[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

kardit_habitlab kardit_habitlab

548 posts   10202 followers   493 followings

Kardelen Ergin  👉 Bilimsel Temelli Öneriler 👉 Beslenme Davranışı 👉 Psikoloji ve Farkındalık 💆 Danışmanlık için 📬💌 🎓 Boun, Psikoloji Yüksek Lisans, Tez yılı

http://kardit-habitlab.com/danismanlik/whatsapp

Şeker uyuşturucu kadar bağımlılık yapıcı dediğinde biri ona bu görseli gösterin. Bu 9 parçadan 3 tanesinin ne olduğunu açıklayamıyorsa bilmediği bir konu ile ilgili kopyala yapıştır yapıyor demektir.

Burada gördüğünüz ödül döngüsü. Elbette bu bile kabaca çizilmiş bir hali. Şeker ile uyuşturucu arasında bu bağ kuruluyor çünkü ikisi de ödül döngüsünü aktive ediyor. Çocuğunuza, eşinize, sevgidiğinize sarılmak da aktive eder, bilgisayar oyunu oynamak da aktive eder. Uyuşturucu ile yapılan benzetme şeker korkusunu ya da düşmanlığını pekiştirme için yapılan bir girişim sadece.

_____

Şeker uyuşturucu değildir.

Şeker zehir değildir.

Şeker şekerdir, her şey gibi fazlası zararlıdır.

_____

Kabaca beyin bölgelerinin açıklamaları:

Hippocampus: Beynimizin hafıza. Bir cupcake gördüğünüzde bunu daha önce yediğinizde hoşunuza gittiğini hatırlamanız için hafızanıza ihtiyacınız var.

Ventral Tegmental Area: Beynin çok ilkel kısımlarından biri olup dopaminergic ve serotonergic nöronların çıktığı bir noktadır, bağımlılık ve ödül mekanizmalarında aktiftir.

Amygdala: Bu da duygularımızın (özellikle negatif) merkezi. Cupcake'i daha önce yediğinizde eğer hoşunuza gitmiş olmasaydı bir daha görünce istemezdiniz.

Ventral Pallidum: Beyinin zevk merkezi olarak anlandırılıyor. Yine bağımlılık, motivasyon ve ödül sistemlerinde aktif olan bir beyin bölgesi

Nucleus Accumbens: Beynin zevk merkezi olarak adlandırılan bir bölge daha. Ayrıca öğrenmede önemli bir bölge. Ancak bu Fransa'nın başkenti hangisi gibi değil de tatlı bir şey yediğinizde bunun tekrar edilesi bir davranış olduğunu öğrenme şeklinde.
Prefrontal Cortex (Yeni beyin kısımlarından): Gelecek planlama, dürtü bastırma, karar verme gibi bizi "insan" yapan beyin bölgesi. Akut stres anında ya da kan şekeri seviyelerinde düşüş olduğunda burası fonksiyon kaybı yaşar.

Glutamate: En yüksek oranda bulunan nörotransmitter. Uyarıcı etkisi vardır. Her işe eli kolu uzanır :)) GABA: En yaygın baskılayıcı nörotransmitterdir. Yine çok yaygın etkileri vardır. 👇👇👇

Bu hesabı bir danışanımdan öğrendim @sketches_in_stillness çok tatlı çok da aydınlatıcı.
_____
"Worry is like a hamster wheel. It gives you something to do but it doesn't get you anywhere."
_____
Kaygı bir hamster tekerleği gibi. Size yapacak bir şey verir ama sizi hiçbir yere ulaştırmaz.
_____
Yani o kadar güzel demişler ki. Kaygı sanki problemi çözer gibi hissettirir (koş koş koş) ama aslında tek yaptığı aynı problemin içine sıkıştırıp çaresiz bırakmaktır. Kurtulmak için yöntem elbette durup tekerlekten inmektir. Buna da bilişsel ayrışma deriz. #habitlabbilisselayrisma Bu kolay bir şey değildir ama pratikle daha iyi hale geleceksinizdir.
_____
Siz kaygıyı neye benzetebilirsiniz? 🤔👇👇

Okul sezonu başladı, bu da diğer hatırlatmam

#Repost @kardit_habitlab (@get_repost)
・・・
"Zeki ama çalışmıyor" demeyin. İyi yapmıyorsunuz. Lütfen. _____

