haticekubratongar haticekubratongar

2,851 posts   636,763 followers   5 followings

Hatice Kübra Tongar  Enes’in, Eymen'in ve Meva’nın annesi, yazar. İletişim: Züleyha Yıldız➡️0535 643 75 02 Kitap siparişi için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.

Bayram nesilden nesile taşınan tatlı bir duadır: “El öpenlerin çok olsun...” ❤️

Dini günlerde süsleme yaptığım, etkinlikler, oyunlar paylaştığım zaman bazı arkadaşlar “Bunlar bidat, Peygamberimiz hiç böyle yapıyor muydu” diye soruyorlar. Elbette yapmıyordu. Lakin Peygamberimiz (sav) çocukların 2-3 yaşında anaokuluyla tanıştığı, o köşesi bu köşesi diye süslemeler yapıldığı, televizyonlarda, Avm’lerde, internette noeliydi, yılbaşısıydı, çam ağacı süsüydü bangır bangır yayıldığı bir dönemde yaşamıyordu. Bu yüzden de çocukları ‘kendi döneminin şartlarına’ uygun biçimde eğitiyordu. Hz. Ali’nin şahane bir sözü var: “Çocuklarınızı kendi zamanınızın şartlarına göre değil, içine doğdukları zamanın gereklerine göre eğitin” der velilerin babası. Pedagoji bilimi de “Çocuğunun isteklerine ‘hayır’ deme, alternatif üret” diye tavsiye eder. Bu zamanın şartları belli; süsler, partiler, kutlamalar var. Bunları yok sayamayız, çünkü çocuklar görüyorlar ve istiyorlar. O zaman çözüm alternatif üretmekte... Noel bizim değil, evet, ama bayramlar bizim. O zaman doyasıya süsleyelim evimizi. Çocuklarımızın ‘süsleme’ hevesini bizden olana yönlendirelim. ‘Kutlama’ heyecanını bayram sabahlarına serpiştirelim. Hediyeleşelim, gülelim, eğlenelim. Çocuklarımıza yıllar sonra ‘Ah o eski bayramlar’ diyeceği anılar armağan edelim. Olmaz mı? 💕

Ya hanımlar iyi bağlayın, kaçırmayın kurbanlıklarınızı. Biri kaçmış, bizim yemek masasının üstüne çıkmış :))) Ya da ben aynayı çarşafla kaplamış, kartondan kafa ayak kuyruk yapmış, çocukları ‘Annee buu neee böyleeee’ şaşkınlığına uğratmış da olabilirim 😃 Ama papyon kuzunun fikriydi, bayram yaa süslenecekmiş beyefendi 😜

Geçen yıl Hac ziyaretimiz öncesi bizim evdeki kuzular için hazırlamıştım bu bayram kuzusunu :) İçine ufak bir hediye, harçlık ve notlar koymuştum. Çocukların açışını facetime dan görüntülü izlemiş, elimi ekrana uzatıp ‘Öpün bakalım hacı annenizin elini’ demiştim, gülüşmüştük ☺️ Aradan bir yıl geçti bile... Kabe uzağımızda kaldı..:( (Etkinlik önerisi diye başlayıp, lafı Kabe’ye getirip, oyun modundan çıkıp melankoliye bağlayan bi ben miyim yaa 😔 Ah Kabe ah nasıl aşık ediyorsun kendine 😪)

Harvard Üniversitesinde yapılan bir araştırmanın sonucu der ki; ‘İnsanı para ya da ünvan mutlu etmez. Mutluluğumuzun temeli çocukluğumuzda anne babamızla geçirdiğimiz güzel anılardır...’ Yavrularımıza ‘mutluluk’ armağan etmek için koca bir gün var önümüzde. Oynayalım, gülelim, sarılalım, bir birimizin yüreğine dokunalım diye... #hayırlıpazarlar 💕

Yoğun günlerin nihayetinde; çocukları eylemenin, ev işlerini yetiştirmenin, gün içinde bin parçaya bölünmenin son raddesinde, ağrıyan başa ve sıkışan yüreğe en etkili şifadır 'anne duası'.... Annelerimizin duasını alan evlatlar ve evlatlarına 'beddua' değil, hayır dua miras bırakan anneler olmamız duasıyla, #hayırlıgeceler tüm anne kuzularına💕

Ya hayır söyle, ya da sus... Bu Nebevi öğüt hepimiz için...

Evliliğimizin ilk aylarında eşimin sabahın erken saatlerinde bir toplantısı vardı. Her sabah olduğu gibi kalktık, birlikte kahvaltı ettik, eşimi işe uğurladım. Toplantıya katılan beyler yanlarında poğaça, simit falan getirmişler. Eşime de teklif etmişler. Eşim ‘Yok sağolun, ben kahvaltı ettim’ demiş. Arkadaşları da ‘Edersin tabii, daha yeni evlisin, aradan yıllar geçsin, çoluğa çocuğa karış bak bakalım kahvaltı hazırlayan kalıyor mu’ diye takılmışlar eşime :) Aradan geçti 13 yıl, biz hala her sabah güne birlikte kahvaltı ederek başlıyoruz ☺️ Yeni evliler, genç kızlar ‘Hatice Hanım, arada evliliğe dair de öneriler yazın’ diyorlar. Buyurunuz yazıyorum; “Kahvaltı edin” 😃 Yani güne birlikte başlayın. Yani eşiniz ve çocuklarınız sabahın ilk saatinde mutfaktan gelen çay fokurtusuyla, domates kokusuyla uyansın. Yani evliliğinize bir bardak çayın demli sohbetini armağan bırakın. Çünkü şairin dediği gibi; ‘Diğer öğünleri bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı...’ Bence de olmalı, kesinlikle olmalı.

