[PR] Gain and Get More Likes and Followers on Instagram.

ataizm.kemalizm.1881 ataizm.kemalizm.1881

198 posts   4247 followers   7 followings

Mustafa Kemal Atatürk  🇹🇷Türkiye Devletinin Kurucusu 🇹🇷1881-193∞

Heyet-i Temsilye görev yapmakta zorlanıyor

23 Şubat 1920

1920 yılında Kuvayı Milliye hareketi büyük sıkıntılarla karşı karşıyaydı. İşgalci kuvvetlere karşı imkânsızlıklar içinde verilen silahlı mücadele bir yana, İstanbul Hükümeti’nin kışkırtmasıyla çıkan yerel ayaklanmalar ve mürtecilerin Kuvayı Milliye’yi İslam karşıtı bir hareket olarak gösterme çabaları, milli birlik ve beraberliğin sağlanmasını ve tüm imkânların Milli Mücadele bayrağı altında birleştirilmesini güçleştiriyordu.
Mustafa Kemal, 23 Şubat 1920 günü Kâzım Karabekir Paşa’ya gönderdiği telgrafta, İstanbul Hükümeti’nin Kuvayı Milliye aleyhine yürüttüğü faaliyetlerden ve diğer güçlüklerden şöyle yakınıyordu:
Çeşitli hırslar içinde birbirinin yerini kıskanan kişiler yüzünden çaresiz kalan (Sadrazam) Rıza Paşa’nın Kuvayı Milliye’yi bir an önce ortadan kaldırmaya yönelik genelgesinden haberdar olmakla kalmadık. Ayrıca, “Padişahımız Kuvayı Milliye’yi istemiyor, dağılmalıyız” sloganıyla Nevşehir ve Niğde çevresinde Teali-i İslam Cemiyeti tarafından başlatılan irtica hareketini bastırmak için de tedbir almakla meşgulüz... Sarayın hocalar aracılığıyla ülkenin her yerinde gericilik hareketleri düzenlemesi; Ferit Paşa’nın İngilizlerle işbirliği yaparak Anzavur Ahmet’i Biga’da yeniden Kuvayı Milliye’ye saldırtması; Sivas Kongresi’nin görevden uzaklaştırdığı kişilerin toplantılarda Kuvayı Milliye’ye ve Heyet-i Temsiliye’ye açık saldırılarda bulunması; hükümetin hoşgörüsü, hatta kışkırtmasıyla muhalif gazetelerin kamuoyunu Kuvayı Milliye aleyhine yanıltması; İtilaf temsilcilerinin tüm ters ve olumsuz akımları kendi çıkarlarına uygun görerek, birtakım aldatıcı vaatlerle Kuvayı Milliye’yi sessizce ortadan kaldırmaya mahkûm etme yollarını araması, Heyet-i Temsiliye’yi görev yapmada gerçekten büyük zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemalatatürk #başkomutanatatürk #başbuğatatürk #izmir #ankara #istanbul #gaziantep #anıtkabir

Mustafa Kemal'in ilk Biyografisi
22 Şubat 1922

Mustafa Kemal’in ilk biyografisi, 1922 yılında Mısır’da yayımlandı. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Hayatı - Anadolu’da Türk Milli Mücadelesi adını taşıyan kitap, Suriye-Lazkiyeli bir gazeteci olan Emin Muhammed Said ile sonraki yıllarda Devlet Bakanlığı da yapan Mısırlı ünlü gazeteci Kerim Halil Sabit tarafından kaleme alınmıştı. Henüz Türkiye’de bile böyle bir çalışma yokken bu kitabın Mısır’da yayımlanmasını sağlayan şey, Kurtuluş Savaşı liderine Arap dünyasının duyduğu ilgi ve sevgiydi.
1920’li yıllarda, I. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasından alevlenen Kurtuluş Savaşı, boyunduruk altındaki Arap dünyasına da bir umut ışığı olmuş, toprakları işgal altında olan Arap aydınların ilgisini Mustafa Kemal’e yöneltmişti. Türk Kurtuluş Savaşı, kendi bağımsızlıklarının özlemi içinde olan Arap halkları için de kutsal bir hareketi temsil ediyordu. Bu hareketin yaratıcısı ve lideri Mustafa Kemal, hakkında efsaneler anlatılan bir kahramandı. Öyle ki, aynı dönemde Suudi Arabistan’ı kurma gayreti içinde olan Kral Abdülaziz bin Suud, ondan “İslam Kahramanı” (Batal ül İslam) olarak bahsediyordu.
Mustafa Kemal’in ilk biyografisi uzun yıllar tarihin tozlu raflarında unutulduktan sonra, Feyyaz Berker’in desteğiyle 2011 yılında Prof. Dr. Zekeriya Kurşun tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlandı. Böylece kitap, ilk baskısından tam 89 yıl sonra Türk okurlarla da buluştu.
#mustafakemalatatürk #izmir #ankara #istanbul #atatürk #ata #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemalatatürk #başkomutanatatürk #anıtkabir