Gelişim psikolojisi alanında ünlü akademisyen Carol Dweck'in araştırmaları gösteriyor ki çocuklara akıllı olduklarını söylemek faydadan çok zarar. Buna karşılık çalışkan olduklarını söylemek gerekiyor. Şöyle bir deney var: Çocuklara bir bulmaca veriyorlar, ve yapan çocukların yarısına "Aferinnn yaptın! Çok zeki olmalısın!" deniyor. Diğer yarısına da "Aferinnn yaptın! Çok çalışmış olmalısın!" Sonra da çocuklara yeniden bir bulmaca seçme şansı veriliyor. Ve olan şey çok ilginç, zekası övülen çocuklar daha kolay bulmacayı tercih ediyor. Zeki olarak görüldüğünü düşünen çocuklar kolaya kaçıyor yani. Peki neden? Çünkü çocuğa "zeki olmalısın" dediğinde ne öğrendi "Başarılı olduğumda zeki olduğumu düşünüyorlar." bu yüzden başarılı olmaya devam etmek istiyor. Zor şeyde başarılı olamazsa "aptal" olur. O zaman hemen kolaya kaçsın. Diğer çocuklar da "Çabaladığım için başarılı olduğumu düşünüyor. O zaman çabalamaya devam edeyim" diyerek kolaya kaçma ihtiyacı hissetmiyorlar.

_____

Şimdi size belki "çok çalışmak iyi mi yani" gibi bile gelmiş olabilir. Çünkü zekası ile övülen çocuklar olduğumuz için biz de zamanında "Çalışmadan yapmak iyidir!" diye öğrendik. Ah ki ne yanlış. Şu anda da etrafımız iş yapmadan yapıyor gibi görünen insanlarla dolu değil mi zaten 😒

_____

Kısaca: Çocukların çabalarını övün ve çabanın geliştirilebilir bir şey olduğunu onlara öğretin. 📚 Kitap önerisi: Çocuk gelişimi ile ilgili okumak isteyenler, bu postta bahsettiğim konu ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenlere "Eyvah Çocuğum Büyüyor - Po Bronson&Ashley Merryman" kitabını öneririm. 📚 Ayrıca Carol Dweck'in "Aklını Kullan" isimli de bir kitabı varmış. Ben okumadım ama akademisyen olarak kendisini beğenirim.

Okul döneminin de başlamasıyla şöyle bir hatırlatma yapayım isterim.

#Repost @kardit_habitlab (@get_repost)
・・・
Ve yine gelişim psikolojisinden güzel bir bulgu daha. Bu çalışma Angela Duckworth tarafından yapılıyor (kendisinin TED konuşması da var) ve İngilizce'de "grit" diye geçen ve benim Türkçe'ye anca sebat diye çevirebildiğim bir özellikten bahsediyor. Grit, benim de anladığım kadarıyla öyle kolay kolay pes etmeyen, uğraşan, çaba harcayan, kısaca sebat edenler için kullanılıyor. Ve çocuklarla yapılan bir araştırmada merak ettikleri soru şu "Bu çocukların özelliklerinden hangisi gelecekte ne kadar başarılı olacaklarını daha iyi öngörüyor?" Ve sonuçlar gösteriyor ki sebat etmenin gelecekteki başarı üzerindeki etkisi zeki olmaktan 2 kat daha fazla. Hani "Zeki ama çalışmıyor" dedik ya, işte bir de böylesi çıkıyor karşımıza. Zeki ama çalışmıyorsa muhtemelen o kadar da başarılı olmayacak. Çünkü zeki değil ama çok çalışıyor olunca daha çok başarılı olma ihtimali var çocukların.

_____

Çalışkan çocuklar yetiştirdiğimiz nice nesillere inşallah diyorum.
_____

Ben bir Boğaziçi mezunu olarak bunu öğrendim hayatımda. Çabalayacaksın. 🙇

In order to have a healthy relationship with our food, we need to learn to accept that we don’t know everything.

_____

Beslenme bilimi her şeyin cevabını vermiş durumda değil. Zaten hiçbir bilim dalı kendi alanındaki her şeyin cevabını vermiş durumda değil. Bilim karmaşıktır, bilim dağınıktır. Beslenme konusunda da her şeyi bilmemiz, bilmeniz mümkün değil. Kendinizi birçok kurallar içerisine sıkıştırıyor, sürekli bir yanlış yapıyor ya da yapacakmışsınız gibi hissediyorsanız "normal beslenme"den uzaklaşmaya başlamış olabilirsiniz. Normal beslenmeden uzaklaştığınızı gösteren işaretlerden biri beslenme ile ilgili kaygı, pişmanlık, suçluluk, korku, gizlilik ihtiyacı, endişe gibi duygular yaşamanızdır.

