[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

haticekubratongar haticekubratongar

2262 posts   320387 followers   3 followings

Hatice Kübra Tongar  Enes ve Eymen'in annesi, yazar. İletişim: Züleyha Yıldız➡️0535 643 75 02

http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product%2Fproduct&product_id=435440

Hep çocuklarla mı oynayacağız, biraz da eşlerimizle oynayalım, bize ne, bizde ana-baba çocuğuyuz, oyun isteriz 😃

Yapılan araştırmalar anne sevgisini daha çok hisseden, sık sık sarılıp öpülen çocukların daha zeki, daha uzun boylu, daha güçlü, hastalıklara karşı daha dirençli olduğunu göstermiş. Bu yüzden uzmanlar anne sevgisine ‘büyüme vitamini’ demişler. Ben de diyorum ki; hazır hava güzelken parka çıkıp biraz D vitamini alsak, bir yandan da ‘kim daha sıkı sarılıyor’ oynayıp çocuklarımıza büyüme vitamini katkısı yapsak, çocukları büyüten bu vitaminle biz anneler de yüreğimizi büyütsek... Nasıl olur? ☺️

Bir annenin evladına bırakabileceği iki büyük mirası vardır; seccadesi ve duası... Rabbim her evladı annesine imam etsin inşallah 💕 #korkutarakdeğilsevdirerekdineğitimi

Çocuklar cuma vaktinde okulda oluyorlar. Bu yüzden cuma sabahları, yavrular henüz okula gitmemişken tebrikleşiyoruz. Bu sabah yine dizildiler “anneee cuma bayramın mübarek olsun” deyip, elimi öptüler. Sarıldık, koklaştık. Daha önce düşünmemiştim, o an ilk kez şunu fark ettim. Ben onlara böyle yapmaları gerektiğini hiç oturup anlatmadım. Karşıma alıp “Bakın çocuklar bugün cuma, büyüklerin eli öpülüp bayramlaşılır” demedim. Ama ne zaman evimizde bir büyüğümüz olsa, onun elini öpüp bayramını tebrik ettim. Her cuma eşimi işe uğurlarken, bayram namazına uğurlar gibi “Cuma bayramın mübarek olsun canım” dedim. Hani “Çocuklar nasıl öğrenir, ne yapalım” diye soruyoruz ya... Bence en çok bunu yapalım; yaşayalım, gösterelim, örnek olalım. Hatta bir de kurabiye yapıp, okuldan gelen yavrulara “bayram sürprizi” hazırlayalım. Çünkü yaşanılan şeyler yaşatılır da... Cuma bayramımız mübarek olsun 💕

Geçen gün “Ayda bir gün olsun ‘anne’ rolünden çıkıp ‘eş’ rolüne geçelim” yazdım. Gelen yorumlarda “bu devirde kimseye güvenilmez ” yazanlar, eşiyle çıkmak yerine çocuğuyla evde kalmayı tercih ettiğini söyleyenler ya da ‘eş’ rolüne geçme önerisini ‘anne’ rolüne ihanet addedenler oldukça fazlaydı. Bunlar gerçekten çok üzücü yaklaşımlar. Hepsine, böyle hisseden dostlar adına çok üzüldüm. Lakin beni en çok üzen yorumlar şunlar oldu; “Nerede böyle arkadaş, benim hiç arkadaşım yok ki...” Bence neden yok, oturup düşünmek, bu konuda dertlenmek, sonra da adım atmak lazım. Şu an “dostum” dediğim pek çok yakınımla yıllar önce evime davet ederek, bir kek yapıp kapılarını tıklatarak tanıştım. Yıllar içinde güvendim, dost oldum. Çünkü ilişkiler oturduğun yerden ilerlemiyor, bu açık. Emek gerekiyor, ilk adımı atmak gerekiyor. Bugün o dostlardan bazıları bendeler. Biri biten çayları dolduruyor, biri ‘sen otur ben çocuklara süt koyayım’ diyor... Çünkü bakın; tek elden ses bile çıkmazken, çok elden ne güzel resimler çıkıyor 😃

85 yaşındaki Borges demiş ki; “Eğer yeniden başlayabilseydim hayata, daha fazla güneşin doğuşunu seyreder, bilinmeyen yollar keşfeder, gökyüzüne bakardım. Eğer yeniden başlayabilseydim, çocuklarla oynardım...” Borges 85’inde farketmiş, biz yaşımız kaç olursa olsun bugün, hemen, şimdi farkedelim. Fark edelim ki, ömür geçiyor. Ve şükredilecek sayısız nimetler var hayatımızda.... Çok şükür 💗