Mustafa Kemal Time'a ikinci kez kapak oldu
21 Şubat 1927

Daha önce 24 Mart 1924 tarihinde Time dergisine kapak olan Mustafa Kemal, Türkiye ile ABD arasında Lozan’da imzalanan dostluk antlaşmasının ABD Senatosu tarafından reddedilmesi üzerine 21 Şubat 1927 tarihinde ikinci kez kapağa taşındı.
Türkiye, barış görüşmeleri için İtilaf Devletleri ile Lozan’da masaya oturduğunda ABD sadece gözlemci statüsündeydi ve antlaşmaya taraf değildi. Bu nedenle yine Lozan’da, Türk heyeti ile ABD heyeti arasında 6 Ağustos 1923 tarihinde ayrı bir Dostluk ve Ticaret Antlaşması imzalandı. Fakat, antlaşmanın ardından Amerika’daki Ermeni ve Rum lobileri, “Lozan Antlaşmasına hayır!” sloganıyla güçlü bir kampanya başlattılar. Siyasetçilerin de iki karşıt kampa bölündüğü bu süreç, 1923’ten 1927 yılına kadar devam etti. Sonunda Dostluk ve Ticaret Antlaşması, 18 Ocak 1927 tarihinde Amerikan Senatosu’nda reddedildi.
Bu durum, belirsizlik içindeki Türk-Amerikan ilişkilerini daha da kötüleştirdi. Gelişmeler karşısında Türk hükümeti soğukkanlı bir tutum izlese de, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, “Kültürlü ve uygar bir ülkede, bağnaz bir azınlığın nasıl olup da aydın çoğunluğa istediğini empoze edebildiğini anlayamadığını” söyleyerek, Amerikan yönetimine rahatsızlığını iletti.
Gelişmelerin ardından iki hükümet temsilcileri arasında yeniden görüşmeler başladı ve 17 Şubat 1927 tarihinde bir modus vivendi (geçici anlaşma) imzalandı. Böylece, on yıllık bir aranın ardından Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkiler yeniden tesis edildi.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #times #gazimustafakemal #başkomutanatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #izmir#ankara #istanbul #anıtkabir

Mustafa Kemal,eski eserlerin korunmasını istedi
20 Şubat 1931

Yurt gezileri kapsamında Konya’ya gelen Mustafa Kemal, 20 Şubat 1931 günü kentteki bazı eski eserleri ziyaret etti. Gezdiği yerlerde gördüğü harabiyetten üzüntü duyan Mustafa Kemal, aynı gün Başbakan İsmet Paşa’ya bir telgraf göndererek, eski eserlere sahip çıkılması için hükümetin harekete geçmesini istedi. Cumhurbaşkanına göre İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya’da mevcut müzelerde bazı eski eserler sergilense de, bunların sayısı yeterli değildi. Ülkenin hemen her yerinde “emsalsiz defineler” halinde yatmakta olan eski medeniyet eserlerinin meydana çıkarılarak bilimsel bir şekilde muhafaza edilebilmesi ve yüzyıllardır ihmal nedeniyle harap hale gelmiş olan anıtların muhafazası için ivedilikle arkeoloji uzmanlarına ihtiyaç vardı. Bunun için, Eğitim Bakanlığı’nca yurtdışına eğitime gönderilecek öğrencilerden bir kısmının bu şubeye tahsis edilmesi uygun olacaktı. Mustafa Kemal, ayrıca Konya’da sekiz asır önceki Türk medeniyetinin mimari şaheserleri sayılabilecek nitelikteki Karatay Medresesi, Alaeddin Camii, Sahip Ata Medrese Camii ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami’nin tamire muhtaç bir halde olduğuna dikkat çekiyordu. Gazi, başbakandan, öncelikle bu yapıların askeri hizmet için kullanılanlarının boşaltılmasını ve uzman kişilerin gözetiminde tamir edilmesini istiyordu. Mustafa Kemal’in tarihe ve tarihi eserlere verdiği önemi en iyi şu sözleri yansıtıyordu: Bir vatanın sahibi olmanın yolu, o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanıma ve sahip olmaktan geçer.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemalatatürk #başkomutanatatürk #1881 #izmir #ankara #istanbul #anıtkabir

