kadirmar047 kadirmar047

271 posts   4495 followers   3400 followings

Kado Kuzu  Sende tanıdım üşümenin rengini,seni sevmek özgürlüğün bir başka mevzusu.🐞🐞

Oval kubbeli olan bu evlerin tarihi milattan önce 6000 yıllarına kadar dayanmaktadır. Harran Evleri'nin Anadoludaki diğer kubbeli evlerden farklı bir yanıda kubbelerinde tuğla kullanılmış olmasıdır. Kubbelerde tuğla kullanılmasının sebebi iklimin çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayıp, bölgede bol miktarda tuğla bulunmasıdır. Tuğlalardan örülmüş olup boyları 5m yi bulan kubbeler içten ve dıştan balçıkla sıvanarak yazları serin, kışları ise sıcak olması sağlanmıştır. 1979 yılında sit alanı ilan edilerek korunan Harran Evleri'nden biri 1999 yılında restore edilerek "Harran Kültür Evi" olarak turizmin hizmetine sunulmuş #doğu #tarih #mezepotamya #mimari

Bindiğim atın cinsi rahvan dır,ismi zınnar,dört yaşındadır.Katıldığı müsabakalarda iki defa birincilik,iki defa ikincilik elde etmiştir.Rahvan atlar, Orta Asya'dan Anadolu'ya göç eden Türklerle birlikte gelen gerçek Türk atlarıdır. Adını, bir yürüyüş stili olan "rahvan"dan alan bu atlar, bakımları da dahil olmak üzere her konuda sahiplerine büyük kolaylıklar gösteren, az yem ve az su ile uzun yol alma özelliğine sahip hayvanlar olarak bilinir. Geçmişte daha iri oldukları tahmin edilen, giderek özelliklerini yitiren rahvan atlarının soyları da tükenmektedir.
Soylarının tükenmesini engellemek ve sahiplerine maddi destek sağlamak için Türkiye'nin çeşitli yerlerinde Rahvan Atı Yarışları düzenlenmektedir.
Rahvan tutkunları, bu atın üzerinde hareket halindeyken bir fincan kahveyi dökmeden kolaylıkla içebileceğinizi söylerler. #at #asalet #rahvan #tutku #heyecan #sadakat #sevgi

Balıklıgöl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Derinliği 3-5 metre civarındadır. İçinde efsanelere konu olan sazan türü balıklar bulunmaktadır. Bu balıklara halk tarafından saygı gösterilir ve yenilmez. Rivayete göre Hz. İbrahim ateşe atıldıktan sonra, bir mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur. Bu mucizenin gerçekleştiği mekânın Balıklıgöl ve çevresi olduğuna inanılır. Dini bayramlar da ile Mevlit ve Kandil gecelerinde en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşır.

Balıklıgöl Platosunda Hz. İbrahim'in doğduğu mağarada bulunmaktadır. Üç semavi dinin atası olarak kabul edilen Hz.İbrahim'in doğduğu mağaranın ziyaretçisi hiç eksik olmaz. Her dinden her ülkeden ve her şehirden ziyaretçilerin yılın her mevsiminde bu mağarayı ziyaret eder. Hz.İbrahim'in doğduğu mağaranın hemen yanında yaşadığı dönemin din âlimi olan Beddiüzaman Said Nursi'nin vefat ettikten sonra ilk defnedildiği mezarı da bulunmaktadır.

Balıklıgöl Şanlıurfa turizmin çekim alanıdır. Halil-ür Rahman Gölü'nün hemen güneyinde, Urfa Kalesinin önünde yer almakta olup, 150 m2 alanı bulunan bir göldür. Rivayetlere göre, Hz İbrahim ateşe atıldıktan sonra, Nemrut'un kızı Zeliha da Hz. İbrahim'i çok sevdiğinden ve ona inandığından ateşe atılmasına dayanamaz, o da kendisini ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yer de bir göle dönüşür.

