[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

kelebackstage kelebackstage

342 posts   100182 followers   86 followings

» GÖKÇE ACAR |»M.Sc Psychology  »burada okuyacağınız satırlar, hayatın tüm güzelliklerini ve aşkın fısıldadığı kelimeleri bir araya getirmiş, sohbet amaçlı yazılmış, olan satırlardır

http://www.kelebackstage.com/

Auf Türkisch: bana gelen mesajların içinde çoğunlukla “acaba beni seviyor mu” sorusu oluyor. Bugünki sohbetimiz bu soruyla ilgili olsun istedim. Acaba bir erkeğin, sevgilisini sevdiğini nerden anlarız? Merhametinden mi? Saygısından mi? Şefkatinden mi? Yoksa herkesin bireysel beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre mi anlaşılır? ..Buyrun

O yüzden gününü güzel geçir, güzel kız ❣️

100k❣️#sağakaydır @mawi.1 @cigdemozavcii ❣️❣️

Ein Brief an die Liebe💌
Liebe Liebe,
ich habe sehr viel über dich nachgedacht. Wie definiert man dich eigentlich? Ich schaffe es einfach nicht. Du bist so mächtig, dass jeder nach dir strebt. Wieso hast du so viel Macht über uns? Du bist ein Gefühl, das der Seele gut tut, aber auch zum leiden bringt. Wie kannst du es zum Beispiel wagen, dich in die Menschen hineinzuschleichen, wenn es nur einseitig ist? In anderen Worten: Wie schaffst du es, dass eine Person jemanden liebt, der keine Liebe zurück bekommt. Das tut doch weh! Siehst du das nicht? Wie viele Menschen leiden darunter, weil sie jemanden lieben, der es nicht verdient. Das schlimme ist, dass man ihnen sagt, dass sie loslassen sollen, weil es gesünder wäre, aber sie schaffen es wegen dir nicht. Du nimmst einem die Kontrolle über sich weg und dominierst.
Und dann gibt es dich auch noch in anderen Formen. Wie mächtig bist du eigentlich? Du baust Familien auf, du erziehst Kinder und gibst den Müttern so viel Kraft.
Oder du schaffst es, dass Menschen aneinander glauben und gegenseitig helfen. Liebe Liebe, ich weiß echt nicht, wie du das alles schaffst, aber bitte tue Menschen nicht weh, denn ohne dich kann man nicht leben! #was#würdest#du#der#Liebe #sagen#wollen ? 💌