Bu sözler size tanıdık geliyorsa, bir kristal meth kullanıcısı ile aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyorsunuz ve bu aslında göründüğü kadar korkunç bir şey değil. Eğer diyetisyenler ve diyetler sonucu hala kendinizi "kontrol edemiyorum" diye hissediyorsanız artık bu işin beslenme ile ilgili değil psikoloji ile ilgili olduğunu kabul edelim :) İşin ucunda uyuşturucu yok diye bir bağımlılık yok diyemeyiz. Nasıl bağımlılıkların tedavisi varsa yiyecekle ilişkiler de benzer yöntemlerle değiştirilebilir. Alışkanlık değiştirmek basit. Kolay demiyorum. Zor ama basit. Yani uygulanması gereken şeyler komplike değil, sadece süreç boyunca içinden geçeceğiniz hisler sizi geriye çeker. Dalıp diğer taraftan çıktığınızda ise rahatladığınızı göreceksiniz.

_____ "Bir kere aklıma girdi mi onu yemeden rahat edemiyorum" bu benim sık duyduğum bir söz. Yukarıdakine ne kadar benziyor değil mi?

______

Peki ne yapmak lazım diye sormayın lütfen :) Bütün sayfamda zaten hep bunu anlatıyorum. Okuyun. Benim okuyacak vaktim yok motivasyonum yok diyorsanız da her ayın ilk Çarşambası başlayan WhatsApp gruplarımdan birine katılın. Ben bildiğim her şeyi buraya aktarıyorum, artık okuması size kalmış 😃 #habitlabyontemi

Bu düşünce size tanıdık mı?

Size anlatabileceğim en önemli psikoloji bilgilerinden biri bu "Fire together wire together." Bu bir şey öğrenmenin, alışkanlıkların, bağımlılıkların, koşullanmanın kısaca beynin işleme biçiminin altında yatan formül.

_____

Şimdi şöyle basitçe anlatmaya çalışayım: Şeker yediğinizde A B ve C nöronları ateşleniyor diyelim. 50 Cent'in Candy Shop şarkısını duyduğunuzda da Ç Ş ve Ö nöronları ateşleniyor. 50 cent'in başka bir şarkısına Ç Ş ve T olabilir, başka rap bir şarkıya Ç M ve Y olabilir. Tuzlu bir şey yediğinizde A B ve U olabilir, tatlı bir şey içtiğinizde A K ve C olabilir. Kısaca birkaç nöron bir arada o görevin komposizyonunu yaratıyor. Şimdi görüyoruz ki şeker yemek ve 50 Cent'ten Candy Shop dinlemek tamamen farklı nöronları ateşliyor. Şimdi başlasın deney:

____

Her şeker yediğinizde Candy Shop şarkısını açarsanız ve her Candy Shop şarkısını açtığınızda şeker yerseniz A B C Ç Ş ve Ö nöronları aynı anda ateşlenmeye başlayacak. Bunu bir süre devam ettirdikten sonra ise koşullanma olmuş olacak. Siz Candy Shop şarkısını açtığınızda sadece Ç Ş ve Ö nöronları değil artık A B ve C de ateşlenmeye başlayacak. Kısaca iki uyaranı birbirine bu şekilde bağlamış olacaksınız. Bunun sizin bilişinize yansıması da Candy Shop şarkısını duyduğunuzda canınızın tatlı istemesi şeklinde olabilir.

_____

Kısaca temporal olarak (zamanda) ne kadar yakın ve modalite olarak (yeme-içme-koku, ses-görüntü) birbiri ile ne kadar uyumlu olursa iki uyaranın birbirine bağlanma olasılığı o kadar artar. Peşinden takip eden duygusal değişim ne kadar kuvvetliyse ve bu öğrenme ne kadar sık tekrarlanırsa yine iki uyaranın birbirine bağlanma olasılığı o kadar artar. İşte beyin böyle öğrenir. Bir davranışı oluşturan parçaları bulup onları ayrıştırarak o davranışı değiştirmek de böylece mümkündür. Habit Lab olarak da benim yapmaya çalıştığım da tam olarak bu. #habitlabyontemi

#samimiaforizmalar

Gruplarımda ara ara duyduğum bir şey "Hiç motivasyonum yok, yeterince istemiyor muyum acaba?" ben de bu koşulda "İstemek gerektiğini kim söyledi?" diyorum.

