mustafa__kemal___ataturk mustafa__kemal___ataturk

1011 posts   135028 followers   0 followings

Mustafa Kemal Atatürk  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı ... Turkish nationalist leader, founder and first president of the republic of Turkey.

http://www.facebook.com/Bilgilerle.Mustafa.Kemal

Aşk Haddini Bilmemektir Zaten

İsmet Paşa konuğu olan Halide Edip Hanım’ı bırakmadı. Çay söyledi. Bir soru aklını kurcalıyordu, sordu;
‘’Latife Hanım’ı nasıl buluyorsunuz?’’
Halide Edip Hanım, Latife Hanım konusunda kararsız görünüyordu. Bir rahatsızlığı vardı. Kibarca, ‘’Çok çekici, zarif…’’ dedi, sonra hemen sordu: ‘’Siz nasıl buluyorsunuz?’’
İsmet Paşa Latife Hanım’ı beğenmişti. Bu konunun evlilikle sonuçlanmasını istediğini belli etti. Halide Edip Hanım ‘’Fikriye Hanım çok üzülecek’’ dedi.
‘’Neden?’’
‘’Bir yıldan fazladır Paşa’ya canla başla bakıyordu.’’
İsmet Paşa önemsemedi:
‘’Akrabası değil mi? Bir saygı görevi olarak bakıyo
rdur.’’
‘’Öyle başlamış olabilir ama durum artık değişik. Bence Paşa’ya iyice aşık. Paşa’nın sarı tespihini bir muska, kutsal bir kolye gibi boynunda taşıyor. Öyle sanıyorum ki evleneceklerini umuyor.’’
İsmet Paşa itiraz etti:
‘’Yoo! İyi bir hanım olabilir. Ama Paşa’nın eşi olmak için yeterli mi?’’
Halide Edip Hanım gülümsedi:
‘’Aşk haddini bilmemektir zaten.’’
İzin isteyerek kalktı. (ÖZAKMAN Turgut, Cumhuriyet, 1. Cilt, s.26-27)

Ata’nın Çocuk Sevgisi

Atatürk çocuklarla çok iyi geçinmesini bilir, onları sevdiği kadar da kendisini sevdirirdi. Bir toplantıda akıllı bir çocuk görünce dayanamaz, onunla konuşurdu. Bu konuşma çocuğun sınıfına göre olurdu. Bazen aritmetik, bazen Türkçe dersinden sorular sorar, iyi cevaplar alınca memnun olurdu. Çocuk bir üstünlük gösteriyorsa ilgilenerek derslerine yardımcı olurdu.

Son yillarda Ülkü’yü tanımıştı. Ülkü, her zaman Atatürk’ün yanında bulunurdu. O kadar ki bazen misafirlerin yanında kucağına otururdu. Artık kimse küçük kıza kızmıyor, üstelik içten gelen bir sevgi ile küçük kızı seviyorlardi. Ülkü, çok sevimli bir kızdı. Uzaktan Atatürk’ü görünce sevinçle koşar, Atatürk’ün kucağına fırlardı. Atatürk, her zaman ki tatlı sesiyle küçük kıza neşeli şeyler söyler onun kalbini elde etmeye çalışırdı.

#atatürk #mustafakemalatatürk #ataturk #mustafakemalataturk #turkey #nyc #ankara #izmir #usa #anıtkabir #dünyalideri #peace #world #germany #brasil #america #italy #greek #french #russia #british #newyork #berlin #amsterdam #paris #washington #türk #azerbaycan #mustafa__kemal___ataturk

Mustafa Kemal’imizin 17 Ocak 1923 tarihindeki Kocaeli ziyaretinden yüzümüzü gülümsetip, içimizi ısıtan kareler.

Biliyorsunuz ki Atatürk’ümüzün resmi 24 Mart 1923 tarihli Time dergisinin kapağında yer almıştı. O fotoğraf ise Mustafa Kemal’imiz Kocaeli ziyareti sırasında Halide Edip Hanım ile sohbet ettiği sırada çekilmiştir. Fotoğrafı yana kaydırarak o dergiye tekrardan bakabilirsiniz.

"Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusudur. Bu tapuyu yırtmak
isteyenler, çokça “Lozan yalanı” üretip genç beyinleri bu yalanlarla zehirliyor.
Bugün, 24 Temmuz 2017; Lozan'ın 94. Yıldönümü…
LOZAN'DA GİZLİ MADDE VAR MI?
Lozan iki ülkenin değil, birçok ülkenin imzaladığı bir antlaşmadır. Onaylı birer
örneği tüm imzacı ülkelere verilen Lozan'ın, bir veya birkaç ülke için gizli
maddelerinin olması mümkün değildir. Bu iddia, Lozan'ın 143 maddesinde
aradıkları açıkları bulamayanların palavrasıdır.
Gerçek şu: Lozan, emperyalizmin bölünmüş, parçalanmış, Batı'ya bağımlı
Türkiye hayallerini yıkan ve şimdilik 94 yıllık barış sağlayan bir diplomasi
zaferidir.

LOZAN 2023'TE BİTECEK Mİ?

