanbul’a döndü. Kasımda Viyana’ya gidip tanınmış bir göz hekimine muayene oldu.
Gözündeki hafif şehlalık Trablusgarp harbinden kalmadır.

Yüzmeyi ve denizi çok seven Atatürk'ümüz Florya'da, 1930'lu yıllar...

Bu güzel fotoğraflarımızda Atatürk'ümüzü Diyarbakır'da 1. Genel Müfettiş Abidin Özmen ve diğer yetkililerle görüşürken görüyoruz. 15-16 Kasım 1937 (Atilla Oral'dan)

Sadece 30 saniyelik bu kısa video ile Atatürk'ümüzün ince karakterini ve hoşgörüsünü rahatlıkla açıklayabiliriz.

Atatürk'ümüzü, Ertuğrul yatında arkadaşları ile sohbet ederken görüyoruz. Bir yandan sigarasını içip bir yandan da oldukça sık tükettiği kahvesini yudumluyor. Ve o da ne? Atatürk'ümüzün arkasında bir adam beliriyor. Gelip elindeki şeftaliyi ısırıp cekete suyu damlatması bir oluyor. Arkadakiler uyarılarda bulunuyorlar, büyük ihtimal temizlenmesi için talimat veriyorlar. Lakin Atatürk'ümüz pek fazla önemsemiyor görünüyor yüz ifadesinden anlaşılacağı üzere. Daha sonrasında bir bez ile temizleniyor ceket, durumun az çok farkında olan Atatürk'ümüz ise kafasını geriye çevirip "olabilir, çok nornaldir" dermişçesine o harika tebessümünü yapıyor.
Eminim ki o sıcacık tebessüm hepimizin yüzünde bir mutluluk bıraktı. İşte o insan ve o insanın kalbi kadar temiz bir millet bize bu toprakları bıraktı. Bu görüntülere bakın, diktatör müymüş iyi bakin gibi klişe bir cümle kurmayacağım. Hepimiz biliyoruz bu yüce dehanın güzel kişiliğini, sadece bu güzel görüntüyü hafızanızda tekrardan canlandırmak istedim. Sevgiyle kalın... (Sayfa Yöneticisi)

Mustafa Kemal'imiz, İsmet İnönü ile İkinci Gazi Koşusunu izlerken.
|
Mustafa Kemal'imizin "Sakarya" adlı atının olduğunu ve sevgiyle beslediğini biliyoruz. Lakin atlarla olan bağlantısı bundan ibaret değildi. İyi bir binici olan Mustafa Kemal'imiz at yarışlarından da büyük bir keyif alır, çevresindekilere de bu keyfi paylaşmak için teşvik ederdi. Adına düzenlenen Gazi Koşularından birinde, 10 Haziran 1927 günü İsmet İnönü ile birlikteydiler.

"Yüzyılımızda 'olmayacak hiçbir şey yoktur' şeklindeki tarihi gerçeği ispatlayan ilk adam olmuştur." Esti Ujsag gazetesi, Macaristan

Atatürk'ümüz, Malatya tren istasyonunda.
Tarihimiz; 14 Kasım 1937

Most Popular Instagram Hashtags