Enteresan bir doğum hikâyem var benim. Doğum tarihime daha 1 aydan fazla var. Annemin suyu geliyor. Doktora gidiyor. Doktor ‘Bir şey olmaz, daha vakti var’ deyip eve yolluyor. O gün de bizim evde ‘altın günü’ var 😃 Annemin arkadaşları gelecek. Neyse, eş dost geliyor, oturuyorlar. Gelenlerden biri de ebe… Anneme bakıyor ‘Kız senin karnın niye böyle düz, bir terslik mi var?’ diye soruyor. Annem suyunun geldiğini anlatınca, ‘gel bi muayene edelim’ deyip, geçiyorlar içeri. Ebe bir bakıyor doğum başlamış. Anneanneme sesleniyor hemen: ‘Sıcak su ve temiz çarşaf getirin.’ Film gibi 😃 Annemin anlattığına göre 15 dakika sonra doğuyorum. Küçücüğüm. Cücük gibi bir prematüreyim. Alıyor beni kucağına, altın gününe devam ediyor 😃 Biz bu sabah kutlaştık annemle; o benim doğum günümü kutladı, ben onun evlilik yıl dönümünü. Huzurlarınızda da kutlayayım; 41 yıl olmuş annemle babam evleneli, 41 kere maşallah diyeyim :) Bu arada şu doğum hikayesinin üzerinden de 33 yıl geçmiş oldu bugün, cennet yaşım, hoşgeldin 😍

Yııllar önce, daha ilk yavrularımız 2-3 yaşlarındayken 3 yakın arkadaşımla şöyle bi plan yapmıştık. Ayda bir gün eşlerimizle baş başa dışarı çıkalım. Sinemaya gidelim, yemeğe gidelim, çıkıp dolaşalım, artık ne yapmak istiyorsak... Her ay dönüşümlü olarak çocuklara birimiz baksın, diğer ikimiz eşiyle plan yapabilsin. Böyle böyle hepimize sıra gelsin. Arkadaşların aileleri şehir dışındaydı. İstanbul’da hiç akrabaları yoktu. Çok iyi gelmişti bu plan hepimize. Hem çocuklar her ay buluşup oynadılar, hem bizler ‘annelik’ rolümüzden ‘eşlik’ rolümüze geçebildik. Bunu şu yüzden yazdım; şu fotoğrafın altına diyecektim ki “Hep anne-baba olmayalım; arada eş, arkadaş, kuzen, kardeş de olalım. Rol değişimi iyi gelir.” Siz de çocukları kime bırakacağız Hatice Hanım, diye soracaktınız muhtemelen. Aha da formülü 😃 Bırakacak anne, kayınvalide falan yoksa arkadaşla da olur, komşuyla da olur. Ayda bir gün de olsa ‘eş’ günümüz olur böylece, fena mı olur? 😉

Ödevler bitti, hadi film izleyelim bir yandan da çekirdek çitleyelim dedik. Bir baktık, anne çekirdekleri çitliyor yavrular bedavadan kapıyor 😩 Neyseki yarın annem gelecek, o çitler soyar, ben kaparım azıcık, banane banane bende çocuğum :))

Evimizin küçüğü geçen altına kaçırmış. Arada bu olayı yaşayınca çok üzülüyor, gözlerinden okuyorum, mahcup oluyor yavrucak. O gün bir arkadaş vardı, ben çarşafı değiştirirken ‘Yavrucuğum, sıkma canını, küçükken olur öyle, büyüyünce geçecek’ dediğimi duymuş. Dedi ki, sende resmen çocuğu teşvik ediyorsun, kızsana azıcık, korkarsa yapmaz bi daha 😳 Hak verdim, kızdım hemen, tabii o arkadaşa :)) Yahu, dedim, çocuk bilerek isteyerek mi yapıyor? Yapmaması gerektiğini bilecek, bundan rahatsız olacak yaşta ama elinde değil ki... Benim anne olarak görevim onu incitmemek, utandırmamak, çarşafını değiştirirken “uff yine mi yatak yorgan yıkayacağız, bıktım” dememek... Bez bağla o zaman ne uğraşıyorsun’ dedi. Oldu canım, dedim. Koca çocuğa bez bağlayayım; çünkü benim derdim çocuğumun ne hissedeceği değil, sadece yatak yorganın temiz kalması 😳 Bu aralar bez bırakmayla ilgili çok soru geliyor. Nasıl yapılır, ne kadarda iş biter anneler öğrenmek istiyorlar. Çok kitap var, alır okursunuz yöntemleri ama ben tek birşey söyleyeyim: “Utandırmayalım çocuklarımızı; yatak yorganı yıkarsın lekeler çıkar ama gönüllerden kırgınlığın izleri zor çıkıyor zira...”

Her sabah daha gün doğmamışken, evlatları okula uyandırmak için usul usul yanlarına sokulduğum şu saatlerde, çocuklarla birlikte içimde bir Necati Cumalı dizesi uyanır; ‘Ben sabahları severim oldum bittim. Sabahları, çocukları ve bütün başlangıçları...’ Sabahın, çocukların ve bütün başlangıçların Rabbine şükürler olsun. Günaydın 💗

Şu görüntü; çocuklar yıkandı, tırnaklar kesildi, formalar ütülendi, ödevler bitti, çantalar yerleşti, yatma vakti geldi, annelerin her yeri ağrıdı, azıcık otursunlar da dinlensinler demek 😩

Most Popular Instagram Hashtags