Tarihi belgelerden anlaşıldığına göre, Harran adı 4000 yıldan beri değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Harran adı Sümerce ve Akatça “Seyahat-Kervan” anlamına gelen “Harran-u” dan gelmektedir. Diğer bir görüşe göre de “Kesişen Yollar” anlamındadır.
Antik Kültürünün temsilcileri Sabiiler, Hiristiyanlar ve Müslümanlar Harran da büyük bir uyum içerisinde birlikte yaşamışlar, buradaki okullardan dünyaca ünlü alimler yetişmiştir.
Emevi hükümdarı 2. Mervan, Harran' ı devletin başkenti yapmış,Emevilerin Asya bölümü 750 yılında Abbesilere yenilerek Harran da son bulmuştur. Tarihi geçmişi islam öncesine dayanan dünyaca ünlü “Harran okulu üniversite” Abbasi halifesi Harun Reşid zamanında daha da gelişerek ününü yaymaya devam etmiştir.
İlk çağ Hellenizminin İskenderiye deki bilim ve felsefe okulu dagıtılınca buradaki alimler Hz. ömer zamanında 7.yy.ilk yarısı Antakya ve Harrandaki okullara yerleştiler.İslamiyetten önce varlığı bilinen Harran okulu, İslami dönemde de ününü devam ettirdi. Harrandaki islam ünüversitesinde Sabiiler, Hristiyan ve müslümanlardan oluşan aydın gruplar vardı ve bunlar araştırmalar yapıyorlardı. Harran okulundaki Sabii alimlerinden büyük kısmı sonradan müslüman olmuştur. VII. yüzyıl sonrası ile VIII. yüzyılın ilk yarısında harran okulunda tercüme işi hızlandı. İlk çağ yunan bilginlerinin eserleri arapçaya tercüme edildi. harran; yunanca ve süryanice arapçaya yapılan tercümeleri merkezi durumuna geldi.
Emevi Halifesi II. Mervan Harran'ı başkent yapınca (744-750) buradaki bilimsel çalışmalar daha da ağırlık kazandı.

Harran Okulunda sürdürülen bilimsel çalışmalar din, astronomi, tıp, matematik ve felsefe olmak üzere beş bölüme ayrılıyordu.

1260 yılı başlarında Moğollar tarafından istila edildi. Moğollar kenti ellerinde tutamayacaklarını anlayınca 1271 yılında Harran'ın camiini, surlarını, kalesini yakıp yıkarak kenti tahrip ettiler. Bundan sonra Osmanlı döneminde dahi Harran eski parlak günlerine bir daha dönemedi.#şanlıurfa #harran #harranüniversitesi #tarih

Harran'ı n en çok ilgi çeken yanı, bindirme tekniğinde yapılmış külah biçimindeki konik kubbeli evleridir. Kubbeli evlerin tarihi, M.Ö. VI. bine kadar gitmektedir. Kubbeli ev geleneği, Mezopotamya, Transkafkasya ve Ege'de M.Ö. III. bine kadar devam ettirilmiştir.
Anadolu'da kubbeli evlerin yoğ un olarak tespit edildiği iki bölge vardır. Birinci bölge Urfa-Birecik arasındaki bölgedir. İkinci bölge ise, Urfa-Akçakale arasındaki bölgedir. Kerpiç kubbe ile örtülmüş bu evlerden farklı olarak Harran evlerinin kubbelerinde tuğla da kullanılmıştır.
Harran evlerinin tuğ la kubbe ile örtülmesinin iki sebebi vardır. Biri, bölgenin çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayışıdır. Diğeri ise, Harran'da bol miktarda bulunan tuğla malzemedir. Evlerin yüksekliği içerden en çok 5 metreye varan kubbeler, 30–40 tuğla dizisi ile örülmüştür. Örgüleri düzensiz bir şekilde balçık sıva ile bağlanan kubbe ve duvarlar, içerden ve dışardan yine bu harçla sıvanmıştır.
Harran evleri bölge iklimine uyumlu olarak yazın serin kışın sıcaktır.
1979 yılında arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak ilan edilen Harran'da kubbe evler korumaya alınmıştır. Ören yerinden malzeme toplanması, inşaat yapılması ve kanal açılması yasaklanmıştır. Harran evlerinden biri, 1999 yı lında restore edilmiş ve " Harran Kültür Evi" olarak turizmin hizmetine sunulmuştur.
Bu evlerden 5 tanesi de Kültür bakanlığı tarafından satın alınarak restorasyon programına alınmıştır.

