[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

hezliyat hezliyat

127 posts   10550 followers   1869 followings

"who'll guard the guardians?" 

"ilgi duymuyordum. hiçbir şeye ilgi duymuyordum. nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. bende bir eksiklik vardı belki de. mümkündü. sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. onlardan uzak olmak istiyordum. gidecek yerim yoktu ama. intihar? tanrım, çaba gerektiriyordu. beş yıl uyumak istiyordum, ama izin vermezlerdi."

"hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu. derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an ,belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti."

''ayrılığından dolayı yardım dilenmeye takatim yok senden. kapında kendini kaybedenlere gıptayla geçen ömrümde bir takate de ihtiyacım kalmadı artık''

''...bu inancımın ölüme mahkum oluşumla hiç ilgisi yok. mutluluktan ne anladıklarını sorun insanlara! inanın bana kolomb , amerika'yı bulduktan sonra değil, onu bulurken mutluydu. mutluluğunun doruk anı, belki yeni dünya'yı bulmazdan üç gün öncesiydi; ayaklanan mürettebatın umutsuzluk içinde geminin burnunu gerisin geri avrupa'ya çevirmek üzere oldukları an! burada sorun elbette yeni dünya değil, yerin dibine batsın yeni dünya! kolomb zaten onu görmeden, hatta bir şey bulup bulmadığını anlamadan öldü. sorun, hayattır; yalnızca hayat; hayatın kendisi, hayatı sürekli ve sonsuz bir biçimde bulma süreci... onu bulup, sonra da buldum diye noktayı koymak değil.''

"insanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı. bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanin kafasinin icini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir. niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkinda hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkinda söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rastgeldigimiz insan hakkinda son kararimizi verip gönül rahatiyla öteye geçiveriyoruz?"

"insanları asla küçümsemeyin, kendilerinin olmayan acıyı izlerken, kötü haber verirken, televizyonda bombaların düşüşünü seyrederken, telefonun öbür ucundaki bastırılmış hıçkırıkları dinlerken aldıkları keyfi de asla küçümsemeyin. acı tek başına sadece acı'dır. fakat, acı + mesafe = eğlence, röntgencilik, insani ilgi, gerçekçi sinema, keyifli bir kahkaha, anlayışlı bir tebessüm, kalkık bir kaş veya gizlenmiş."

`hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. üzülürsün. pişman olursun. sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın.`

"ilk başta size adanın hikayesini anlatıp önceki hayatıma geri döneceğimi düşünmüştüm. ancak şimdi bakıyorum ki tüm hayatım bir hikaye olma yolunda ve bana kendimden hiçbir şey kalmamış aslında. kendim olduğumu ve bu kızın da sizin onun adına uydurduğunuz sözcüklerle konuşan bir başka düzenin mahluku olduğunu düşünmüştüm. şimdi ise şüphe doluyum. bana şüpheden başka hiçbir şey kalmadı. şüphenin ta kendisiyim. benimle kim konuşuyor? ben de mi bir hayaletim yoksa? hangi düzene aitim? ya siz, siz de kimsiniz?"

"Saatler yağmuru gösteriyor."

"bazen düşünüyorum da hayatım boyunca söylemeyip de vazgeçtiğim şeyleri söyleseydim ne değişirdi acaba?hayatın akışında ne kadar farklılıklarla karşılaşırdım?yoksa kader dediğimiz şey o anda yaptığımız anlık,küçük tercih midir?

münkesif bir kalbin iç burkan acziyetini kimselere söyleyememek de başka bir acı veriyor insana.oysa karşıma çıkan her insana ilk olarak ve sadece bundan söz etmek istiyorum."

"insan istediğini elde edemedikçe bir süre sonra ne istediğini bilemez oluyor.

ona bakıyorum.
susuyor. önüne bakıyor.
çocukluğundan beri bu oyunu oynar: gözetleme oyununu. önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: kendisine dikilen göz tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, 'bakan, gören varmış gibi yaşamak'...karasu kendi kendine bir şeyler anlatır, gözetleme oyunu da o sırada oynanır. bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. nasıl gözse!..
işte bundan ötürü bakıyorum ona. baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. ne düşündüğünü bildiğimi biliyor.

Most Popular Instagram Hashtags