booksofwhovian booksofwhovian

24 posts   814 followers   572 followings

bookstagram || sude  •'insanlık benim' {VQP} 🌌 •cr: the 100 / 21. gün •rc: 26/60 📚 •[4temmuz]😻

:
Tam olarak reading slumpta olmasam da burada paylaşım yapmaktan sıkıldım biraz... Yorum paylaş, fotoğraf çek vs. O yüzden eskiden çektiğim bir fotoğrafla @harleyslibrary 'nin etiketlediği #bulanikkitap tagine katılmak istedim. Tam bulanık mı bilmiyorum ama olsun fkdöckeöckwöjxa. Bunu gören herkes yapabilir, ayrı ayrı herkesi etiketlemeye çok üşendim....

:
Gözlük || Kitap Yorumu ✨
#bowyorumu @korayyrsrn
Puanım: 4/5 ⭐️

Alıntılar: 📝
•Kayboluşa attığım kırdığın adımlarım, yalnızlığın şeytaniliğine teslim ediyor kendini. Gördüğüm ışık mı, yoksa kaybettiğim ruhum beden mi buldu kendine yeniden doğuş yaşayabilmek için?
•(🌟) "Ayın gözyaşları oradaki yıldızlar. Ay her gece öldürür güneşi yeniden doğsun diye. Ve bilir ki, her akşam karanlığında güneş de öldürecektir kendini onun için. Sonsuz bir döngüdür bu. Güneş doğmaya mecburdur. Ay batmaya."
•(🌟🌟) Bazen taşacak gibi oluyor kalbim. Öyle hızlanıyor ki kalbime pompalanan kan, beni yok edecek gibi. Kalbim atmayı bırakacak gibi. Duracak, seni koruyamayacak gibi. Blogumu kapatmam bundan. Bir gün sadece .....(spoiler olacağı için yazmadım ismi) için yazacaksın diye korkuyorum oraya. Çünkü gözlerinde, ona bakıp gülümsemende görüyorum ona olan sevgini. Bu sevgi tehlikeli. Ama sen iyi ol. Sen iyi o, bana bir şey olmaz.

Yorumum: 💬
Yine alıntı yazmaktan kendimi durduramadığım bir kitap... Hiçbir beklentim olmadığından mıdır, daha doğrusu kitabı gömmeyi beklediğimden midir bilmiyorum kitap çok hoşuma gitti. Belki beklentimi yüksek tutsam bu kadar beğenmezdim. Ama cidden ne diyeceğimi bilemediğim bir şekilde beğendim.
Ana karakterimiz olan oğlan Ege ve internetten tanıştığı fakat kim olduğunu bilmediği Heiley17 adlı kullanıcının depresif, bir o kadar da bizim okuma sürecimizde renklenen hayatını anlatıyor.
Kitabı bitirir bitirmez yazıyorum bu yorumu. Ne yazacağım diye düşünürken aklıma karakterlerin fazla depresif olduğu geldi. Bundan yakınabilirim dedim fakat bir yandan da o kadar neşeliler ki düşünmedikçe, ayrıntılı incelemedikçe rahatsız etmiyor o depresif hava. Bütün duygular bir diğer zıt duyguyla dengelenmiş sanki. Yine de bazen "sanki tüm dünya bunun üzerine yüklenmiş, bu ne ya" dediğim de oldu. Bunu hikayeyi çoğu zaman oğlanın yani baş karakterin ağzından dinlememize yordum. O ne hissediyorsa onları okuduk çünkü. Öteki yandan bir karakterin başka bir karaktere sesleniş şekli bana 4N1K'yı anımsattı. Nedense kitapta çoğunlukla 4N1K geldi aklıma. Bunun sebebi kitapta zaten birkaç yerde 4N1K'dan bahsetmesinden değil ve bu iyi mi kötü mü bilmiyorum.
Devamı yorumda ⬇️

:
"Ben mutluluk nedir bilmedim.
Saçlarım okşanmaya alışık değil.
Hep böyle dalıp gider gözlerim.
Ve ne zaman düşünsem geçen günleri,
Bir karanlık basar içimi,
Aydınlık değil."
—Ümit Yaşar Oğuzcan

:
"Ruhun bedenini kabullenmiyor,
hayallerin bile yabancısı olmuş zihninin.
Ve sen,
kendini hiçbir yere ait hissedemiyorsun..."

:
"Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesine görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer..."
—Ümit Yaşar Oğuzcan

:
"İnsan, gittikçe daralan dünyasında neden mutsuz?
Herkes artık gereğinden fazla büyüyor da onun için mi?”
—Cahit Zarifoğlu

:
Her Gün || Alıntılar ✨
Puanım: 5/5 🤷🏻‍♀️
(Hepsini çok beğendiğim için biraz uzun oldu...)