20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 28. maddesinde
antlaşmanın “20 yıl” olduğu belirtilmişti. Süre bitiminde taraflardan biri itiraz
etmezse antlaşma devam edecekti. (İsmail Soysal, Türkiye'nin Siyasal
Andlaşmaları, C.1, 3. Bas, Ankara, 2000, s. 507, 519 )
Oysaki 143 maddelik Lozan Antlaşması'nın hiçbir maddesine, eklerinde,
protokollerinde ve sözleşmelerinde antlaşmanın süreli olduğuna ilişkin bir kayıt
yoktur. Sadece Lozan'ın bazı “sözleşmeleri” ile “açıklamaları” 5 ile 7 yıllıktı.
Bunlar Lozan'ın eklerinde açıkça belirtilmiştir. (Soysal, age, s. 83,84).
Lozan'ın son kullanma tarihi yoktur; Türkiye Cumhuriyeti var oldukça
geçerliliğini koruyacaktır.
Lozan'ın bitmesini bekleyenler, Türkiye Cumhuriyeti'ni yeniden Sevr'e mahkûm
etmek isteyenlerdir.
...
Lozan Antlaşması bize her şeyden önce sınırları belli bağımsız bir vatan
bıraktı. Lozan'a “hezimet” demek için ya kör cahil veya uslanmaz bir
Cumhuriyet düşmanı olmak gerekir."
Sinan Meydan

"Giyinişine ve ev düzenine pek meraklı idi. On beş yıl yanında bulundum. Hususi odalarına girdim, günün çeşitli saatlerinde evine gittim. Kendisini bir defa traşsız, üstünü başını itinasız görmedim..." Falih Rıfkı Atay

Atatürk'ümüz, 30 Haziran 1921'de Ankara'da kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti (Güncel ismiyle; Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü) yararına düzenlenen at yarışlarındaki,
yetimler için toplanan hasılatı kontrol ediyor. Ortada Azerbaycan ve Afganistan Sefirleri. Solda ise Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucusu Doktor Fuat Umay'ı görüyoruz.

Atatürk'ümüz, konuğu İran Şahı Rıza Pehlevi ile Cülcemal Vapuru'nda. Tarihimiz; 26 Haziran 1934
Samimi iki arkadaş...

Cumhuriyet'imizin 10. yıl kutlamalarından. Atatürk'ümüz hemen ilerisinde kendisini selamlayarak geçen evlatlarını (Türk Ordusunu) izlemek suretiyle selam veriyor.
Kameraya bakışına kurban olurum senin!..

ATATÜRK'Ü ELEŞTİREN ÖĞRETMEN

Bir öğretmen Atatürk aleyhinde kötü şiir yazmıştı. Kendisini hizmetten çıkarmışlardı. Öğretmen yeniden kadroya girmek için dört bir yana başvuruyordu. Bir gün Bakan’ın yanına gitti. Ehliyetli de bir gençti.
Bakan: - Oğlum, dedi, hakkınızda biz hiçbir şey yapamayız. - Niçin yapamazsınız? - Oğlum suçun Atatürk’ün şahsına ait. Biz karar veremeyiz. - Öyleyse ben Atatürk’ün karşısına çıkacağım. - Hele biraz bekle! Çok inatçı imişsin. Bana bir hafta sonra yine gel.

Bakan ilk karşılaştığı anda Atatürk’e meseleyi açtı: - Hani efendim, hakkınızda ağır bir hiciv yazan öğretmen vardı. - Evet - Af kanunundan faydalanarak yeniden öğretmen olmak istiyor. - Öğretmen yapılmasına yasal bir engel var mıdır? - Hayır, efendim! - O halde niçin bana soruyorsunuz? - İşlediği suç sizin hakkınızda. - Aşk olsun sana! Beni şahsi dargınlığım için kamu emirlerini yerine getirmenizden hoşlanmayacak kadar egoist mi sanıyorsun? Kendisini hemen ilk açılacak yere tayin ediniz.

Kaynak:Falih Rıfkı Atay,Babanız Atatürk, syf.120-121

İbrahim Ergüven'in ağzından bir anı:
“Kordiplomatik ziyafetleri, kralların ağırlanması gibi işler bana aitti. Sofrasını ben
donatırdım. 30 Ağustos bayramlarımızdan birinde, sofrayı her zamanki gibi nadide güller ve
çiçeklerle donattım. Geceki milli bayram için masaya beyaz, kırmızı ve sarı yıldız
çiçeklerinden büyük bir İstiklal Madalyası döşedim.
Sofraya otururlarken Ruşen Eşref Ünaydın:
-‘Bu gece yine masamız konusuyor Paşam!’ Dedi. Ve ilave etti:
-‘İbrahim sofrayı konuşturmuş! İstiklal Madalyasının güzelligine bakınız!’ Bunun üzerine
Atatürk:
-‘Çok zeki çocuk!’ Dedi. Ve bana dönerek; ‘Aferin çocuk’ diye tebrik etti. Etrafındakilere de
şu izahatta bulundu:
-‘O yapar, sanatkârdır. Ressamdır!’ Atatürk sevdiklerine ‘Çocuk’ diye hitap ederdi.” İbrahim Ergüven, Atatürk’ümüzün hizmetinde 13 yıl çalışmış sofracıbaşıdır.

Kaynak; Sait Arif Terzioglu, Yazılmayan Yönleriyle K. Atatürk, İstanbul 1963, s. 86–87

Binlerce kilometre öteden; Bugünün dünya devi Çin'den, Atatürk'ü görmeye gelmişlerdi.

General Asım Gündüz anlatıyor: "Ben Ankara'da iken sadece Gazi'yi selâmlamak ve kendisine hediyeler vermek üzere bir Çin heyeti gelmişti. Büyük Millet Meclisi azalarından biri kendilerine sordu: 'Peki ama neden bu uzun seyahati göze aldınız?' Şöyle cevapladılar: 'Mustafa Kemâl'i görebilmek için. Memleketimize döndüğümüzde vatandaşlarımız bizim Mustafa Kemâl'i gördüğümüzü öğrendikleri zaman, bizi daha büyük dikkatle dinleyeceklerdir. Onların nezdinde itibarımız artacak, söylediklerimizin daha büyük bir ehemmiyeti olacaktır.''

"Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar Tam Bağımsızlık ve Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlikten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir…" | Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Most Popular Instagram Hashtags