Halkevleri açıldı
19 Şubat 1932

Cumhuriyet’in ilk yıllarında milli kültürün yaratılması için çalışan kuruluşların başında Türk Ocakları geliyordu. Ancak 2. Meşrutiyet döneminin ideolojik izlerini taşıyan bu kuruluş 1931 yılında kapatıldı ve ülke çapında “Halkevleri”nin kurulmasına karar verildi. Bu yeni girişimin fikir önderlerinden biri olan Vildan Aşir Bey’e (Savaşır) göre Halkevleri bir mektep olmayacak, ama bilim, kültür, sanat ve edebiyat gibi bir milleti uygar yapan tüm değerleri halkla buluşturacaktı. Bağnazlığın hiçbir türü Halkevleri’nden içeri girmeyecekti. Halkevleri’nin en temel amaçlarından biri, Cumhuriyet’in getirdiği değerleri anlatmak ve benimsetmek olacaktı. Halkevleri bir siyasal kurum olarak düşünülmemişti. O nedenle dileyen herkes serbestçe Halkevleri’nin sunduğu hizmetlerden yararlanabilecekti. Halkevleri 9 ana kola ayrılmıştı: Dil ve Edebiyat; Güzel Sanatlar; Tiyatro; Spor; Sosyal Yardım; Halk Dershaneleri ve Kurslar; Kütüphane ve Yayın; Köycülük ve Tarih-Müze. Halkevleri, Atatürk’ün çok güvendiği ve çok bel bağladığı bir devrim kurumuydu. Bu nedenle de ilk günden itibaren çalışmaları Atatürk tarafından yakından izlendi. İlk Halkevleri, 19 Şubat 1932 tarihinde 14 ilde açıldı. Halkın ilgisi umulanın çok üzerindeydi. Sadece bir yıl içinde kütüphanelerden 1,5 milyon kişi yararlanmış, 500 bin kişi konferans ve toplantılara katılmış, yurt genelinde 375 konser verilmişti. Adnan Menderes tarafından kapatıldığı 1951 yılına kadar, tüm ülkedeki Halkevleri’nin sayısı 478’e, Halkodaları’nın sayısı ise 4.322’ye ulaşmıştı.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemal #başkomutanatatürk #izmir #ankara #sivas #konya #istanbul #anıtkabir

"Çocuklar her türlü ihmal ve istismarlardan korunmalı,onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır." Mustafa Kemal Atatürk
#izmir #ankara #mustafakemalatatürk #gazimustafakemalatatürk #başkomutanatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #anıtkabir #tevavüzmeşrulaştırılamaz #çocuğadokunma