Anlamıyorum.Yüzüne bakıp güleni, döndüğünde surat ekşitenini, anlamıyorum. Ergen de değildiki. Benim yaşlarımdaydı. Ay yine sanki o an yanımdaydınız gibi anlatıyorum. Baştan anlatayım: bugün işden sonra bir cafede oturdum. Yalnız. Evet niye şaşırdınız? Yalnız olmak kadar değerli bir şey yoktur. Kendime, düşüncelerime, planlarıma saygım var. Onlarında yalnızlığa ihtiyacı var! Neyse fazla düşüncelerimi bir araya getiremeden, iki kiz girdi içeri. İkisi de birbirinden güzellerdi.Çok asil görünüyorlardı. Kırmızı ince bir şal takmıştı biri.Diğeri de saçlarını fönletmiş arkaya atmıştı.Ama bugün yine anladım ki, asil olmak karekterli,dürüst ve zarif olmaktır. İnsan bir kumaş parçasıyla ne kadar asil dursa da, ağzını açtığında şımarık olduğu ortaya çıkabilir. Sohbetleri çok sesliydi. Tüm cafe ne konuştuklarını duyabiliyordu. Aslında bu bir sorun değil.Çünkü bazı insanların huyu ve ses tonu öyledir. Ama bu iki kız gülerek “herkes bize bakıyor, mal insanlar ya, hiç mi güzel kız görmediler”diyerek, etrafta oturan onlaraca kişiyi bilinçli hedef aldılar.(Bu arada beni tanımayan, çoğunlukla Türk olduğuma inanmaz.Böylece onları rahatça dinleyebiliyordum).Kitabımı çıkarıp, okuyormuşum gibi yaptım.İnsan gözlemlemek kadar mükemmel bir şey yoktur.Benim işimdir. İnsanların hareketleri, düşünceleri ve mimikleri işimin odak noktasıdır. İkisi sohbetlerine devam ederken, içeriye bir çift girdi.Kız, oturan iki kızı gördüğünde, isimleriyle itap edip selam verdi. Oturan iki kız da gülümseyerek onunla sohbet etti.Seviyorlardı birbirlerini.Yani ben öyle sanıyordum, çünkü öyle duruyorlardı.
Kız tekrar sevgilisinin yanına geçer geçmez, kırmızı şallı kız gözlerini çevirip, alay edermişsine, arkadaşına “varoş sevgilisiyle geldi” dedi. Ben o an kitabımı bırakıp, kızın daha derin yüzüne baktım. Nasıl olurdu? Kızla sohbet ederken gülüp eğleniyordu, kız gider gitmez arkasından yüzünü ekşitip, iğrenç şeyler söylüyordu. Asilliği yok olmuştu. Çirkinleşmişti. Kıyamam..kızcağız ya görseydi? Yazık değil miydi? Kalkıp kıza söylemem gerekiyordu aslında. Ama sonra dur dedim kendime. Ben sadece sehirciydim.
Kim bilir benim arkamdan kimler yüzünü ekşitiyordu. Peki ya senin? Senin etrafında kaç kişi vardır?..

Rüyanızın anlamını öğrenmek istediğiniz de, internetin rüya Tabiri sitelerine değil,
hayatınızın rengine bakmalısınız.
Bilinç altınız rüyalarınızın içinde yaşıyor ve sizi karmaşık bir hale getiriyor. Rüyalarınızdan korkmayın, onlara anlam yükleyin. Düşündükçe çözebilirsiniz.
Gününüzün huzurlu geçmesi dileğiyle 🙆🏼

Merak etme..

Gününüz aydın, hayaliniz gerçek olsun ❣️

Hayatın kısa olduğuna inanmıyor musun?

Yine bir Hakan&Gökçe vakası ile karşınızdayım. Acaba konu başlığını “bu adam beni delirtecek 1000”mi yapsam diye düşünmüyor değilim.Neyse yazılarımı devamlı okuyanlar bilir: bir ara Hakan evde makyaj lekesi olan heryeri, yapışkanlarla etiketledi. Uyandığımda her yer renkli yapışkan doluydu. Bu sabah da gürültüyle uyandım. İnsanların kocası öpüp sarılarak uyandırır, benimki sinsi sinsi kalkıp, beni sinir etmek için planlar yapar.Neyse kalktığımda gürültüden rahatsız olmuş gibi değilde, çok neşeli bir şekilde uyanım dedim. Patlattım şarkıyı.Böylece yine kötü bir şey yaptıysam ortamı yumuşatmış olurum. “Benim de artık bir sevgilimmmm var, yaşasınnnn dostlar benim de artıkkkk ..”şarkımın sonunu getiremeden “oha”deyip, dediğim içinde utanıp, iki elimle ağzımı kapatıp özür dilemem bir oldu. Sofrada kahvaltı yerine, farklı şeyler vardı. “Otur otur” demesiyle ben küçük çocuk gibi Altan Altan gülümseyip oturdum. “öf iyi sarılma, öpme hemen kızmaya başla, ne bunlar?”, “bunlar açık bıraktığın ve nedense bir türlü kapatamadığın şeyler” dedi.
Masanın üstünde:diş macunu,yüzük kutumuz, deodorantlar,parfüm kapakları,çamaşır yumuşatıcısı, su şişesi,süt,baharatlar ve daha ufak tefek neler neler duruyordu. “Psikolog hanım, herşeyi hep anlamak istiyorsun ya, şimdide ben seni anlamak istiyorum! Bunlar neden açıldığında tekrar kapatılmıyor?” diye sormaz mi? bi güldüm. “Askım hastayım hasta, bende bilmiyorum” dedim ama bu cevap onu tatmin etmedi, çünkü bu sabah su şişesinin kapağından tutup almaya çalıştığında su yere düşmüştü (demekki gürültü bu yüzdendi).Tüm suyu kurutmak zorundaydı. Sonra da çamaşırları yıkamak için yumuşatıcıyı almak istemiş(hop hop,tabiiki de sadece spor için kullandığı çamaşırları yıkar beyfendi, içine tüm çamaşırları atmak aklına gelmez. Yani hemen “ayyy ne güzel kocası evde çamaşır da yıkıyor”diye sulandırmayın ortalığı). Yumuşatıcının da kapağından tutarak düşürmüş ama bana inat temizlememiş.Sonra sinirlenip kapağı üstünde olan, ama çevirilmemiş tüm ürünleri bir araya getirip masaya dökmüş.Ay birde bi açım bir açım. Şimdi tartışmaya başlasam bu konu uzar da uzar. Neyse özür dilemek erdemliktir.
Özür dileyip miiis gibi bir kahvaltı hazırladım😍