_____

Ne yazık ki şöyle bir yanılgı var "Yeterince istersen yaparsın." Bir yerde doğru. İşin ucunda ölüm kalım olsa herhalde yaparız ama bazen sonuca giden süreç o kadar gözümüzde büyür ki "İstemiyor muyum?" diye bir yanılgı başlar, hayır istiyorsunuzdur bir miktar, ama o hedefe giden yolu yürümeyi de hiç istemiyorsunuzdur. Sonuç olarak bunlar toplanınca ➕ geriye istememek kalıyor ❎. Sonucu değil süreci istemediğinizden.

_____

E napalım yani. Zaten yola çıkınca gözünüzde büyüttüğünüz kadar kötü olmadığını göreceksiniz ama yine de, bazen de canımız o an istemese de yapmamız lazım. O an istememek ulaştığımızda mutlu olmayacağımız anlamına gelmiyor.

_____

Tez yazan ya da ÖSS sınavına çalışan herhangi biri bunu onaylayabilir. İstemeye istemeye yaptık. Ama iyi ki de yaptık yapıyoruz.

Ya ben bu posta bayılıyorum çok komik 😂😂 _____

Fitness önerisi: Kendini zorlamayı hiçbir zaman bırakma! Bazıları 8 saat uyku yeterli diyor. Neden orada durasın ki? Neden 9 olmasın? Neden 10 olmasın? Harika olmanın peşinde koş. 10 yerine 15 şınav çek. 2 değil 3 mil koş. Bir dilim yerine bütün pastayı ye. Eski sevgilinin evini ateşe ver. Sana inanıyorum.
_____
Arkadaşlarınızı gaza getirin 👇👇😂😛

Size kendimden minik bir şey paylaşmak istiyorum. "Tatlıya zaafım var" gibi şeyleri sık duyabiliyorum ve de anlıyorum da bunları. Ben de bayılıyorum tatlıya. Hatta tat alma duyumu tatlı sevgimle ne kadar bozduğumu anlatayım hemen 😃
_____

Muhtemelen çocukluktan getirdiğim bir şey çünkü çocukken de küp şeker kemirirdim canım tatlı istediğinde ve çay kahve içmeye başladığımda işleri iyice abarttım. Aşağıda hangi bardakta hangi içeceğe kaç şeker attığımı göreceksiniz

İnce belli, çay: 3 şeker

Karton, fincan, çay: 4 şeker

Karton, fincan, kupa, sütlü kahve: 4 şeker

Kupa, sade kahve: 6 şeker

Türk kahvesi: Çok şekerli (şekerli bile değil yani)

Şaka değil ve hep böyleydim, bunlar istisna da değil. Artık şeker istemeye utanır bir hale bürünmüştüm yanımda mı taşısam diye düşünüyordum. Ama elbette @cerenyavuz 'un arkadaşı olup da bu kadar şeker tüketmeye devam etmek zor oldu benim için. Hani bana asla bir şey dediği yoktu ama onun paylaşımlarını görüp bilgisine güvenip bir de onu "Ama Ceren belki de benim bu kadar şekere ihtiyacım vardır" diye ikna edemeyince dedim ben bunu değiştireyim 🙃 Yakın zamanda sigara bıraktığım için biraz daha deneyim sahibiydim bir şeyler bırakma konusunda 😁

_____

İlk her şeyi 2 küp şeker azalttım. Damak tadım ona alışana kadar devam ettim. Sonradan 1 küp şeker daha azaltmaya kalktım karton bardakları (okulda olduğum için en çok tükettiğim şeyler) ama baktım 1 şeker atmanın hiçbir manası yok benim için, öyle de çirkin böyle de, ben de tamamen kestim şekeri. Her şeyde sıfırladım. Kahveyi süt zaten biraz kurtarıyordu ama çaya alışmam herhalde 3 ayımı aldı. Ama ne oldu sonunda alıştım. Şu anda sadece bazen az şekerli türk kahvesi içiyorum o kadar. Kahvemi sabahları sütsüz içiyorum. Ve de en önemlisi tat duyum harika durumda. Meyveler nasıl tatlıymış, bal desen elim gitmiyor adeta, çikolatada %80 bitter yiyorum ve de tatlılar çok ağır geliyor yarısını paylaşıyorum.

