cigdem.iskent cigdem.iskent

1,527 posts   1,001 followers   262 followings

Çiğdem İskent  "İnsan nasıl hem akıllı hem şaşkın./Hem öfkeli hem durgun olabilir? Nasıl hem candan bağlı, hem kayıtsız kalabilir? Var mı böyle insan? ( Macbeth)

Hayatın En Yakın Benzeri | The Nearest Thing to Life | James Wood (1965)

Cümleten Merhaba Sevgili Kitap Dostları, 💓📚Oldukça coşkuyla, keyifle ve okuya araştıra bir deneme okudum. Birikmiş deneme kitaplarımın arasında, yazarın Kurmaca Nasıl İşler? isimli kitabı bekliyorken yeni çıkan bu kitabına musallat olup hemen başladım nedense. İyi geldi doğrusu. Arka kapaktaki "eşsiz bir edebiyat güzellemesi" cümlesindeki "eşsiz" kelimesini doğrulayacak bilgi birikimim yok ama "edebiyat güzellemesi" tanımına yürekten❣katılıyorum. Gerçekten çok beğendim. Öğrendiğim şeyler ve adını ilk kez duyduğum özel yazarlar var. O kadar ki kâğıt kalem bir tarafa doğrudan nete girip bahsedilen yazara bakıp, acaba kitabın Türkçe baskısı var mı? Yoksa İngilizcesi var mı? diye taradım.
Kendisi de İngiltere'den ABD'ye göçmüş bir eleştirmen olan James Wood, kişisel yaşanmışlıklarını da harmanlayarak oldukça güzel ve tadında bir kitap çıkarmış ortaya. Aslında kendisinin ifadesiyle ilk 3 bölüm 2013 yılında verdiği konferansların program metinlerinin değiştirilmiş hali; 4.bölüm ise 2014 yılında British Museum' da London Review of Books ile birlikte yürütülen yine bir konferans metninden ki bence çok özel bir konu seçmiş: Seküler Yurtsuzluk. Ne çok romana konu olduğunu edebiyat severler biliyor sanırım.

Adlarını bu yoruma aktaramayacağım denli atıf yapılan yazar var hem göçmen hem kendi ülkelerinden. Bu kitabı gözardı etmeyin, hemen alın hemen okuyun diyorum.
Herhangi bir alıntı paylaşmayacağım çünkü her bölüm kendi içinde başka şeyler anlatıyor. Okurun tavrından tutun, dünya değil "küresel" edebiyat tanımına kadar güzel tespitler ve kitaplardan bölümlerle desteklenen görüşler var.
Hıım, kitabın adına gelince, ünlü bir yazarın yazdığı denemeden alınan parçanın ilk cümlesi.
Sağlıkla, huzurla ve hep kitapla kalınız🙋🏻‍♀️💓📚
Okunma zamanı: 30.11 / 02.12.2018 🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
@canyayinlari 'na özel not: Düzeltme süreci biraz aceleye gelmiş galiba.
.
.
.
📚💓#kitap #okudumbitti #kitapönerisi #neokudum #edebiyat #deneme #jameswood #book #bookstagram #bookish #bookaddict #reading #readingaddict #bibliophile #literature #readingaddict #readinglist #booknerd #booklove

