haticekubratongar haticekubratongar

2102 posts   224138 followers   6 followings

Hatice Kübra Tongar  Enes ve Eymen'in annesi, aile danışmanı, yazar. İletişim: Züleyha Yıldız➡️05356437502

http://www.kitapyurdu.com/kitap/bagirmayan-anneler/423428.html

Benim iki oğlum var, kızım yok. Ve onlara her fırsatta tesettürü anlatıyorum. Geçen gün Enes 'anne neden başını örtüyosun' diye sordu. İbadetlerin en önemli sebebi Allah'ın emri olmasıdır ama çocuklara somut gerekçeler de saymak gerekir. Anlattım nedenlerimi. Sonra da dedim ki, aslında tesettür sadece kızlar için değil, erkekler için de gerekli. Nasıl ki orucu sırf midemizle tutmuyoruz; dilimizle, gözümüzle, kulağımızla, elimizle de tutuyoruz, tesettürde de onu yapmamız gerek. İlk önce Allah'ın 'ört' dediği yerlerimizi örtüp, sonra aynı Peygamberimiz (sav) gibi başkalarının hatalarını, ayıplarını, eksiklerini, kusurlarını örtmemiz gerek... Çünkü 'örtmek' eylemi yalnız örtüyle olmaz; dille de olur, elle de olur, yürekle, kalple de olur. Hele kalple olunca pek bi güzel olur 💕

Bakın size şahane bi kelime hatırlatayım: "Bereket". Hep bunun için dua ederim, çocuklara da sık sık söylerim 'Çok olsun demeyin, bereketli olsun deyin' diye. Geçen Efendimizin (sav) bereketiyle herkesi doyuran ama hiç bitmeyen yemeğini anlatıyordum yavrulara; nasıl olmuş, hiç mi bitmemiş, herkes mi doymuş diye diye dinlediler. İşte bu dedim, çok olduğu için değil bereketli olduğu için. 'Paran çok olabilir; ama bereketi olmazsa 'pul' olur. Zamanın çok olabilir; ama bereketi olmazsa ziyan olur. Yemeğin çok olabilir; ama bereketi olmazsa yiyenler hala aç olur...' Geçen bir arkadaş lafın bir yerinde 'Gece en geç yatılıp, sabah en erken kalkılan, yine de onca işin peşinde dolanılan ve halledilen makama annelik denir' dedi. Bence "bereket" denir, dedim. Zira doğrudur; anneler çok az uyur, çok az zaman bulur ama çok iş hallederler, çünkü bereketlidirler, vesselam 💕

Dün çocuklarla sinemaya gittik. Çıkışta hamburger yemek istediler, hamburgerciye uğradık. Bir kampanya varmış. Bir menü alana, eğer kampanya yapan telefon operatörüne sahipseniz bir menü bedavaymış. Aa, dedim, bizim operatör de ondan, şimdi bedava menü mü kazandık? Abla yaş kaç, dedi kasiyer. Dedim, 32. Yok abla, bu kampanya gençler için, sana olmaz dedi pat diye. Yahu hiç istifini bozmadan ‘3 aylık ömrün kaldı’ diyen doktor gibisin, insan alıştıra alıştıra söyler :))) Çocuklar bana yaşlı denince pek bi bozuldular. Yok be anne, en fazla 25 gösteriyorsun diyorlar 😃Bence de yav; bak günlerdir iş güç, misafir, hac hazırlığı derken stresten çenemde kocaman bi sivilce çıktı. Farkını versem ergen gence bile bağlayabilirim. Aynen yani, down oldum şu an, ben şok yaneee :)))

Hz. Mevlana der ki; “Allah (cc) insanlar hakkındaki hükmünü bütün ömürleri bittikten sonra verir ama biz aciz insanlar onları bir kez görmekle, bir sözünü işitmekle, birkaç dedikodu dinlemekle haklarında hüküm verebiliyoruz.” Sanal dünya da böyle. Tek bir paylaşımına, resmine, cümlene bakılarak ‘samimi değilsin, rol yapıyorsun, gösteriş yapıyorsun, yalan söylüyorsun’ denilebiliyor mesela. Yüz yüze olsan ağzına yakıştıramayacağın cümleler, klavye başında cömertçe sarf edilebiliyor. Efendimizin (sav) ‘Nereden biliyorsun, kalbini mi açıp baktın’ sorusu pek çoğumuzun kulağına ne yazık ki küpe değil. Oysa Allah (cc), “Güzel düşünen ve güzel davrananlara karşılık olarak daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet” der ve kulunu güzel bakmaya, güzel düşünmeye, güzel davranmaya davet eder. ‘Yok ben iyilikten anlamam’ diyenler için de bence şu ayet bire bir; “Vay haline ayıp kusur arayanların…”

Ne pırlantası, ne tek taşı; bize 'Hanım sen yat uyu, yoruldun, bu akşam ben çocukları yatırırım' cümlesi yeter. Valla bak, yeter 😃

"Misafir gittikten sonra elinizi belinize koyup ' Ne bu odanın hali, hemen toplayın, çabukkk' demektense; salonda kafa kafaya verip 'Tongar ailesi misafirimiz gittiğine göre görev dağılımı şöyle: Enes ve Eymen çocuk odası temizliğine, anne mutfak temizliğine, baba salon toparlamasına... 15 dakika sonra tüm ekip salonda buluşuyoruz. O zaman birimiz hepimiz hepimiz birimiz içinnnn' desek çocuklarımızın söz dinleme ihtimalini arttırırız. Çünkü 'ekip' in parçası olmak, çocuğu harekete geçirir" demiştim Bağırmayan Anneler kitabında... İşe yarıyor valla, deneyin bak ☺️