•(😍🌟) Aşık olunan an nasıl bir şeydir. Bu kadar kısacık bir an nasıl bu kadar devada bir şeyi kapsayabiliyor? Aniden insanların neden dejavuya, eski hayatlar yaşadıklarına inandığını anladım çünkü bu dünyada geçirdiğim yılların, hissettiklerimi anlatmasına imkan yoktu. Aşık olunan anın ardında yüzyıllar varmış gibi geliyordu, kuşaklar varmış gibi... Ne kadar aptalca olduğunu bilseniz de her şeyin sizi buraya getirdiğini, tüm gizli okların burayı işaret ettiğini, evrenin ve zamanın bunu uzun bir süre önce yarattığını ve bunu henüz fark ettiğinizi, hep olmanız gereken yere henüz vardığınızı kalbinizde, kemiklerinizde hissediyordunuz.
•Öğrendiğim bir şey varsa, o da şu: Hepimiz, her şeyin yolunda gitmedini istiyoruz.
•Çocukluğun bir çocukça olan kısmı vardır, bir de kutsal olan. Biz ansınız kutsal olana dokunmuştuk...
•(🌟) Hiçbir zaman insanlara hikayelerini anlattırmam. Genellikle onları kendim çözerim. Çünkü insanlae hikaye anlattıklarında hatırlanmasını beklerler. Ben de bunun garantisini veremezdim. Ben gittikten sonra hikayenin kalacağını bilmenin bir yolu yoktu. Hem bir insana sırlarını açıp da sırlarının yok olduğunu öğrenmek kim bilir ne kadar yıkıcı olur.
•Birine aşık olmak, onun nasıl hissettiğini daha iyi anlayacağınız anlamına gelmiyor. Sadece nasıl hissettiğinizi bildiğiniz anlamına geliyor.
•(🌟) "...Hayatın nasıl olduğunu, tek bir bedendeyken anlamak o kadar zor ki. Olduğun kişiye sıkışıp kalıyorsun. Ama kimliğin her gün değiştiğinde... evrensel olana daha çok temas edebiliyorsun. En sıradan detaylarda bile. Kirazın her insana ne kadar farklı geldiğini görüyorsun. Mavi farklı görünüyor. Erkeklerin sevdiklerini itiraf etmeden yaptıkları tüm o garip ritüelleri görüyorsun. Günün sonunda bir ebeveyn gelip sana hikaye okuduğunda iyi bir ebeveyn olduğunun işaretini alıyorsun çünkü buna vakti olmayan birçok ana baba görüyorsun. Tek bir günün ne kadar kıymetli olduğunu biliyorsun çünkü hepsi birbirinden farklı..."

:
Her Gün || Kitap Yorumu ✨
#bowyorumu
NOT: Sanırım bu yorumu yazıp bitirdikten sonra kitabı sevdiğimi fark ettim…
Puanım: 4/5 ⭐️

Alıntılar: 📝
•(🌟) Daldan dala konan biriyim ve bu kendimi ne kadar yalnız hissettirse de olağanüstü derecede özgürleştiricidir. Asla kendimi başkalarının gözüyle tanımlamayacağım. Asla arkadaşlarımın gözüne girmek için didinmeyecek ya da ailevi beklentilerin yükünü omuzlarımda hissetmeyeceğim. Herkesi bir bütünün parçaları olarak görebiliyorum ve parçalara değil bütüne yoğunlaşıyorum. Nasıl gözlem yapılacağını öğrendim, çoğu insanın gözlemlediğinden çok daha iyi bir şekilde. Geçmiş, gözlerimi köreltmiyor ve geleceğe yönelik bir amacım da yok. Şimdiye odaklanıyorum çünkü böyle yaşamak kaderimde var...
•İnsanlar hakkında birçok şeyi, anlattıkları hikayelerden öğrenmek mümkün ama onları tanımak için şarkılara eşlik etme şekillerine, pençeleri açık mı kapalı mı tuttuklarına, haritaya göre mi dünyaya göre mi yaşadıklarına, okyanusun çekimini hissedip hissetmediklerine de bakılabilir.