KASIM / 2018 NELER OKUDUM❤📚
. . 🕯🍁🕯🍁🕯🍁🕯🍁🕯🍁🕯🍁🕯🍁
.
🌷Mustafa Kemal / Yılmaz Özdil / İnceleme 🌷Edebiyat ve Patates Turtası Derneği/ Mary Ann Shaffer - Annie Barrows / Roman 🌷Sonbahar / Karl Ove Knausgaard/ Deneme 🌷Bay Lear/ Oktay Rifat / Roman 🌷Sen aydınlatırsın geceyi/ W.Shakespeare / Sonelerinin ve oyunlarının ünlü bölümlerden seçmeler / Derleyen: Cevat Çapan 🌷Marienbad Ağıdı / J.W.Goethe / Şiir 🌷Kitap / John Agard / İnceleme / Çocuk okurlar 7 -13+ ve hepimize😊 🌷İşte Deniz, Maria / Ferit Edgü / Öyküler ve çok kısa öyküler 🌷Kaçağın Portresi / David Boratav / Roman 🌷Aile / David Boratav / Anı 📚🌷➡️Fotoprafta olmayan henüz basılmamış bir anı kitabı / Av.Mustafa Uğur Akman ❤🍂📚🍂📚❤🍁📚🍂❤
.
.
📚🎈💃
Hepsini severek okudum.❤👍
Kiminde gurur duydum, ders aldım,
kiminde öğrendim,
kiminde düşündüm,
kiminde zorlandım,
hüzünlendim,
güldüm,
araştırdım...
Velhasıl-ı kelâm; cümlesini öneriyorum keyfinize hangisi denk düşüyorsa efendim.
Aralık ayım epey karışık ve dolu; benden bağımsız olarak, okunacak kitaplar kendi listesini çoktan yaptı bile😊 Ben de merak ediyorum ne okuyacağım acaba🤔

Sağlıkla, esenlikle ve her daim kitapla kalınız efendim🙋🏻‍♀️💃 .
.
. 📚❤#kitap #neokudumKasım2018 #kitapönerisi
#okumaknefesalmaktır💓
#kitapsevgisi #kitapperest #okumasevgisi #iyikikitaplarvar #book #bookstagram #bookish #bookaddict #bookaholic #bibliophile #literature #booknerd #whatiread

AİLE | FAMILY, A Turkish Journey | David Boratav

Cümleten Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Her şey bir kitapçıda, Kaçağın Portresi isimli romanın kapağında BORATAV soyadını görmemle başladı. Dede Pertev Naili Boratav'ın ve amca Korkut Boratav'ın kim olduklarını bildiğimden, bu romanı ailenin hangi üyesi yazmış olabilir merakıyla almıştım. Kitabı okuduktan sonra Sevgili Eren Hanım (@eren_yucesan_cendey ) Aile'yi okuduğunu söyleyince, David Boratav okumaya devam edeyim en iyisi dedim ve sonrası böyle geldi işte😊
Torun David Boratav, Pertev Naili Boratav'ın oğullarından Fizik profesörü Murat Boratav'ın oğlu. David'in annesi Fransız. Babası Murat, aile geçmişi hakkında her daim suskun kalmış tepki olarak. David, dedesinin önemli biri olduğunu cenazesinde farketmiş. Ve aileyi araştırmaya karar vererek; dedesinin derlediği, arada bir anlatmaya çalıştığı - çünkü yaşlılıktan dolayı unutmaya başlamış - masallarının, Nasreddin Hoca fıkralarının peşine düşmüş. Bunun için çalıştığı yerden 2 ay izin almış. Türkiye'deki kuzenlerinden ve amcası Korkut Boratav'dan aldığı bilgilerle yollara düşmüş. Bu kitabı "İlham kaynağı bilge kişi, amcam" diyerek ona ithaf etmiş. David yollara düşmüş ama Türkçe bilmiyor. Zaten bu kitap İngilizce'den çeviri. Bana göre bu da ayrı bir ironi ve hüzün elbette.
Baba Murat Boratav oğlunun Fransız gibi yetişmesini istemiş. Tepki çok büyük anlıyorum. Zira dede Pertev Naili Boratav'a üniversiteden el çektiriliyor. Hayatları değişiyor insanların kolay mı!? David Boratav bu kitaba 8 sayfa önsöz yazmış. Dili, anlatımı çok güzel. Zaten roman da yazıyor. Bu kitap özelinde çevirmeninin de hakkını teslim edelim. AİLE, bir anı kitabı. David'in, dedesinden yola çıkarak aslında kendisine anlatılmayan aile geçmişini tanımak istemesinin sonucu ortaya çıkmış.
Düşüncem şu ki; tarihin belirli dönemlerinde, onu ileriye taşıyabilecek aydınlara sürekli bedel ödeten ve hâlâ ayamamış güzel ülkem. Yıl 2018... Fark göremiyorum. Yine bedel ödeyenler aydınlarımız! Fazla tesadüfe, tesadüf denmez; KASIT denir zannımca. Ayacağımız günlere özlemle. ⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️