Tatilden döndüğümüz günden beri çalışıyoruz. Gerçi neyin tribini atıyorsam, sanki çok normal değilmiş gibi çalışmak. Ama ben çalışınca çok yorgun düşüyorum (Ay ne nazlı yazıyorum bugün, okuyan prenses sanacak). Yok yok, hemen yanlış anlamayın, şöyle anlatayım: sabahın köründe uyanıp yemek yapmak zorunda kalıyorum. Yapıyorum ki, Hakan dışarda yemesin, yani parası cebinde kalsın. Ne de olsa iki büyük tatil yaptık bu yıl (dışarıdan “oha paraları çok” diye düşünülürse bile, yok anacım öyle olmadığını söyleyebilecek kadar dürüstüm. Biriktirdik. Gittik. Bitti. Şimdide tekrar çalış, tekrar git misali). Böylece gelelim bugünün konusuna: PARA. Normalde hassas bir konu olduğunu biliyorum. Yanlış anlaşılmaya çok eğimli. Heleki sosyal medya gibi bir platformda. Ama ben çekinmeden anlatacağım. Çünkü kendini zengin gösteren gençlere özenen milyonlarca genç var burada. O gençlere “boşverin parayı, aşk olsun yeter” gibi klişe şeyler söylemicem, çünkü para yaşamımızı kolaylaştıran ve güzelleştiren bir araçtır. Onun için çok çalışıyoruz. Günümüzün yarısını onu kazanmak için harcıyoruz. Onsuz yola çıkmıyoruz. Onsuz yiyemiyoruz, içemiyoruz, gezemiyoruz, alamıyoruz, kısaca yaşayamıyoruz. Bu doğru. Ama para ne kadar hoş olsa da, fazlası (güzeldir ama) gereksizdir. Hiç bir insana MUTLU OLMAK İÇİN paranın fazlası gerekmez. Ve burada “fazlası” var diye düşündüğünüz insanların da aslında fazla parası yoktur. Belki sana ve bana göre daha çoktur, ama insanlar parasına doymadığı için ve hep az olduğunu düşündüğü için, hiç bir zaman aslında yeterli olduğunu kabullenmez. Yanlış anlamayın: daha fazla para kazanmak için çalışmak iyidir. Bu bir sorun değildir. Sorun sadece insanların daha fazla parayla, daha mutlu olabileceğini düşünmesidir. Mutluluk insanın içindedir. Kalbindedir. Cebinde değil. Aşık olacağın kişiyi parasına göre seçtiğin an, parasız kaldığında mutsuz olacağının garantisini kendi kendine vermiş olursun. Aşık olacağın kişiyle az parayla mutlu olursan, çok parası olduğunda mutluluğun da aynı kalır. Çünkü kalbinle yaşamış olursun..!

Most Popular Instagram Hashtags