Geçen yıl tam bu zamanlardı. Hacılık bayramımıza adım adım yaklaşırken, Kabe’ye yüz sürmek de nasip olmuştu, şükür. O zamandan beri aynı dua dilimizde; ‘Canım Kabe’m varsam sana, yüzüm gözüm sürsem sana...’ 😪 Dileyen herkese nasip olsun inşallah...

Bu bir teşekkür yazısıdır ☺️ Rabbim nasip etti, bu yaz ailece birkaç farklı şehirde konakladık. Her gittiğimiz yerde sayısını bilemeyeceğim kadar çok gülen yüzle, dualı dille, sırtımı sıvazlayıp ‘Biz de seninle yürüyoruz, yanındayız’ diyen anneyle tanıştım. Kucaklaştım, dertleştim, yüreğimi hafiflettim. Almanya’da, Belçika’da, Amerika’da ve güzel yurdumun dört bir yanında ne çok kapım varmış meğer. Meğer ekranın bu köşesine emanet ettiğim yazılar, ne hassas ne kıymetli kalplere ulaşmış. Şükrüm çok büyük. Geçen gün kahvaltı için sıra beklerken bir kardeşim ‘Günaydın Hatice Hanım’ diyerek yanıma geldi. Günaydın, dedim. Tatilde tanınıyor olmak zor olmalı, dedi. Yok dedim, mesele tanınmak değil, mesele ‘iyi’ tanınmak. Eğer öyleyse sorun yok, dedim, gülüştük :) Rabbim biliyor ya çabam bu yönde; iyiyi yaşayayım, anlatayım, yayılmasına katkıda bulunayım, iyi tanınayım yönünde... O yüzden bugünü ‘teşekkür etme günü’ ilan ediyorum 😃 Önce yoldaşlığınız için size etmiş olayım. Daha sırada uyumlu olmayı seçip, uzun yollarda arıza çıkarmayan yavrular ve her ‘yoruldum’ dediğimde bebeğimizle ilgilenip beni dinlendiren eşim var 😉 Hepiniz iyi ki varsınız, çok teşekkür ederim 💕

Çimlerin üzeride bir kaplumbağa durmuş. Biri tutmuş, biri sevmiş, biri seyretmiş... Annesinin kucağındaki biri de ‘Az daha sabredin, biraz büyüyeyim, ben de herşeye dokunup kurcalayacağım’ demiş 😃

Bazen kendimi elinde ‘Dur’ tabelası olan bir çocuk koruma polisi gibi hissediyorum 😃 Parkta bir anneyle karşılaşıyoruz, bir sebepten tam çocuğuna bağıracak, beni görüp ‘Aaa bağırmayan anne’ diyor ve vazgeçiyor bağırmaktan ☺️ Çok başıma geliyor bu. Beni görüp ‘Ayy Hatice Hanıma yakalandık’ diyor anneler, gülüyoruz :) Aslında bu benimle ilgili değil, çoğumuz böyleyiz. Toplum içinde ‘birileri görmesin’ diye en nazik, en zarif halimizi takınıyoruz. Normalde çocuğumuza bağıracaksak, toplum içinde rica ediyoruz. Evde izin vermeyeceğimiz bir şeye, misafirlikte rıza gösteriyoruz... Bunu yaparken de farkında olmadan kocaman bir kelimenin üzerinden geçiyoruz: ‘İhsan..’ Yani ‘Rabbim beni görüyor’ bilinci, yani ‘Allah beni görüyorsa, ona uygun davranayım’ edebi, yani ‘İnsanlara yaranmaktan önce ve öte, Allah’a yaranmalıyım’ gayreti... Dün çocuklara Aziz Mahmud Hüdai hazretlerinin öyküsünü anlattım. Dedim ki; hoca öğrencilerine tavuk verip ‘Bu tavuğu kimsenin olmadığı bir yer bulup kesin. Bugünün ödevi bu’ demiş. Bütün öğrenciler ıssız yerler bulup tavuklarını kesmişler. Biri hariç. Küçük Mahmud tavuğunu kesemeden geri dönmüş. Hocası, sen neden kesmedin, diye sormuş. Mahmud cevap vermiş; ‘Nereye gitsem Rabbim oradaydı. O’nun (cc) olmadığı bir yer bulamadım.’ İşte dedim çocuklara, bu ihsan... Şimdi annelik nefislerimize de diyorum; ‘Bizi insanlar görse ne olur, görmese ne olur? Asıl Allah görüyor diye yavrularımızı incitmesek ne güzel olur...’ ❤️

Most Popular Instagram Hashtags