BAY LEAR | OKTAY RİFAT (1914 – 1988 )

Merhaba Değerli Kitap Dostları,

Şiirlerini sevdiğim Sayın Oktar Rifat’ın okumuş olduğum bu kitabı adından mütevellit dikkatimi çekmişti. Yazmış olduğu üç romandan sonuncusu olmasına rağmen tercihimi bu romandan yana kullanmak istedim. Sonucu derhal belirteyim, tam bir çetin cevizdir kendisi. 8 günlük bir sürede bile ciddi zorladı. Hem iç monolog hem bilinç akışı kullanmış. Yetmez bu dayaklar size diyerek zamanda da dolaşmış. İnanın pek çok yerde dönüp tekrar okumama rağmen epey yumruk yedim. Joyce kadar yordu beni Sayın Rifat hatta daha fazla. Sayın Selim İleri onunla ilgili bir yazısında “Türk romanının en özgün eserleri arasında” olduğunu belirtmiş. Üstadın sözünün üstüne söz söylemek haddim değil elbette. Geleyim romanın konusuna; Shakespeare'in Kral Lear oyunundan alınmış ama bizimkiler halktan insanlar, aristokrat değiller. Dul, 80 yaşında Ferruh Bey, bakıcısı olan Fatma Hanım ile evlenince kızlarıyla arası bozulur. Damatları var, biri hasta diğeri karısından yaşça büyük ve parası için evlenmiş. Kocası hasta olan kız, kocası ölse de kurtulsam diye düşünüyor. Ama bu arada baba Ferruh Bey ölürse mallar evlendiği kadına kalacak derdine ille de noter sözleşmesi istiyorlar. Kadına, adamın maaşı kalacak ama Fatma Hanım bunu da yeterli görmüyor. Cinselliğini kullanarak, ki 80 yaşındaki Ferruh Bey’in tek derdi gerçekten de bu, Ferruh Bey’i bu sözleşmeyi iptal ettirmeye ikna ediyor. Elbette ortalık karışıyor, küsmeler, hain planlar; kısaca mal mülk davası. Aile kavramıymış, sevgiymiş hak getire, hiiç aramayın! Yıl 2018, bakın bakalım çevrenize farklı bir şey görüyor musunuz? Ben görmüyorum doğrusu. Zaten kendi de yazmış romanda: “ZAMAN götürüyor bizden götürebildiğini, gerisini mirasçılar bölüşüyor.” (sf.106)
Neyse, biz Ferruh Bey’in kızları, damatları, bakıcı-eş Fatma Hanım ve Ferruh Bey’in arasında geçen bütün bu olayları öyle sular seller gibi akan bir kurgu vasıtasıyla okumuyoruz tabiki. Rüya ve gerçek; o anda yaşanan olaylar ve kişinin o andaki iç monoluğu iç içe geçince okurun kafası karışıyor. Bazen de geçmişe gidiyor hatta gelecekte olacak olanlar da dile getiriliyor.
⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️

Edebiyat ve Patates Turtası Derneği | The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society | Mary Ann Shaffer - Annie Barrows

Cümleten Merhaba Değerli Kitap Dostları!