Yorumum: 💬
Benim için kitabın evreleri şu şekildeydi: Sıkılma, sıkılma, sıkılma, daha çok sıkılma. Sonra monoton hayattan olaylı hayata geçişe adım atma. Ardından o adımın aslında daha sıkıcı bir hayata atılıyor oluşunu anlamam. Son olaraksa sıkılma. Bu kitaptan sonra anladığım tek şey monoton hayatlı gençlerin aşklarını okumak bana göre değil. Hepsinin sonu aynı, hepsinin söyledikleri aynı ve olaylar hiç değişmiyor. Konusunu anlatınca veya okuyunca fazla monoton değilmiş gibi gelse de bu kitap da sıradandı… Ama kitabı tamamıyla sevmedim de diyemem. Mesela olacağını adım gibi ön gördüğüm bir olay yaşandığında, yaşanacağı belli olmasına rağmen heyecanlandım, şaşırdım.
Kısaca anlatmak gerekirse kendine A adını takmış bir kişi var. İnsan da değil, ruh da değil (ben de anlamadım ne olduğunu) ama her yeni günde başka bir insanın yerine geçiyor. Örneğin sizin bedeninize geçtiyse bir gün boyunca tüm kontrol onda oluyor ve ertesi gün o neyi hatırlamanızı istediyse onu hatırlıyorsunuz. Her şey başta aynı şekilde gidiyordu, sürekli aynı şey oluyordu (zaten bu yüzden içim bayılmıştı, sıkılmıştım). Devamı yorumda ⬇️

:
(🌟) Bir Sonraki Hayatımız || Kitap Yorumu ✨
#bowyorumu
Puanım: 5/5 ⭐️

Alıntılar: 📝
•"...Hayattaki en önemli şeyler genelde en sıkıcı olanlardır."
•...kelime başına para alan yazarlardan sıtkı sıyrılmıştı.
•"...Bence gerçek kahraman diye bir şey yok. Sadece hayatta kalma içgüdülerini, inanılmaz derecede gözü pek şeyler yapabilecek kadar uzun süre göz ardı edenler kahramandır."

Yorumum: 💬
Kitap efsaneydi! Reading slumptan dolayı uzun süre elimde dolansa da sonunda bitirdim ama bu sevmediğimden değildi. Kesinlikle çok sevdim. Kitap bittiğinde sonunda dedim, sonunda beni eski kitap okuma düzenime döndüren kitabı buldum. Kitapta dört farklı zaman dilimi anlatılıyordu. Bu zaman dilimlerinin bir süre sonra birbirleriyle karışacakları belliydi ama böyle etkili bir şekilde karışacaklarını düşünmemiştim. Bu dört zaman diliminden beni en çok etkileyen 1745 yılıydı. Neden bilmiyorum lakin bütün bu kitap 1745'teki Katherine ve Matthew'dan oluşsa okurdum. Ayrıca kitabın süslü cümleleri yoktu, vıcık vıcık aşkları, içimi bayan dramaları, okurken sıkıldığım betimlemeleri... Bunların hiçbiri yoktu. Ama bu kötü bir şey değildi. Önüne geleni post-itleyen biri olarak kitapta yalnız üç post-it kullandım ama bu kitabı ne kadar çok sevdiğim gerçeğini değiştirmedi. Bu sene içinde okuduğum en iyi ilk üç kitaba bile giddi diyebilirim. Bazı yerler vardı ki anlatsan karşındaki kişi için hiçbir şey ifade etmez ama senin için, kitabı okuyan biri için çok büyük anlamlara gelir. İşte kitabı özel yapan da bunlardı. Sadece okuyanı etkileyen o küçük detaylar daha da güzelleştirdi kitabı. Fakat tek bir sorun var ki... Kitap resmen bitmedi. [SPOILER‼️] ➡️ Kim öldü, kim kaldı. 2039'da doğan Katherine'ın çocuğu neden başkasına baba diyor. 1745'te ve 1854'te yaşayan karakterlere ne oldu. Hiçbir fikrim yok ve bu çok sinir bozucu. Sanki ardından on kitaplık bir seri yazılabilirmiş gibi açık bırakılmış kitabın sonu. ⬅️[SPOILER‼️]
Kaç saattir bana en sinir bozucu gelen kısmı anlatmaya çalışıyorum ama hala anlatamadım. Fazla detaya insem spoiler olur, inmesem hiçbir şey anlaşılmaz. O yüzden ben de yazmamaya karar verdim.
Devamı yorumda ⬇️

