aylakmatmazel aylakmatmazel

694 posts   13343 followers   5722 followings

Ezgi Durmuş  🦄 Y a D a B i z M a s a l O l s a k 🦄 tüm kitapçılarda! İnternetten sipariş için👇🏻

http://www.kitapyurdu.com/index.php?product_id=414328&route=product%2Fproduct

Ailem bana doğruyu da yanlışı da öğretti ama kendi doğrularımı bulup hayatımı o doğrulara göre inşa etmem konusunda da hep özgür bıraktı. Ben de kendi doğrularımı buldum. Özellikle 5 sene öncesine kadar da doğru bildiğim her şeyi -ne pahasına olursa olsun- çatır çatır savunmaktan çekinmedim. Sonra bir şey daha öğrendim; doğrularını bil, ona göre yaşa ama herkesin yanında zikretme. Çünkü "büyük adamlar"dan çok, var olmak için büyük adamlara ihtiyaç duyan ve bu uğurda üstlerine basılıp onlar ezilirken büyük dediği adamları yükselten KÜÇÜK ADAMLAR daha çok. Ve ben o küçük adamlardan korkuyorum. Çünkü yürekleri kirli. O yüzden bu kitapla ilgili yorum yapmayacağım. İçimden geldiği gibi yazmaktan çekindiğim için samimi olmaz çünkü. Bol bol alıntı paylaştım size bir fikir vermesi için. Benim 'özgürce' yorum yapamamam ve alıntıları üst üste ekleyince bir şeyler uyandıysa içinizde, okuyun. Hatta civarınızda bulunsun bu kitap, açıp açıp okuyun. Söyleyebileceklerim bu kadar🙌🏻

Kız dayıya, oğlan Aylak'a... Ya da kız dayıya, Aylak Ada'ya... Bu tarz.🙄#ea #partnerincrime

"Aslında ve işte asıl onurunu gösterişle taşıdığın zaman, gizliden gizliye kendi kendini aşağılıyorsun." ~Dinle, Küçük Adam📘 #DOSeeTheWonderful

Sözleriniz, bir başkasının hayatında nasıl bir 'anı' olacağınızı belirler. Güzel anılar olmaya çalışın. Ki başarma şansınız da oldukça yüksek. O kulvarda pek rekâbet yok zira...🐇#deniz

2 gündür kitap okuyabileceğim tek zaman diliminin trafik olması, beni üniversite yıllarıma götürdü. Ben Hacettepe mezunuyum ve Beytepe Kampüsü'nü şöyle tarif edeyim: Beytepe'den bir sonraki durak Cennet - Cehennem muhtemelen. O kadar uzak. O yolda şayet şanslıysam ve oturabilmişsem kitap okurdum hep. Sadece bununla da yetinmedi kitap, içindeki hikâyelerle de geçmişe götürdü beni. Mesela; ben küçükken dünyayı kahverengi gözlülerden farklı renkte gördüğüme inanıyordum. Allah'tan kalıcı bir zekâ geriliği değilmiş🙄Yalnız da değilmişim zaten öyle zanneden, kitapta kıl tüy bi' çocuk vardı, o da öyleymiş. Gobi'yle Lamek'in o her şeye rağmen kopmayan bağlarını okurken imrendiğimi de itiraf etmeliyim. Genel olarak ben erkeklerin kadınlara göre daha sıkı dostluklar kurduğuna inanıyorum. Kadınlar arasında illa ki bir noktada kıskançlık ve kıyas oluyor ama erkeklerin birbirlerini kıskandığına çok şahit olmadım şimdiye dek. Bir de ben Emrah Serbes'çiyim malum; bayılıyorum böyle bıçkın delikanlı hikâyelerine. Gobi'yle Lamek'in o isyankâr triplerini okudukça kocaman bir tebessüm oluştu yüzümde. Ama en çok nerede gülümsediğimi söyleyeyim; bu iki çatlağın pazardaki bölümlerinde. İç çamaşırı satan abiyle girdikleri muhabbet...😂Anlatmayacağım, kendiniz okuyup gülün. Gülmüşken şuna da gülün: 3-4 yaşında mıydım ne, pazarcılara acayip özeniyordum nedense. Böyle bağırıyorlar falan yarın yokmuşçasına... O nasıl bir bağırmak, nasıl bir özgüven Allah Allah! Dedim dayı, ben pazarcı olcam. Oldum mu? Vallahi oldum. Bir gün boyunca tezgâh açtık dayımla, gel abla geeeel diye bağırdım gönlümce. Sesimden rahatsız olmadığım ve yüksek sesle konuştuğum tek günmüş meğer... Anlatmaktan utanmak şöyle dursun, bence hayatımın en fantastik girişimlerinden biriydi düşününce... Şaka falan yapmıyorum ha bu arada bu anlattığım SAHİDEN (gerçek) HİKÂYE🙌🏻 Kitabın sonlarındayım, şimdiden bırakıyorum şunu şuraya: #aylaktanseyirçe ✌🏻️