Mektuplaşmalar formatında yazılmış bir roman Edebiyat ve Patates Turtası Derneği. Kitabın kapağında Netflix filmi yazıyor görüldüğü üzere. Bu kitabı okuduğumu paylaştığımda aldığım birkaç mesaj da filmini izledikleri ve çok etkileyici buldukları yönünde idi. İşin açığı bu film kanalı hakkında bilgim var ama fikrim yok, henüz tecrübe etmedim. Ancak okuduğum bu romanın etkileyici olduğu konusunda hemfikirim💓📚İlk bölümde bi'gıdım sabrımı zorlasa da sonrası merak, tebessüm, hüzün derken aktı gitti. Ana yazar Mary Ann Shaffer'in kişisel hayatı da etkiledi beni.
"Okumak, delirmeyi önlüyor"sözünü doğru kabul edin bibliyoterapiden sebep; her derde deva olmasa da olduğu kadarı da kabulümüz efendim.
Konusu kabaca şöyle: II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar İngiltere'nin Channel Adalarını işgal ederler. Guernsey Adası çok şirin bir yerdir. Bu işgal süresince haberleşme yasak ve erzak temini yok gibi. Herkes kontrol altındadır. İşbirlikçiler de vardır. Ada sakinleri yiyecek uydurup yerler. Toplanmak yasaktır. İşte bir akşam bir toplantı yakalanınca, grubun gözü pek kızı Elizabeth, Alman askerini bir Alman yazarın kitabının adını vererek kitap okuduklarına inandırır. Peki Patates Turtası Derneği niye? Elizabeth'e n'oldu? Biz bunları kimin sayesinde biliyoruz? Sadece son soruya cevap vereyim: Savaş sırasında, insanlara moral olsun diye esprili bir dille, Spectator'da haftalık köşe yazıları yazan Juliet'in kitap yazma hevesine borçluyuz bu kitabı 😊 Bu arada bahsi geçen şair Catullus'u, Wordsworth'ü; yazarlardan ise Jane Austen'dan girelim Wilki Collins'den Brontë kardeşlerden Hemingway' den Dickens'tan Oscar Wilde'dan çıkalım tabiki 😉 Romanlardaki çocuk karakterlere oldum olası bayılmışımdır, burada da Kit gönlümü çaldı. Kit kimin çocuğu ve niçin ada sakinleri nöbetleşe bu çocuğa bakıyorlar? Bu ilginç Ada sakinleri ile tanışın derim. Hepsinin sıradışı karakterleri var. Elbette Juliet ve onun peşinde olan Amerikalı kibirli yayıncı ile de tanışın ve öbürleri ile de. ⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️

İşte Deniz, Maria | Ecco il mare, Maria! | Ferit Edgü
Cümleten Merhaba Değerli Kitap Dostları,

İşte Deniz, Maria, okuduğum 2. Ferit Edgü öykü kitabıdır. İlki Doğu Öyküleri idi. Onu da kendim bulmamıştım. Jale Sancak hocamın Karakutu'da sahnelenen müzikli öykü sunumunda okuduğu metinleri beğenip, kimin olduğunu sormuş, öylece alıp okumuştum. İşte Deniz, Maria ile devam etmek istedim. Bu kitap #çantamdakikitabım kapsamında biraz dolandı benimle Kasım başından beri. Sonra araya uzun zaman girip kitaptan kopmamak adına evde devam ettim.
1950 kuşağı öykücülerindenmiş Sayın Edgü. Bu konuda bilgi sahibi olanlar vardır içinizde ancak benim bilgim yüzeysel. Hem konu hem de biçim bakımından farklı olduklarını ve bir de Sait Faik' in bu kuşağa öncülük edenlerden olduğu aklımda kalmış. Ama araştıracağım tabiki.
Ferit Edgü'nün bu öykü kitabı 3 ana bölümden oluşuyor:
I-Öyküler/ Perisiz Ev ➡️5 uzun öykü

