[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

demlihane demlihane

924 posts   82127 followers   90 followings

ünzile. 

📖
Duaların yerini hayaller aldığından beri zarardayız.

İsmet Özel

Sevgili Dost,
Gel ve yüksel !

💭
Hayrın ne olduğu, hangi durumun hayır, hangi durumun şer olduğu, bazen insanı zorlayan bir hale dönüşür.
İşte tam böyle zamanlarda Kur'an'a Hz. Musa'nın diliyle giren şu dua imdada yetişir: " Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım..." (Kasas 24)


ecel bendim, iksir bendim, huri ben
merak arkadaşım, ateş ruhuma bela
göze candım, köre mana
gizlendiğim tenhalarım buldular
asi hayvanlarım evcil odalarda
tufanlarımdan habersiz uyudular
söktüm mührü kapıdan
güle kar'ı sordum, mevsime yalan
zakkumdan öz topladım
süt içtim sütleğen damarından
şaşkın gezdim, can kanattım sabaha
çekildi sis, hükümsüzdür fermanlar
yüksek uçtum, densiz durdum, deliyim
güzel çirkine döndü, aklarım kirli beyaz
peteğimi zemheri ıslığıyla doldurdum
kobra çiçeğine kondum
kuş baskınlarından, ayı pençesinden kurtuldum
balın zehrini bilemeden, şerbetini tattılar
arı idim, ağuları şeker ile yoğurdum
zerresinden şifa bulur, yine derde düşerler
ay yenisi gecelerde iniltiler duyulur
sözden imdat bekledim
dil ile sırladım peteğimi, sırra sorular sordum
şiirin şerri aşkın koynunda yatar
bir ley laydım, bin ademden
nice mecnun yarattım
deli bal, deli bal
baldan derman
deliden cinnet umulur...
/Gülten Akın

İnsanın kendisiyle yüzleşmesi giderek zorlaşıyor. Çünkü hepimiz o kadar büyük bir boş meşguliyetler döngüsünün içinde esir durumdayız ki dönüp kendimize bakacak vaktimiz olmuyor.
“Hakkınızdaki kötü ihtimalleri azaltmak için” dedi beyaz saçlı adam, “içinizdeki iyi ihtimalleri çoğaltın.”
Bağımlısı haline geldiğimiz çeşitli araçlarla anlama ve düşünme biçimimizi önce yüzeyselliğe mahkum ettiler, sonra tamamen değiştirdiler.
Her birimiz kendimizi hayatın birer jüri üyesi gibi hissetmeye başladık. Sürekli birilerine, bir şeylere dair yargılarda bulunuyor, başka insanları, başkalarının davranışlarını, başkalarının hayatlarını puanlayıp duruyoruz.
Efendimiz (s.a.v.) her şeyin olduğu gibi bu meselenin de esasını ortaya koymuş: “Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman, Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu kendisinden aşağı görmez”. Bu hadis-i şerif Buhari ve Müslim’de zikrediliyor.
Ne kadar çok insanı, kötülükle, eksiklikle, bozulmuşlukla etiketleyip mahkum edersek, o kadar temize çıkartıyor sanki bu bizi. Kolayca ortamlara akıttığımız yargılarımızın gerçek bir dayanağı olsun ya da olmasın... Yargılamamız bir şahitliğe dayansın ya da sadece gerçekliği şüpheli bir tevatürden türetilmiş olsun, bu pek bir şeyi değiştirmiyor artık bugün. Hastalık gibi her yana yayılan bir çürüme bu; bulaşan herkesin kalbini karartıyor.
Nefsimizin en sevdiği oyun saklambaç olmalı, kendini hep başkalarının ardına saklıyor.
“Ben insanların her söylediğine safça inanıyorum” dedi sağ tarafta oturan. “Bu çok iyi bir şey” dedi soldaki, “demek kötü düşünmeye kabiliyetin yok!”
Yeryüzünde bir tek insan kaldığı ve onun da kendisi olduğu vehmiyle yaşıyor kimileri.
Armudun sapı, üzümün çöpü... Lezzetten mahrum kalanların dilinden düşmeyen tekerleme...
“Ey akıl sahibi! Gül, dikenle beraber bulunur. Senin dikenle ne işin var? Gülü demet yap... Eğer tabiatında daima ve yalnız kısırları görmek varsa tavus kuşunda çirkin ses ve ayaktan başka bir şey göremezsin” buyuruyor Şeyh Sadî hazretleri, rahmet olsun.

📚
Mahcup/duru.


Bir kenara oturup, zamanın selinin çamurunun tümüyle akıp geçmesini bekleyen insanlar da var.
“Dünya pazarında sermayeni bozuk para gibi harcadın” dedi meczup, “peki ne aldın?”

👣
“Hayatta beklediklerimin hiç biri olmadı” diye hayıflandı biri. “Belki de beklemeyip olanı yaşamalıydın” dedi diğeri.
Üç günlük dünyadan beklentileri o kadar çoktu ki, gerçek olsalar bile küçücük hayatına hiçbiri sığmayacaktı.
“Alnıma kısa zamanda derin bir çizgi kazıldı. Bunun altına üstüne uzanmaya hazırlanan diğer çizgilerin ince belirtilerini de aynada görüyorum. Alın yazısının ne demek olduğunu şimdi anladım. Türlü acılar çekilir, insanın yüzünü çökertir, göz kenarlarını kırıştırır, burun kanatlarından çeneye doğru kara gölgeler uzatır. Fakat ancak mukadderat saatidir ki alınlara silinmez imzasını atar” diyor merhum Safiye Erol, ‘Ciğerdelen’de.
Bir de şunu düşünün, saçımızın beyazlama sırasında en sona kalan teli ne hisseder?
Telaşlı bir pazartesi “Bir işim çıktı, acaba yerime bakar mısın?” dedi gözümün önünde, şaşakalan bir salıya. Dünya nereye gidiyor gerçekten?
Olduğu yere çöktü ve “Yaşlandıkça her şeyin ağırlığı artıyor!” diye kendi kendine mırıldandı beyaz saçlı adam.
Durdu. Bir alt basamağa indi sonra. Ve üç adım yürüdü. Evet, bir paragrafın başı olmak gerçekten eğlenceli bir şeydi.
Altına o kadar çok dipnot düşülmüştü ki sayfa ağrıyan bir diş gibi apseli bir görüntü arzediyordu.
Noktayı cümlenin sonuna değil, usulca götürüp en başına koyan insanlar da var.
“Bayat bir hayat istemiyorsan” dedi meczup, “arada bir idrakini tazele!"
Gökhan Özcan


Aşka ve tabiata ulaştır bizi,
Gel kurtar bu şehrin gürültüsünden.


Kimseye yar olmayacak o rüzgar.


bir şairdim ben; kalbini büyüten dumanlı odalarda!..
benim kalbim dumanlı odalarda büyüdü madam, yalan yok!
yalan asla olmayacak.'

Most Popular Instagram Hashtags