Seni kitaplarından kıskanacak kadar çok sevmeme izin verir misin?
~Ya Da Biz Masal Olsak~

Fotoğraf: @parkslibrary 🙏🏻🦄

Kemal Varol kitaplarıyla ilk buluşmam olacak Sahiden Hikâye. Dün buluşma yerine gittim ve ilk öyküyü okudum bile. Öykü kitaplarında genel bir yorum yapabilmek için bütününü bitirmek gerektiğine inanıyorum. Kendi adıma; beğendiğim öyküler de oluyor beğenmediklerim de... (Yekta Kopan'ı hariç tutuyorum, onun tüm öyküleri💛ben) O yüzden çoğunluk neyse kitabı da o yönde değerlendiriyorum kendimce. Bu noktada sizden bir ricam olacak; bana 1-2 gün mühlet verin bu kitap için. Kitabımın son turundayım, çok yoğunum, çok yorgunum, çok bitkinim, çok huysuzum... Kitap okurken sanki sizi bekletiyormuşum hissine kapılıyorum yazıdan feragat ettiğim zaman yüzünden. O sebeple ağır gideceğim bu kitapta. 2 değil de 4 günde bitiversin, n'olacak? Sonbaharı beraber kucaklamamız gecikmesin yeter ki. Haksız mıyım?✨

Bana kimse agresif diyemez zira kucağımdaki düdüksporun suyunu koymayı unuttuğum için bugünkü tüm planları iptal edip kilometrelerce yolu geri dönüyorum şu an ve henüz kimseyi bıçaklamadım! 😒👩‍👧‍👦 #ginepig #petsofig

Değil bir çantaya koca bir bavula sığmıyor biriktirdiğin anılar. Bazı kalışlar bundan... 👜 #DOSeeTheWonderful