II- Çok Kısa Öyküler/ Şaşılacak Bir Şey➡️25 minimal ( küçürek ) öykü

III- İşte Deniz, Maria ➡️5 tane öykü
1.bölümdeki Perisiz Ev öyküsünü çook sevdiğimi söylemezsem hatırım kalır💓
Elbette etkileyici ama bir o kadar da bunaltıcı bir tarzı var öykülerde. Simgesel. Yılan imgesi olan öykü ayrıca düşündürücü idi, çözemedim🤔
Sayın Edgü kitaba önsöz yazmış minimal öykü konusunda. Diyor ki: "Kuşkusuz, bu sözcük henüz ortada yokken, minimalist öykünün en yetkin örnekleri, Kafka'nın ve Çehov'un, daha sonraları da Beckett ve Borges'in kitaplarında yer alıyordu." İşte tam da bu cümlede bendeniz Kafka'yı görünce, "hııı durum anlaşıldı"dedim. Aynı iç sıkıntısı var çünkü. Kafka ile yeni barıştım kopmak istemiyorum bu arada.
Öyküye dönersem; kimi öykülerinde rüya mı gerçek mi ayırt edemedim, sanırım bu doğal bir şey. Niçin minimal öykü tercihini de "ayıklamak, arıtmak " diye açıklamış Sayın Edgü. Aslında fena da olmuyor hani biliyor musunuz ! 4 - 5 satır okuyorsunuz, bittiii. Sonra sokağa bırakılmış kedi yavrusu gibi önce bi bocalıyor sonra şok geçince düşünmeye başlıyorsunuz ne olabileceğini. Bazıları da fena vuruyor yani. İşte o zaman şöyle deriiin bi' nefes alıp hazmetmeye çalışıyorsunuz. Bakın bir örnek, DOSTLUK isimli minimal öyküden: ⬇️⬇️⬇️⬇️

MARIENBAD AĞIDI | MARIENBAD ELEGY | J.W. GOETHE (1749 - 1832 )

Yorum yazmayacağım dedim ama dayanamadım, bu farklı Goethe tarzına saygısızlık olmasın dedim. İçim rahat etmedi. İşte minicik bir yorumsu😊🕯
Değerli Kitap Dostları, öncelikle daha önce başka bir Goethe eseri okumadığımı belirteyim. Ancak bu kitabın önsözü, Marienbad Ağıdı'nın şairin tarzının dışında olduğunu ve bunun sebebini açıklıyor. O sebebi buraya yazmayacağım elbette. Okuyacak olan öğrenir diyorum. Neyse efendim, 74 yaşındaki Goethe' nin , âşık olduğu ama karşılık bulamadığı, 19 yaşındaki Ulrike von Levetzow için yazdığı bir şiir Marienbad Ağıdı. Kendi deyişiyle "Ruh hallerinin güncesi".
Bu kitabın güzel yanı, önsözünü Stefan Zweig' ın yazmış olması. Böylece Zweig elinden çıkmış bir mini biyografinin de tadına bakmış oldum. Gerçekten iyiymiş. Demek ki artık Zweig'ın yazdığı biyografilere başlamalı. Bu kitap buna vesile oldu. Sebepsiz değilmiş bu akşam iki farklı kitaptan birkaç sayfa okuyup, daralmam ve bırakmam ve elimin bu kitaba gitmesi😊

Efendim, Goethe demiş ki ayrılık acısını mısralara dökerken: "Gerçi insan acısında susar ama
Bir Tanrı bana söyleme gücü verdi " 🕯

O yüzden ben susayım onun mısraları konuşsun en iyisi😊

Huzurla ve kitapla kalınız. İyi geceler 🌉⛼
.
.📌Not: Bu arada Sözcükler Yayınları'nı takibe alın derim. Güzel şeyler yapıyorlar💕📚
🔠🌸🍁

Şimdi kendine bile kilitli olan bu gönül
Sanki hiç açılmamış, mutluluk saatlerini
Gökteki bütün yıldızlarla yarışarak
Onun yanında hiç yaşamamış gibi
Usanmış, utanmış, bungun, hüzünlü
Karanlıklar içinde soluksuz gönlü.
sf.23

Pek çok resim giderek oluşturuyor birini
Böylece binlerce kez ve hep hep sevgili.
sf.25

O gönül ki, yüksek surlar yaptırmış
İçinde korumak için kendini ve sevdiğini
sf.27

Aşk bir heyecansa seven için
Ben en hoş örneğiyim bunun.
sf.29

Ölümle yaşamın savaştığı yerde
Dinmeyen bir vurgun göğsümde.
sf.37
.
.
#kitap #okudumbitti #kitapönerisi 📚⚘✍#Goethe #şiir #sözcükleryayınları #dünyaşiiri #kitapperest #book #bookstagram #bookish #poetry #poem #germanliterature #bibliophile #bibliotherapy #readingaddict #readinglist #literature #booknerd