İzmir İktisat Kongresi başladı

17 Şubat 1923

Yeni Türkiye’nin ekonomi politikalarına yön verecek olan İzmir İktisat Kongresi, 17 Şubat - 4 Mart 1923 tarihleri arasında toplandı. Kongreye katılan 1.100 çiftçi, tüccar, işçi ve sanayici temsilcisi, yeni dönemin ekonomi politikaları üzerine tartıştı.
Kongre, Mustafa Kemal’in açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında Türkiye’nin siyasi bağımsızlığını Kurtuluş Savaşı’yla kazandığını, artık iktisadi bağımsızlık için çalışmak gerektiğini söyleyen Mustafa Kemal, bu konudaki görüşlerini şöyle dile getiriyordu:
Efendiler, bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, gerilemesiyle ilgili olan şey milletin ekonomisidir... Yeni Türkiyemizi layık olduğu mertebeye getirebilmek için, mutlaka ekonomimize birinci derecede ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü zamanımız tamamen bir iktisat devresinden başka bir şey değildir.
İktisadi bağımsızlığın parçası olarak milli sanayinin korunması, kongrede mutabakat sağlanan konuların başında geliyordu. Ancak kalkınmanın liberal bir ekonomi yoluyla mı, yoksa devlet eliyle mi gerçekleşeceği en temel tartışma konusuydu. Kongrenin sonunda benimsenen görüş, özel teşebbüsün daha ağırlıklı olduğu bir karma ekonomiydi.
Dönemin İktisat Vekili Mahmut Esat Bey (Bozkurt), izlenecek yolu “Yeni Türk İktisat Okulu” olarak tanımlıyordu. Bu yol kapitalist olmadığı gibi, sosyalist de değildi. Benimsenen programa göre başta demiryolları olmak üzere, yeterli sermayenin olmadığı temel kalkınma yatırımlarına devlet öncülük edecek, fakat özel teşebbüsün gelişimi teşvik edilecekti. Öte yandan, bir ayrıcalık verilmemesi kaydıyla, Türk ekonomisinin yabancı yatırımlara açık olması da alınan kararlar arasındaydı.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemalatatürk #gazimustafakemalatatürk🇹🇷 #başkomutanatatürk #izmir #ankara #istanbul #anıtkabir

Türk Tayyere Cemiyeti kuruldu

16 Şubat 1925
Cumhuriyetin ilanından 16 ay sonra, 16 Şubat 1925’te Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in talimatıyla Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin başlıca amaçları Türkiye’de bir havacılık sanayii kurmak, havacılığın önemini halka anlatmak, sivil ve askeri havacılığın gelişimini sağlamak ve “uçan bir Türk gençliği yaratmak” olarak belirlenmişti.
Mustafa Kemal Paşa, 1 Kasım 1924 tarihinde Meclis’te yaptığı konuşmada askeri açıdan hava kuvvetlerinin önemine dikkat çekerek, aslında bu alanda yapılacak çalışmalar için ilk işareti vermişti. Nitekim bundan kısa bir süre sonra Meclis’te, bir uçak fabrikasının kurulması fikri tartışmaya açıldı. Türk Tayyare Cemiyeti’nin kurulması bu alandaki çalışmalara hız kazandırdı.
Mustafa Kemal, cemiyetin kurulmasından sekiz ay sonra, Kayseri’de bir uçak fabrikasının kurulması yönünde talimat verdi. Gazi, Türkiye’de havacılığın en modern şekilde yapılmasını arzu ediyor ve “Biz yeni ve genç bir Türkiye kuruyoruz. Dost düşman ülkelerin geride kalmış teknolojilerine ihtiyacımız yok. Ya en yenisini kurar, onlarla boy ölçüşürüz ya da biraz daha sabreder, bunu yapabilecek güce erişmemizi bekleriz,” diyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın talimatı üzerine kurulan ve uçak sanayii alanındaki ilk milli şirket olan Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ), 6 Ekim 1926 günü büyük bir devlet töreniyle açıldı.
Mustafa Kemal, Türk Tayyare Cemiyeti’nin faaliyetlerini her dönemde yakından izledi ve kuruma destek verdi. Türk Tayyare Cemiyeti, 1935 yılında isim değiştirerek, bugünkü Türk Hava Kurumu adını aldı.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemal #gazimustafakemalatatürk #izmir #ankara #istanbul #anıtkabir