Bu kitabı çoğu kişi ilkokulda okumuş, açıkçası okurken buna biraz şaşırdım çünkü bence ilkokul için ağır bir kitap. O yaşta okuyup da hafızasında bu hazineye yer verenleri yürekten kutluyorum o sebeple. Bir diğer çok gelen ön bilgi ise, kitabın Avustralyalı Aborjinler'i anlattığı idi. Zııııtttt, yanlış bilgi; kitap insan olmanın gerekliliklerini anlatıyor. Hatta insana içine döneceği kapının anahtarını veriyor. Kilidi çevirip çevirmemek sizin elinizde. Amerikalı bir kadının alışkanlıklarını öz ve doğal olanla değiştirirken edindiği deneyimler insana hakikatin ne olduğunu sorgulatıyor ki bunun da cevabı kişinin kendi içinde. Kendime kızdığım, aynı dangalaklığı kendimin de yaptığını hatırlayıp utandığım, beni eleştirdiğim, geliştiğimi gördüğüm yerlerde de kendimden takdiri esirgemediğim tonla yer var. Gelişim dediğimiz şey kişinin yüreğinde ve özünde olmadıktan sonra bir adım öteye gitmesi mümkün değil. Hiç düşündünüz mü mesela; dil neye yarar? İletişime. İçine yalan karışmayan tek iletişim ise anne ve bebek arasında dil öncesi evrede gerçekleşir. Dil geliştikçe insan yalan söylemeyi, niyetini gizlemeyi, bir başkasını müşkül duruma sokmayı da öğrenir. Velhasılı; bugün gelişim dediğimiz şey kullandığımız bu telefonlar, bizi kabilelerden ayrıştıran modern kıyafetler, daha lüks evler, daha akıllı şeyler... İnsan hariç. Hayatımızdaki her eşyanın akıllısı makbulken insanın güzeli, zengini, yakışıklısı ve eğitimlisi makbul. Doğru olan hangisi? Herkesin reçetesi farklı. Kendi doğrunuzu kendiniz bulun bu kitabı okuyup. Söyleyebileceğim tek şey; KENDİ hayatınız için bir "yaşam koçu" (nefret ediyorum bu tanımdan) arıyorsanız; gidin kitapçıya Bir Çift Yürek deyin ilgili görevliye. Sonsuza kadar sizinle yaşayacak bir yönetici işte! Sizin hayatınızı sizden başkasının daha iyi yöneteceğine gerçekten inanabiliyorsanız tabii...🙌🏻 Not: Okuduğum en iyi kişisel gelişim kitaplarından biri oldu Bir Çift Yürek. Okumadıysanız bununla beraber İSMAİL'i ve Bizim Dünyamız'ı da okumanızı şiddetle tavsiye ederim✨

Geçtiğimiz Salı TRT Radyo'da @tuncilkman konuktu, aranızda dinleyenleriniz vardır. Ben de programın sonunu basmıştım ve bence bunu da hatırlayanlarınız vardır (unutma, unutturma ey seyirç!) Sunucu Tunç'a bir soru sormamı istemişti, ben de Parla'da en sevdiği bölümün hangisi olduğunu sormuştum. 6. bölüm demişti, ormanda geçen bölüm... Az önce programın kaydını dinledim, sonra kitabı elime aldım. Hiç tereddüt etmedim; benim okurken en sık durduğum, başkaları için belki çok basit olan ama beni duvardan duvara çarpan bölüm 5. bölümmüş, bir kez daha teyit ettim. Yeniden okudum o bölümü ve şunu düşündüm; insan altından kalkamadığı şeyleri ya hayata ya da aşka yüklüyor. Ben ilk iki okuyuşumda Güney'e objektif yaklaşamamıştım, hatta içimi burkmuştu onun yere diktiği bakışları. Ama az önce fark ettim; ne aşk bencil, ne de hayatın seninle bir alıp veremediği var. Korkaksın, hepsi bu kadar. Hata yapmaktan, başarısız olmaktan, terk edilmekten, yalnız kalmaktan korkuyorsun. Hadi sen sevemiyorsun ama öylesine tutkulu sevilmekten bile korkuyorsun be ve sonra buna yaşamak diyorsun! I ıh... O işler öyle olmuyor şekerim. Korktuğun için susuyorsun bazen ama söylediklerin kadar sustuklarından da sorumlusun aslında. Neyse, neticeye gelelim; bir kitap okunduğu her defasında apayrı bir kitaba dönüşüyor okuyan için. Belki üzerinden zaman geçtikten sonra en sevdiğim bölüm bile değişir, bilemem ama şundan eminim; bu hikâyenin acınası kişisi sen değilsin Güney, kesinlikle ve kesinlikle Luna. 🔲

Gregor Durmuş bir sabah uyandığında kendini devcileyin bir unicorn'a dönüşmüş olarak buldu🦄🌈 #unicorn

Most Popular Instagram Hashtags