SONBAHAR | OM HØSTEN | AUTUMN | KARL OVE KNAUSGAARD ( 1968 )
Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Norveçli yazar Karl Ove Knausgaard ile tanışma kitabımdı SONBAHAR. 4 kitaplık serinin ilk kitabıymış. Daha önce yayımlanan 6 kitaplık KAVGAM serisini biliyordum ancak okumadım. Mevsim oluşundan mıdır yoksa ilk serisini okumadım hiç olmazsa bunu okuyayım motivasyonundan mıdır; artık sebep her ne ise gerçekten emin değilim, iç sesimi dinleyerek çıkar çıkmaz alıp okudum. Karşılaştırma yapma şansım yok. Bu kitap özelinde; doğmamış - henüz 3 aylık- kızına, farklı konular ve sıradan nesneler ile ilgili kısa denemeler yazmış Knausgaard; Doğmamış kızıma mektup başlığı ile 3 Sonbahar ayına ait ( Eylül- Ekim-Kasım) altbaşlık altında yirmişer konu var. Her biri en fazla üç sayfa. Aklınıza gelebilecek, günlük yaşadığınız ne varsa ya da kullandığınız en sıradan bir alet örneğin, onun en detaylı şekilde anlatımını içeriyor. Lâkin gayet sıradan diyebileceğiniz bu metinleri okurken okuru öyle bir yere getirip bırakıyor ki, hiç ilgisiz bir konuyu nasıl buraya bağladı diyebiliyorsunuz. Bir röportajında o gün rastgele seçiyorum konuyu dedi. Ben bu denemelerde kendi adıma şunu hissettim; şehir insanı hız insanı, pek çok şeye bakıp geçiyoruz, görmüyoruz. Elimizin altındaki nesnelerin işlevini ve önemini ancak onları kaybedince veya bozulunca anlıyoruz. İşte son derece detaylı anlatımlardan benim anladığım birinci şey bu oldu. Diğer şey ise, "bu da yazı konusu olur mu yahu" diye atarlanmanın anlamsız olduğudur. Ne yazdığınız değil nasıl yazdığınız önemlidir durumu var yani. Ben bu seriyi takip etmeye karar verdim. Bu kitabı sevdim. 15-19.11.2018 arasında okudum, hızlı bir okursanız 2 günde bitirsiniz belki. Ancak son 3 denemenin ilkinde kallavi bir felsefe konusuna denk gelince epey zorlandığımı itiraf etmem gerek. Yoksa diğerleri bu derece zorlayıcı çıkarımlar varmıyordu. Toparlarsam, belki herkesin tarzı olmayabilir ancak şans verilmeli diyorum. Şahsen beğendim ve okumaya devam edeceğim efendim.Ve kitabı Norveççeden gayet akıcı ve yetkin bir şekilde çeviren Sayın Şahin'i de tebrik ediyorum.Sayesinde keyifli bir okuma oldu.Uzun bir alıntıyla yorumu bitirelim o halde. Sevgimle ilettim💕

KİTAP | BOOK | JOHN AGARD

Sümerlilerin "bellek evi", Mısırlıların "ruhun iyileşme yeri", Tibetlilerin "mücevher okyanusu", Antik Yunan'ın "ruhun ecza dolabı" dedikleri yer neresi ola acaba? Hııı? Bildiniz mi?
Tamam tamam, "Fotoğrafta ipucu var zaten , bizimle alay mı ediyorsun?" diye azar yemeden söyleyelim yine de; cevap ➡️"Kütüphane" efendim 😄

Cümleten Merhaba Değerli Kitap Dostları!