At çok eski zamanlardan beri insanın yanında önemli bir yeri olan, ona hizmet eden, en değerli evcil hayvanlardan biridir. İnsanlar önce atın etinden, sütünden yararlanmış, sonra tarla sürmek ve yük taşımakta kullanmış, onunla uzaklara giderek yeni dünyalar keşfetmiş, savaşlarında beraberce çarpışmıştır. Günümüzde atın yaptığı tüm işleri artık makineler yapıyor, at da daha çok spor ve eğlence amacıyla yetiştiriliyor.At, kuvvet ve hız gibi iki özelliğe bir arada sahiptir. Bunun yanında binicisini rahatlıkla taşıyabilmesi ve verilen komuta süratle uyması onu çok özel bir canlı yapar. En ilginç özelliklerinden biri de koşu şeklidir. Normal yürüyüşünde (6 km/saat) bütün ayaklar birbirinden bağımsız hareket eder. Biraz daha süratli (20 km/saat) “tırıs” gidişinde çapraz ön ve arka ayaklar aynı anda hareket ederken, “rahvan”da aynı taraftaki ön ve arka ayaklar beraber adım atarlar. Atın en hızlı koşma şekli olan dörtnala koşuda (50 km/saat) ise bir ara dört ayağı da yerden kesilir, adeta uçar. Dörtnala koşuş çok hızlıdır ama çok da yorucudur. Rahvan giden bir at, dörtnala koşan bir atı sonunda yakalar.
Atın üstündeki binicisi ile birlikte ulaşabildiği hız, binlerce yıl önce bile insanlar arasındaki rekabet duygusunu kamçılamış, o zamandan bugüne, her kültürde, her toplumda at yarışları düzenlenmiştir. İlk resmi yarışlar on yedinci yüzyılda başlamış, uzun süre kralların koruyuculuğunda bir zengin sporu olan at yarışları zamanla önemli miktarda paranın döndüğü yasal bir bahis oyununa dönüşmüştür. #arapatı #asalet #güç #sadakat

Dara'nın çevresi 4 kilometrelik surlarla çevrilmiştir. Biri kuzeye diğeri güneye açılan iki tane kapısı vardır. Şehri çevreleyen sur, kuzey kapısının doğu ucundan başlayarak Zellace mevkiini takiben çayın üstünden hendek yerini mağaraları içine alarak tophaneye iner, buradan Bertevil Sarayı'nın yanında güneye açılan kapı ile birleşir. Güney kapısının batı ucundan başlayan sur, Mahsara'yı (Eski Mezarlık) içine alarak kesik kayanın üzerinden Hakni mevkiine çıkar. Su sarnıçlarının yanından Yunus ziyaretini ve İç Kale'yi de içine alıp Kale Camisi'nin doğusunda birleşerek şehri çevreleyen suru oluşturur. Şehir harabeleri içindeki eski kalıntılardan kilise, saray, cami, çarşı, ev, köprü ve su sarnıçları hala mevcudiyetlerini muhafaza etmektedir.Bu antik yerleşim yeri, Büyük İskender'le Dara'nın savaşına da sahne olmuştur. Kalıntılar arasındaki büyük kesme taşlar ve bulunan sikkelere bakılacak olursa Dara'nın geçmişte büyük ve görkemli yapılara ve zengin hazinelere sahip olduğu söylenebilir.
MEZOPOTAMYANIN İLK BARAJI MARDİN/DARADA
Antik kent, Doğu Roma'nın diğer deyişle
Bizans'ın,Güneydoğu metropolü Nisibis'ten (bugün Nusaybin) sonra ikinci önemli sınır kenti olarak biliniyor. Kaynaklara göre ticaretin kalbi İpek Yolu, kentin içinden geçiyordu. Bu transit ticaret merkezi, bir dönem piskoposluk merkezi de olmuş ancak sürekli devam eden akınlar sonrasında sönüp gitmişti.#Dara #Mardin #antikkent

Most Popular Instagram Hashtags