Atına binip Anadolu'ya gitmek
15 Şubat 1919

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmış, Osmanlı Devleti üzerine karanlık bir bulut çökmüştü. O sırada Yıldırım Orduları Komutanı olarak Adana’da bulunan Mustafa Kemal, Ahmet İzzet Paşa’nın kendisini çağırması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelmişti. Haydarpaşa’da trenden indiğinde onu karşılayan manzara, denizin üzerini kaplayan dev bir düşman donanması olmuştu.
Mustafa Kemal, daha Adana’dayken ülkenin kurtuluşunun bundan böyle ancak milletin çabasıyla olacağını görmüş, bunu Ali Fuat Paşa’ya şu sözlerle ifade etmişti:
Artık milletin bundan sonra kendi haklarını kendisinin araması ve koruması, bizlerin de mümkün olduğu kadar bu yolu göstermemiz ve bütün ordu ile beraber yardım etmemiz lâzımdır.
İstanbul’a geldikten sonra Şişli’de kiraladığı eve yerleşen Mustafa Kemal, burada Anadolu’ya geçmenin planlarını yapmaya başlamıştı. Bu sırada çeşitli ziyaretler yapıyor, eve davet ettiği İsmet Bey (İnönü), Kâzım Karabekir, Rauf Bey (Orbay) ve Refet Bey (Bele) gibi eski silah arkadaşıyla görüşerek onların fikir ve değerlendirmelerini öğrenmeye çalışıyordu.
Mustafa Kemal’in, 15 Şubat 1919 günkü ziyareti sırasında Refet Bey’e (Bele) söylediği şu söz, onun bir an evvel Anadolu’ya geçme arzusunu ve gelecekle ilgili planlarını yansıtıyordu:
Eğer atına binip Anadolu içlerine gitmek istiyorsan, ben bir gün senin bu arzunu tatmin edebilirim.
#ata #atatürk #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #gazimustafakemal #başkomutanatatürk #izmir #ankara #istanbul #anıtkabir

"Bir Kuvayı Milliyeci:Kara Salih Çavuş"

14 Şubat
Kurtuluş Savaşı, adı tarihin derinliklerinde unutulup gitmiş, sivil ve asker yüzbinlerce vatanseverin yazdığı bir kahramanlık destanıdır. O kahramanlardan biri olan Kara Salih Çavuş’un hikâyesi de, Milli Mücadele boyunca benzeri binlerce kez yaşanmış eşsiz fedakârlık hikâyelerinden yalnızca biridir:
Mütarekede bizi İstanbul’da bıraktılar. Bize güvenleri varmış ki gizli işlerde çalışmamızı uygun görmüşler. Biz de az çok tecrübeli sayılırdık. Balkan’da vuruştuk, Çanakkale’de Mustafa Kemal’in idaresinde Arıburnu’nda süngü hücumu yaptık, Suriye’de savaştık. Hepimiz Mustafa Kemal’e hayrandık. Ne emir verse yapmaya hazırdık. Öl dese ölürdük.
O zaman İstanbul’daki esas mesele Anadolu’ya silah kaçırmaktı. Sarayburnu’nda Fransızların cephane deposu vardı. Bir gece koca cephaneliği sahildeki Nazif Kaptan’ın motoruna naklettik. Kalan cephaneyi de havaya uçurduk. İstanbul’da daha bir yığın işler gördük. Her gün Anadolu’ya oluk gibi cephane akıtıyorduk. Fakat en son boşalttığımız Davutpaşa Cephaneliği yakalanmama sebep oldu.
Davutpaşa’daki silahları Yüzbaşı Ata Bey’in evine götürmüş, oradan dışarı yolluyorduk. Son hadisede silahları bir tabuta koyarak evden çıkarmıştık. Cenazenin Yusuf Paşa Camii’nde namazını kıldırdık. Tabut oradan Anadolu’ya nakledilecekti. Fakat müezzin efendi bizi ihbar etmiş, basıldık. Hepimiz darmadağın olduk. Ben de yakalandım.
Tam 22 gün beni konuşturmak için yapmadık işkence bırakmadılar. Öbür dünyaya kaç defa gidip geldik. Bereket versin teşkilatta bir Ömer Bey varmış, o sayede Ereğli’ye kaçırıldım. Sonra da İstiklal Harbi’ne katıldık. Mustafa Kemal’in emrinde çalıştım. Düşmanı perişan ettik. Gazi’yi yine sık sık görüyordum. Beni Çanakkale’den ve Suriye’den hatırlıyordu.
Çakmak çakmak gözleriyle bana bakıyor, “Zafere ulaşacağız!” diyordu.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #gazimustafakemalatatürk🇹🇷#mustafakemalinaskerleriyiz #izmir #ankara #istanbul #anıtkabir