Kütüphane olması için kitap lâzımdır neticede. Kitap ise kendi kendine yerden bitmiyor elbette, ona da kâğıt tedarik etmek gerek. Eh kâğıt neden yapılıyor?🤔 Haa bakın işte bunun encamı, malzemesi zamana göre değişiyor sevgili kitap dostları! Kimi zaman kil tablet olmuş, papirüs olmuş, parşömen olmuş vesaire! Bu tatlı kitap "KİTAP" ı mutlaka okuyun olur mu? Size "hayatının hikâyesini" anlatıyor. Kil tabletlerden, alfabenin icadına, parşömenden, elyazmalarına, zincirlenmek zorunda kalan kitaplara, matbaaya, kütüphanelere ve e-kitap ile normal kitap muhabbetine kadar neler neler anlatıyor bize. Diyor ki: "Asırlardır başka insanların öykülerini anlatıyorum, artık sıra bende. Bu, benim bu raflara gelene kadar başımdan geçenlerin hikayesidir…" #

İşte bu hikâyeyi okurken çoğu kez tebessüm ederken kimi zaman da hüzünleniyorsunuz. Söz konusu kitapsa insan hüzünlenir mi demeyin sakın olur mu? İnanın içiniz cıızzz ediyor. Okursanız, abartmadığımı anlayacaksınız zaten.
Kitap resimli, büyük puntolu ve akıcı, espirili bir dille yazılmış. Kolay anlaşılır. Dolayısıyla çoluk çombalak yani ailecek okunacak kitaplardan.
Daha fazla yazmaya gerek yok diyecektim ki yazmayı unuttum yukarıda; arada ünlü kişilerin sözlerinden alıntılar da var - örneğin Borges, Brecht vb. Beni en etkileyen bir cümleyle yorumu bitireyim de görün, insan 20.yüzyılın felaketini nasıl görmüş taaa 19. yüzyıldan: Buyurun➡️"NEREDE KİTAP YAKILIYORSA, ORADA ENİNDE SONUNDA İNSANLAR DA YAKILIR." Heinrich Heine ( 1797-1856) Yahudi kökenli Alman şair.
📚💖📚💖📖📃📄📜
Bu kitap alınıp hediye edilebilecek kitaplardan oldu benim için. Sevgimle ilettim. Sağlıkla, huzurla, iyilikle ve her daim kitapla kalınız efendim💓
📌Not: Okul çağı çocukları için yaş ➡️ 7- 13+
⬇️⬇️⬇️

Mustafa Kemal | Yılmaz Özdil .
.
Merhaba Değerli Kitap Dostları,

29 Ekim'de başlayıp, 10 Kasım'da bitirme planı yapmıştım ancak bir gün okumayınca bu takvim 11 Kasım'a uzadı. Neyse geç olsun güç olmasın. 🇹🇷⚘Ne söylesem bilmiyorum. Bu kitabın en önemli yanı, bilmediklerimi öğrenmem ve eksik bildiklerimi tamamlamama vesile olmuş olması💓Bunu sağlamak adına Sayın Yılmaz Özdil' in kaynak incelemek, araştırmak için verdiği emek amaca ulaşmıştır bence. Akıcı üslup yani Özdil' in kişisel yazım tarzı, rahat okunur ve her yaşa hitap edebilir kılmış kitabı. Atamızın açtığı yolda olan ben ve benim gibiler için muhteşem bir kitap elbette. Lâkin amacımız, Mustafa Kemal ülküsünü anlamayan, anlamak istemeyen daha doğrusu karşı devrimle zihinleri zehirlenmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanları da okumaya teşvik etmek olmalı. Atamıza hakaretler yağdırarak, onu "Tanrılaştırıyorsunuz" diyerek hangi odaklara hizmet ettiklerini kavrarlardı belki. Ben bir kez daha hayran oldum, gurur duydum. Çocuklara davranışlarından, doğa ve hayvan sevgisinden, zarafetinden, bilgisinden, diplomasi kıvraklığından ve daha pek çok şeyinden. Bu kitap geciktirilmeden okunmalı. Yazarından sebep önyargılı yaklaşmamanız önemle rica olunur. Çünkü dipnot verilmemiş görünse de satır aralarında kaynakların neler olduğu belirtilmiş. Hatta bazı kitapların peşine bile düşüp hâlâ var mı diye baktım.
Düşmanlarının bile nezaketle bahsettiği bir lider dünyada kaç tanedir Allah Aşkına! Yaşamın her alanına emek veren ve hâlâ da yol göstermeye devam eden önderimiz, Canım Atam, Işıklar içinde uyu. Gerçi bu ara yüzüne bakacak halimiz yok ama, "ümitsiz durum yoktur, ümitsiz insan vardır" demiştin ya, ümidimizi yitirmedik çok şükür.
Sayın Yılmaz Özdil, emeğinize sağlık⚘🏅Ve sevdiğim yayınevi @kirmizikediyayinevi size de yürekten teşekkürler! Sevgimle ve şevkimle ilettim.🇹🇷⚘💓 İlelebet payidar... .
.
#kitap #okudumbitti #kitapönerisi #neokudum #okumahalleri #MustafaKemal #inceleme #yılmazözdil #kırmızıkediyayınevi #book #bookstagram #bookish #bookaddict #reading #readingaddict #bibliophile #biography #FounderofTurkey