:
Hayatın Kıyısında || Kitap Yorumu ✨
#bowyorumu
Puanım: 1/5 🤢

Alıntılar: 📝
•(🌟)Neredesin? Ve neden gittin? Sanırım asla öğrenemeyeceğim. Seni kızdırdığım için mi? Yardım etmeye çalıştığım için mi? Yoksa odamın camına taş attığında pencereye çıkmadığım için mi? Ya çıksaydım? Ne diyecektin bana? Seni burada kalmaya ikna edebilecek miydim? Yaptığın şeyden vazgeçirebilecek miydim? Yoksa ne olursa olsun sonuç değişmeyecek miydi?
Artık hayatım sonsuza dek değişti, biliyor musun? Bunun hayatıma girdiğin, bana Indiana'yı göstererek beni odamdan çıkmaya ve dünyayla yüzleşmeye zorladığın için doğru olduğunu sanıyordum. Gezmezke, gardırobunda otururken bile bana dünyayı gösterdin. Hayatımı sonsuza dek değiştirecek olanın, beni sevip de böylesi kesin bir şekilde terk etmen olacağını bilemezdim.
Demek beni varlığına inandırdığın Yüce Manifesto aslında yalanmış. Demek hepsi sadece bir okul projesiymiş.
Beni terk ettiğin için seni hiç affetmeyeceğim. Umarım sen beni affedebilirsin. Hayatımı kurtardın.
Sonuna da basitçe ekledim: Ben seninkini niye kurtaramadım?
•Theodore Finch — Yaşadım. Alev alev ışıdım. Son öldüm ama asla sönmedim. Çünkü benim gibiler sıradan ölmez, ölmeyecek. Varlığım Mavi Delik efsaneleri gibi hep sürecek. Daima buradayım; geride bıraktığım yadigârlar ve insanlarla...
•(⭐️)Sonra birdenbire Bren'in de Charlie'nin de Violet'la ilgili bir yorum yapmalarını istemediğime karar verdim çünkü onu yalnıza kendime saklamak istiyordum.

Yorumum: 💬
Öncelikle her zaman yaptığım gibi kitabı tek kelime ile ifade edeyim: Sıkıcı. Belki klişe de diyebilirdim ama kesinlikle sıkıcı. Gerek instagramda gerek okulda o kadar çok övdüler ki bu kitabı, tereddütsüz ve aşşşşırı büyük bir beklentiyle başladım. Birkaç bölüm ilerlediğimde dediğim şey 'bu muydu?' oldu. 'Bu kadar övdükleri kitap bu mu?' Yine de kitapları yarım bırakmayı sevmediğim ve biraz şans vermek istediğim için devam ettim. Fakat gittikçe daha da sıkıcılaştı. Kesinlikle renkler ve zevkler tartışılmaz ama cidden bunu kendime sordum: Bu kitabı bu kadar övecek ne vardı? Kesinlikle berbat, çok kötü diyemem. (Devamı yorumda ⬇️)

:
(🌟) Eleanor&Park || Alıntılar ✨
Puanım: 5/5 ⭐️

•"Senden ayrı olduğum zamanlarda nefes aldığımdan bile emin değilim," diye fısıldadı Eleanor. "Bu da pazartesileri seni görene dek son nefes alışımın üzerinden altmış saat geçtiği anlamına geliyor. Bu kadar huysuz olmamın ve sana terslenip durmamın sebebi de bu olmalı. Senden ayrı olduğum zaman yaptığım tek şey seni düşünmek ve seninle bir araya geldiğimde de yaptığım tek şey panik yaşamak. Çünkü seninle geçirdiğim her saniye benim için çok önemli. Bu telaşın içinde kendime hakim olamıyorum. Ben artık kendime değil, sana aitim..." 👯
•Eleanor bu tip kadınların yanındayken —Park'ın annesi, Tina ve o çevredeki kızların büyük bir bölümü gibi— onların iç organlarını nereye sakladıklarını merak ederdi. Yani bir mideye, bağırsaklara ve böbreklere sahip oldukları halde o daracık kotların içine nasıl sığabiliyorlardı? 🌷
•Eleanor ona yaklaştı. "Ben berduş gibi mi görünüyorum?"
"Daha kötüsü," dedi Park. "Hüzünlü, berduş bir palyaço gibi görünüyorsun."
"Ve sen bundan hoşlanıyorsun, öyle mi?"
"Bayılıyorum."
Bu sözler Eleanor'u nihayet gülümsetti. O gülümsediğinde Park'ın içinde bir şeyler koptu.
Hep böyle olurdu.
•(⭐️) Eleanor'a göre çaresizlik evin her köşesine sinmişti. Küçük, kirli parmaklarıyla onun yüreğini acıtan asıl şey umuttu.
•(⭐️)"Size yardım edemem," dedi. Kendini kardeşlerimin derin sularda kaybolmasına izin vermiş gibi hissediyordu. "Ben kendime bile yardım edemiyorum."
•"...senin için gökyüzünü geçeceğim."
•(⭐️) "Sence şu an umurumda mı?" Park, Eleanor'un yüzünü avuçlarının arasına aldı. "Sence şu an senden başka bir şey umurumda mı?"
•Eleanor o güne dek bir kez olsun intihar etmeyi düşünmemişti ama durmayı sık sık aklından geçirmişti. Artık koşamayacak halde gelene dek koşmayı. Asla zemine ulaşamayacağı kadar yüksek bir yerden aşağı atlamayı.
Devamı ⬇️

Most Popular Instagram Hashtags