@fatmacan99 ı 12 yıldır, @pedagogserapbuharali yı 10 yıldır, @seydabetulkilic ı 6 yıldır tanırım, severim, görüşür, konuşur, hayallerimi anlatırım. Çünkü bir insanın 'yürü hadi, sen yaparsın bunu' diyeni, düştüğünde elinden tutup kaldıranı, kaybolduğunda yol göstereni az olur. Buldu mu bırakmaması, yakasına yapışması gerekir ☺️ Bizdeki durum da bu; tuttum bu kızları, bırakmam 💕

Mescid-i Haram maketi yaptık bugün çocuklarla. Hem Kâbe’yi yaptık, hem Kâbe’yi konuştuk. Çocuklar sizce Kâbe yürekli olmak ne demek, diye sordum. Evimizin küçüğü ‘Kâbe’yi çok sevmektir’ dedi 😃 10 yaşını sevdiğim Enes, Kâbe Allah’ın eviyse eğer, Kâbe yürekli olmak da, Allah gibi, insanları çok sevmektir bence, dedi. Aynen Enes ya, dedim. ‘Bahsettiğin şeye “Rabbani eğitim metodu” deniyor, çok doğru.’ Peki, sence ne demek anne, diye sordular. Dedim ki, Allah bizi evinde misafir ederken bizden belli şeyler istiyor. Mesela karınca bile olsa hiçbir canlıyı incitmiyorsun; kimsenin kalbini kırmıyor, merhametli, sabırlı ve hoş görülü davranıyorsun. Bunlar Kâbe’deki ibadetin şartları… Bence Kâbe yürekli olmak tam da bu demek; bilerek hiçbir canlıyı incitmemek ve her daim Allah'ı düşünerek ibadet etmek... Sonra beraberce dua ettik Kabe’nin sahibine; Allah’ım Kabe’ye gitmeyi nasip ettiğin gibi, Kabe yürekli olmayı da nasip et bizlere… Amin, amin, binlerle amin 🕋💕

Hacamat yaptırmaya gitmiştim geçenlerde. Hacamatçım kupaları sırtıma kaparken ‘Ne yaptın sen böyle sırtına, omurganı yamultmuşsun’ dedi. E dedim, benim işim bilgisayarda, yaz-çiz derken yamulttuk omurgayı :) Bu olayın üstüne uzun zamandır görüşemediğim bir arkadaş aradı. Sayfayı görmüş, paylaşımları yorumları okumuş, sosyal medyada fenomen nasıl olunur diye sormak istemiş. Dedim ben fenomen falan değilim ama sanırım sosyal medyayı hayrına kullanmak için emek harcayınca, ‘Nasıl yapsam da bir anneye daha dokunsam, bir çocuğun daha tebessümüne katkı sağlasam’ diye uykularını kaçırınca Allah bereketini veriyor… Facebook sayfamız bugün 500.000 kişi oldu. Süreçte omurgam yamuldu ama olsun 😃 Çocuklar doğrulsun, anneler doğrulsun o bana yeter… Yolculuğuma eşlik eden tüm dostlara bir kez daha teşekkürler 💕

Bizim evde baba işten geldiğinde çocuklar kapıda karşılarlar ve terliğini verirler. Akşam yemekleri sofrada buluşma saatidir. Bazen baba biraz gecikecek olur; sofra bekler, o gelmeden oturulmaz… Bunlar bizim evin ufacık uygulamaları. Ama doğru, ama yanlış. Kendi adıma bizim çocukluğumuzda zaten var olan hürmet, saygı, büyüğe değer bilincini çocuklarıma küçük adımlarla, basit kurallarla öğretmeye çalışıyorum. Geçen gün bir komşumuzla konuşuyoruz. Çivisi çıktı bu gençliğin artık, baba eve geliyor herkes ya odasında ya salona uzanmış, ellerde kumanda, evin büyüğü mü gelmiş kimse umursamıyor, dedi. E dedim, o çiviyi biz yeniden çakalım :) Baba gelince çocuklardan önce biz kalkarsak yerimizden, hadi yavrum diye teşvik edersek bence onlar da öğrenirler. Öyle ya; ön teker nereye giderse arka teker de onu takip eder… De mi ama?

Parkta yaşanan ‘Anne oyuncağını vermediiii’, ‘Ay bu çocuk bisikletini hiç paylaşmıyor’ veryansınlarına pedagojik birkaç cümle ☺️ Çocukların kendinden başka insanların da duyguları ve istekleri olduğunu anlayabilmeleri, yani empati kurmaları, 5 yaşında mümkün olur. Onun öncesinde çocuk sürekli ‘benim, benim, benim’ der. Anneler de ‘eyvah, çocuğum bencil mi olacak yoksaaa’ diye dertten derde girer. Oysa bir çocuğun eşyasını paylaşabilmesinin ilk adımı, o eşyaya ‘benim’ demesidir. Önce ‘benim’ diyebilirse, sonra kendinin olanı bölüşme seyrine girer. Bu yüzden 5 yaş öncesi yavrulara paylaşarak model olmak, paylaşmaya özendirmek ama istemediği takdirde zorlamamak gerekir. Park ve bahçeler müdürlüğü hayırlı günler diler 😃

Most Popular Instagram Hashtags