💖🇹🇷Hayatımdaki en anlamlı sabit fikirsin, çünkü aramızda değilken bile hep geleceği gösteriyorsun. Sonsuz sevgim💖, minnetim 🙏ve saygımla🌷 .
.
🇹🇷"Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.” Mustafa Kemal Atatürk



⚘Rest in Peace 🇹🇷💓 ⚘
#10Kasım #MustafaKemalAtatürk #founderofturkey . ·

Sen Aydınlatırsın geceyi | Thou Gild'st the Even | W. Shakespeare
Merhaba Değerli Kitap Dostları!

Adını Shakespeare'in ünlü oyunu Romeo ve Juliet'in bir sahnesinde Romeo'nun söylediği bir cümleden alan bu derleme kitabım Ekim ayında yarım kalan iki kitabımdan biri. 1 Ekim' de başlamıştım, bugün ( 7 Kasım 2018 ) #okudumbitti. Shakespeare'in şiirlerinden ve oyunlarından en ünlü bölümleri Sayın Cevat Çapan Hoca seçmiş. İçlerinde okuduklarım da vardı okumadıklarım da. Daha önce Shakespeare okumamış olanlara güzel bir tanışma kitabı olur diyorum. Çeviriler farklı kişilere ait ki hepsi de bildiğimiz değerli kişiler. Ama en çok sevdiğim bölüm; Sabahattin Eyuboğlu ile Can Yücel çevirisinin orijinal metinle birlikte karşılaştırmalı olarak verildiği bölüm oldu. Gerçekten de çeviriye yaklaşımlar epey farklı olabiliyor. Bu durum kötü niyetle yapılmamış elbette. Sadece yorum farkını görelim diye verilmiş. Bugün de öyle değil mi?
Kimlerin çevirileri var? Sabahattin Eyuboğlu, Can Yücel, Mina Urgan, Özdemir Nutku, Cevat Çapan, Turan Oflazoğlu, Avni Girda, Bülent Bozkurt, Saadet Bozkurt.
Efendim parça parça okuyacağıma, kendini okurum derseniz, okursunuz elbette. Lâkin bu kitaptaki maksat başka😊Onu da yukarıda izah ettim. Örneğin, Kış Masalı ve Fırtına oyunlarını özellikle okumak istiyorum şahsen. Çünkü onlar Shakespeare Yeniden projesi kitapları. Ünlü yazarlar bu oyunlardan yola çıkarak roman yazmışlar bu proje kapsamında. O yazarlardan ikisi Jeanette Winterson ve Margaret Atwood yanılmıyorsam. Dolayısıyla benim için bir fikir oldu.
Ben keyif alarak okudum ve sevgimle ilettim bu özel derlemeyi. Tabiki öneriyorum☺ Sağlıkla sevgiyle ve hep kitapla kalınız 📚💕🙋🏻‍♀️.
.
#kitap #okudumbitti #kitapönerisi #neokudum #edebiyat #okumahalleri #shakespearessonnetsandplays #ingilizedebiyatı #book #bookstagram #bookish #bookaddict #reading #EnglishLiterature 🇬🇧

Most Popular Instagram Hashtags