fufuokur fufuokur

1178 posts   123219 followers   348 followings

fufu  En iç, en içten, en içteki sesine bile aykırı düşebilir mi kişi? Düşer...

http://twitter.com/fufuokur

Yolun aklıma getirdiği birkaç cümleyle bir hatıra bırakmalı buralardan, buraya.
"Arabayla uzaklaşıyor ve arkanıza bakıyorsunuz: İnsanlar düzlükte ufalıyor, ufalıyor ve nokta haline gelip kayboluyorlar. O anda hissettiğiniz, dünya bizi ezip geçiyor, her şeye veda ediyoruz duygusu değil midir?"
Öyledir...
#yolda #jackkerouac

Kitapçıların içinde zaman kavramının yok olduğunu düşünürüm hep.
Hatta aldığım kitaplara bulaşır sanki bu zamansızlık ve okurken durur dünya bu sebepten.

En can alıcı düğümü nedir insanın?
Acı, hüzün, mutluluk, mutsuzluk, sağdan sola, yukarıdan aşağı, herkesin farklı yaşadığı.
Nerede durur o düğüm?
Doğru yanıt: Yalnızlık.
#semihgümüş #yalnızlıkkimebenzer

Bazı kentler kelimelerle anlatılamayacak hisler yaşatıyorken bazı kentler kelimeleri insanın boğazına tıkıyor.
Ve sanki biz; kelimelerle anlatılamayacak bu kentleri, senede birkaç hafta yaşayabilmek için, ömrümüzü egzoz dumanının içinde, kelimelerimizi yutarak tüketiyoruz.
Fotoğraf Brugge'dan geçen sene, anlattığım bu his İstanbul'dan hep taze.

"Hayat tahayyül edebildiğimiz kadardır" der Pessoa ve devam eder: "Bütün dünyası tarlasından ibaret olan köylünün gözünde, o tarla bir imparatorluktur. Caesar'ın gözünde ise azımsadığı imparatorluğu topu topu bir tarla kadardır. Fakir insanın bir imparatorluğu var, güçlü olanın ise altı üstü bir tarlası. Aslına bakılacak olursa, sahip olduğumuz tek şey, izlenimlerdir..."
Dünyası kitaplardan oluşan insanlar olarak, kurduğu imparatorluğun keyfini çıkaran o köylüye ne kadar benziyoruz diye düşünmeden edemedim❤
#pessoa #huzursuzluğunkitabı

Ege'nin bir yerinde, denizin dibine bir masa atılır ve altından geçerken bir kedi, gün batar. Elindeki kitabı bir kenara bırakır belki bir kadın ve güneşe bakar, bir adam da güneşe bakan kadını seyreder. Ve belki bir çocuk da alamaz gözünü, kadını seyreden adamdan. Güneş mi güzeldir, kitap mı, deniz mi, kedi mi, kadın mı, adam mı... bilemezler.
Gün batarken her şey güzeldir zaten.

Güneşin battığı saatleri daha çok seviyorum sabahlardan ve hatta gecelerden.
Düşündüren satırları, dilime takılan melodileri, kalbimi açabildiğim insanları, saatlerce sohbet edebildiğim bir konuyu, bu cümle alem içindeki diğer tüm konulardan daha çok seviyorum. Ağaçlardan zeytini, çiçeklerden hepsini... Çayı ve ondan daha çok kahveyi.
Şiir seviyorum ben. Şiir gibi şakıyan kuşları, kuşların peşindeki kedileri, kedilerle oynamayı bilen köpekleri seviyorum.
Yıllar önce yazılmış mektupları okumayı, okuduğum her satırda "ben olsaydım" diye düşünmeyi seviyorum.
Büyüdükçe büyüyen çocuk tarafımı, yürümeyi, dağları, denizi, renkleri ve ilkbaharı...
Tek başınalığı kalabalıktan, iki kişi olmayı tek başınalıktan daha çok seviyorum.
Ait olmayı da sahip olmayı da değil ama bir şeyleri biraz, bir şeyleri de birazdan daha fazla sevmeyi ama nihayetinde her şeyi sevmeyi seviyorum...

Çünkü gecemi iki kelime özetliyor:
Kelimeler
ve
Melodiler.

"İnsanoğlunun çoğu kez çarpık olan usunun dokunmadığı doğanın görünümü ne güzeldi."
Der Umberto Eco.
Ne kadar haklı.
Ve doğanın, sabahın 6'sı denizine yansımış hali, belki de en güzeli...

"Kendimi okyanusun ortasında kalmış küçük bir kayık kadar yalnız ve boş hissediyordum. Ama umutluydum. Birilerinin, bir şeylerin gelip ruhumu dolduracağına, bir gün mutlaka karayı göreceğime inanıyordum." Diyordu Hüsnü Arkan bir kitabında.
Bugün böyle bir manzarayla karşılaşınca aklıma geldi bu satırlar... "Ruhu dolmuş bir insan"la tanışmış gibi hissettim aniden.

Yaşasınnnn 23 Nisan☺

"Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız."
#pessoa

follow this page in feedly

Most Popular Instagram Hashtags