_____

Ben hala tatlıyı çok seviyorum ve bu çok sevdiğim tatlıyı da hala yiyorum. Sadece damak tadımı düzenlediğim için tatlı sevgimi meyveler de karşılıyor, küçük porsiyon tatlılar da. İlla her şeyin üzerinden şeker akması gerekmiyor benim tatlı sevgimin doyurulması için

Beni şaşırtan düşünce biçimlerinden biri bu aslında. "Bugün bilmemne, yarın kaldığım yerden devam ederim." Aslında kaldığınız yerden devam etmiyorsunuz, geriliyorsunuz. Geriden devam ediyorsunuz. Şimdi bugün bir tane kurabiye yediniz sonra "... yarın kaldığım yerden devam ederim" dediniz ve yemeye devam ettiniz. Bir kurabiye ile 40cal almıştınız belki, sonra devam ettiniz 5 tane daha yediniz bu 200cal oldu (böyle devam ederseniz de 2 ayda 1-2 kilo demek olur bu). Şimdi bunun neresi kaldığınız yerden devam etmek? 200cal geriden devam etmek demek bu. "Bir sefere mahsus" diye de kendinizi kandırmaya çalışacaksınız tabii. Ama beni kandıramazsınız böyle. Sonra hem sürekli mahrum hissedeceksiniz, çünkü pişmanlık duyguları içerisinde yenilen +5 kurabiye, hem de hedeflerinizden uzaklaşacaksınız.

_____ "...kaldığım yerden devam ederim?" dediğiniz an alarm çalsın kafanızda. "Bir saniye ya, kaldığım yerden fln değil, geriden devam edeceğim. "Bu yönde gitmek bana ne kazandırıyor? Bana ne kaybettiriyor?" #habitlabyontemi

Peki ilk olarak neden ters yöne saptınız, ve madem ters yöne saptınız neden ters yönde gitmeye devam ediyorsunuz?

_____

Görselde de görebileceğiniz gibi her ters yön başka bir hedefin doğru yönü demek olabiliyor aslında. Bu yüzden yine yeme örneği üzerinden gidecek olursak, öğle yemeğinde ekmek yediniz ve bu size göre yanlış bir hareketti. Akşam yemeğinden sonra canınız tatlı istiyor ve "Nasılsa öğle yemeğinde ekmek yedim, canım bu tatlıyı yemek istiyor, yarın daha dikkat ederim. Şimdi bunu yiyeyim." diye düşünüp sanki bir de mantıklı bir çıkarım yapmış gibi tatlıya devam etmeye karar verdiniz. Eğer sonrasında pişman hissetmiyorsanız sorun yok! Ya da daha uzun vadede sizi değerlerinizden uzaklaştırmıyorsa sorun yok! Her ne kadar kurduğunuz mantık yanlış olsa da (öğlen ekmek yedim nasılsa) illa ki meşalelerle saldırmamız gerekmiyor tatlılara.

_____

Amaaaa, nasılsa evi temizledim yan daireyi de temizleyeyim demiyorsunuz değil mi, çünkü yan daireyi temizlemenin size bir getirisi yok, herhangi değer verdiğiniz bir şeye sizi yakınlaştırmayacak. Buna karşılık tatlı yemek neler sağlayabilir.

Sakinleşme, rahatlama

Mahrumiyet hissine ara verme

Sıkıntı hissini kesme

Grubun bir parçası olarak davranma vb.

Ve bu hedefler doğrultusunda ilerlediğinizden daha uzun vadede elde edebileceğiniz

Kilo verme

Yiyecekler etrafında davranışlarımın kontrolünü sağlama

Hormonlarımı kontrol altına alma

Damak tadımı düzenleme vb.

hedeflerden ve değerlerden uzaklaştıracak.

_____

Bu yüzden ters yöne saptığınızda "Bu yönde gitmek bana ne kazandırıyor? Bana ne kaybettiriyor?" diye sorun kendinize. Kaybettiğiniz şeylere değer ise kazandıklarınız o zaman ok. Ama eğer değer değil ise o çatalı yavaşça yere bırakın. #habitlabyontemi

Most Popular Instagram Hashtags