Şeyh Said İsyanı Başladı
13 Şubat 1925

Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesi sırasında ve ardından Cumhuriyet devrimlerini uygulamaya koyduğunda, birçok isyan ve tehditle karşı karşıya kaldı. 13 Şubat 1925’te patlak veren Şeyh Said İsyanı, hem yaygınlığı hem de oluşturduğu tehlike bakımından bunların en önemlilerinden biriydi.
Bingöl’ün Genç ilçesinde Şeyh Said önderliğinde başlayan ayaklanma, “Din elden gidiyor” propagandasıyla kısa sürede genişleyerek 15 bin kişilik bir güce ulaştı. Maden, Siverek, Ergani ve Varto isyancıların eline geçerken, Mart başında 10 bin kişilik bir kuvvet Diyarbakır’ı kuşattı.
Bu durum bazı olağanüstü tedbirler alınmasını zorunlu kıldı. İsyan başladığı sırada hükümetin başında, ılımlı kişiliğiyle bilinen Fethi Bey (Okyar) bulunuyordu. Hükümetin gerekli önlemleri almakta gecikmesi ve ayaklanmanın genişlemesi üzerine Fethi Bey, 2 Mart 1925’te istifa etti ve ertesi gün İsmet Paşa’nın başkanlığında yeni bir hükümet kuruldu.
Yeni hükümetin ilk işi Takrir-i Sükûn (Huzuru Sağlama) Kanunu’nu geçirmek oldu. 22 red oyuna karşılık 122 oyla kabul edilen kanun, ayaklanmanın bir an evvel bastırılması için hükümete olağanüstü yetkiler veriyordu. Kanun kapsamında Ankara ve Diyarbakır’da İstiklal Mahkemeleri kurulurken, ordu birliklerinin planlı harekâtı sonucunda elebaşıları yakalandı. Şeyh Said de 15 Nisan’da Varto yakınlarında ele geçirildi.
O günkü koşulları dikkate almaksızın Takrir-i Sükûn Kanunu’nu bir “istibdat kanunu” olarak değerlendirmek yersizdir. Şeyh Said İsyanı’nın bastırılması, Cumhuriyet yönetiminin Doğu’da denetimi sağlaması bakımından önemli bir dönüm noktası oldu. Öte yandan ayaklanmaya karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması, çok partili yaşama geçiş sürecini sekteye uğrattı.
#atatürk #ata #mustafakemalatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #ankara #istanbul #anıtkabir #izmir

Selanikliler,doğduğu evi Atatürk'e armağan etti

12 Şubat 1937

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve babası Ali Rıza Efendi evlendikten bir süre sonra Selanik’e yerleşerek, kentin o zaman Koca Kasım Paşa adını taşıyan mahallesinde bir ev kiraladılar. Atatürk 1881 yılında, bu pembe boyalı evin ikinci katında dünyaya geldi. Küçük Mustafa 7 yaşına gelinceye kadar bu evde yaşadı. Ancak 1888 yılında babası ölünce, Zübeyde Hanım ve üç çocuğu evden taşınmak zorunda kaldılar. 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması imzalandıktan sonra ev, Yunan hükümeti tarafından Yunanlı bir aileye satıldı. Selanik Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. yılının kutlandığı 29 Ekim 1933 tarihinde bir jest yaparak, evin kapısına Türkçe, Yunanca ve Fransızca, “Türk milletinin büyük reformcusu ve Balkan Birliği’nin destekleyicisi Gazi Mustafa Kemal burada dünyaya gelmiştir” yazılı bir levha taktı. Bundan birkaç yıl sonra da evi Yunanlı sahiplerinden satın alarak Atatürk’e armağan etmeye karar verdi. 12 Şubat 1937 günü evin Atatürk’ün emrine tahsis edildiği açıklandı ve anahtarı Türk Konsolosluğu’na teslim edildi. Atatürk, bu düşünceli davranıştan dolayı Selanik Belediye Başkanı Marcuriu’ya bir teşekkür telgrafı gönderdi. Halen müze olarak kullanılan Atatürk Evi, Selanik’in Aya Dimitriya Mahallesi’nde, Apostolu Pavlu Caddesi No. 75’te bulunmaktadır. Müze, yaklaşık üç yıl süren yenileme çalışmalarının ardından 2013’te yeniden ziyarete açılmıştır.
#atatürk #ata #ataturk #mustafakemalatatürk #selanik #gazimustafakemal #başkomutanatatürk #mustafakemalinaskerleriyiz #izmir #ankara #istanbul

Most Popular Instagram Hashtags